Bugün, 12 Mart 2026 Perşembe

Mehmet Ali AYDIN


GEVEZE KURBAĞA

GEVEZE KURBAĞA


 

Nerede okudum, hangi kitaptaydı şu an hatırlayamıyorum ama hatırladığım kadarı ile şöyle bir hikaye vardı: 

Zamanın birinde güzel bir memlekette her taraf yeşillik, çayır çimen, etraf ormanlarla dolu imiş. Bu güzel yerde bütün hayvanlar son derece mutlu ve birlikte yaşıyorlarmış. Şırıl şırıl akan dereler, tertemiz masmavi göller, sazlıklar içinde kurbağalar, balıklar, her türlü su hayvanı ve kuş türleri birlikte yaşarlarmış.

Gel zaman, git zaman derken iklim değişmiş, yağmurlar yağmaz olmuş. O güzelim çayırlar, ağaçlar kuraklıktan sararıp solmaya ve kurumaya başlamış. Sular çekilmiş, göller kurumuş ve orası yaşanmaz bir hale gelmiş.

Burada yaşayan hayvanlar arasında da türleri farklı da olsa aralarında çok güzel dostluklar varmış. Bu dostluklardan biri de geveze kurbağa ile ördekler arasındaymış.

Buranın artık yaşanmaz gelmesi, burada yaşayan hayvanları kara kara düşündürmeye başlamış. Herkes kendine göre çözümler üretmeye çaba göstermişler, kimisi buradan başka diyarlara göç edip gitmişler. Suların kurması, yiyecek bulmanın zorlaşması üzerine ördekler de başka bir diyara göç etmeye karar vermişler.

Ördeklerden biri keşif yapmak için havalanmış az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş ve nihayetinde yaşamaları için elverişli bir yer bulmuş ve dönmüş. Arkadaşlarına da yolculuğunu, gördüğü yerleri ve en sonunda da yaşayabilecekleri yeni bir yer bulduğunu söylemiş.

Hazırlıklar yapılmış, yolculuk günü yaklaşınca, arkadaşları olan kurbağa; “gideceğiniz yere beni de götürün” demiş. Onlarda biz uçarak gideceğiz, sen ise uçamazsın, karadan da bizi takip etme şansın yok, hem gelmeye kalksan yolda da bin bir tehlike var, bu iş olmaz sen gidemezsin demişler.

Demeyi demişler ama kurbağayı da burada bırakmaya gönülleri razı olmamış. Çareler düşünmeye başlamışlar ve sonunda kurbağayı yanlarında götürmeye karar vermişler ve demişler ki biz iki ördek bir çubuğun uçlarından ayaklarımızla kavrayıp tutalım, kurbağa da çubuğu ortasından ısırsın böylece biz de onu havadan götürelim demişler.

Buldukları çözümü arkadaşları kurbağaya açık açık anlatmışlar ve sıkı sıkı da tembih etmişler ki; sakın ola havada uçarken vıraklama. Eğer ağzını açarsan yüzlerce metre yüksekten yere çakılır ve ölür gidersin demişler. Kendisine de bunu yapabilir misin diye de sormuşlar. Kurbağa buradan kurtulacağı için her türlü çözüme dünden razı.

Kurbağanın bu çözüme aklı yatmış ve yolculuk boyunca konuşmayacağına dair söz vermiş. Hani atalarımız “kedi ile çuvala girilmez” demişler ya, kurbağa bu geveze mahlukun biri onun sözüne güvenilir mi, gevezelik yapmadan durabilir mi ördekler çok güvenmemişler ama arkadaşlarını da kırmak istememişler.

Beklenen gün gelmiş, yolculuk için gerekenler yapılmış, iki ördek bir çubuğu iki başından ayakları ile kavramışlar, kurbağa da ortasından ağzı ile ısırmış ve havalanmışlar. Kurbağa hayatında ilk kez havadan yolculuk yapıyor, yukarıdan aşağı bakınca manzara acayip. Aşağıda gördüklerini hayretler içinde izliyor, gördükleri kendisini şaşkına çeviriyor, ağzı hayretten açık kalacak ama düşme tehlikesi var. Ördekler de sık sık tembih ediyorlar ki aman ha sakın ağzını açma.

Yolculuk bu minval üzere devam ede dursun öyle bir yere gelmişler ki aşağıda düğün bayram var, herkes cümbür cemaat şarkılar türküler eşliğinde oynayıp dans ediyor. Aşağıdaki şarkılı, türkülü ortam kurbağanın aklını başından almış ve vıııraaakkk diye bağırması ile ağzı ile kavradığı çöpten kurtulmuş ve hava boşluğunda yolculuğa çıkmış. 

Kurbağa bu yüzme bilse, yürüme bilse ve zıplama bilse de uçmayı bilmiyor. Olanca hızıyla düşmeye başlamış ve cümbür cemaat eylenenlerin ortasında toprağa çakılmış oracıkta dünyasını değiştirmiş.

İnsan nerede ne zaman ne konuşacağını, kime nasıl davranacağını, kimlerle arkadaşlık kuracağını bilmeli ve hesabını, kitabını iyi yapmalı. Yoksa yolda kalması işten bile değil. Menfaat ve çıkarların çatışması insanların nefsine ağır gelir, hiç yapmaması gereken bir hareketi yapar ve fevri davranır ve uzun soluklu olacağını sandığı birlikteliği bir anda bitirir. 

Ne güzel söylemişler: “Aynı yolda yürüdüğümü sandığım insanlar, sadece gidecekleri yere kadar bana eşlik ediyormuş…”