Yaşı ellinin üzerindeydi; elli üç, elli dört gibi.
Koyunculuk yapardı. Ne zamandan beri? Aşağı yukarı, on üç yaşından bu tarafa. Koyunlarının sayısı elli altmış arasında değişirdi.
Sabah namazı olmadan koyunlannı önüne katar, uzak uzak otlaklara, kırlara, bodur bodur ormanlara gider, akşama iki saat kala dönüş yoluna girer, gün batımından bir saat sonra ağılına sokardı sürüsünü.
Golit Ahmet, haram-helal nedir çok iyi bilir; lâkin hiç ama hiç dikkat etmezdi. Bir çok kişinin bağına-bahçesine sürüsünü sokmakta hiç bir sakınca görmezdi.
Köy halkı değil sadece, komşu köylüler bile bu adamdan bezmişler, iki ah etmişlerdi. Koyunlar, çok büyük zarar veriyorlardı başkalarının tarlalarına, bostaıılarına.
Golit Ahmet, kaba bir insandı. Kendisini ikaz edenlere, suratını ekşiterek bakar:
- Koyun hayvanı bu; sahip çıkamıyorum, önüne gelen yere dalıyor, fazla da üstüme gelmeyin haa! Derdi. Bu yüzden, bir çok komşusu ve hatta akrabası ile yıllardır konuşmamaktaydı. Yani, hani denir ya. hem suçlu, hem güçlü, diye. Bu yarım asrı geride bırakmış çirkin huylu adam, bu sözün tam da prototipiydi. Haktan hukuktan söz edenlere çok kızardı. “Benim koyunlar için her taraf yaylım yeridir, karşı çıkan varsa beri gelsin.” yollu tehditlerle dilediği gibi otlatırdı davarını.
Bir kaç zamandır yeni bir âdet edinmişti.
Akşam olunca, koyunlarını artık ağıla da sokmuyor, köyün mezarlığına atarak sabahlıyordu. Oysa, köy mezarlığı, köylünün ortak malıydı. Kimsenin tekelinde değildi. Çok gür odaklıydı mezarlık.
Köy Muhtarı Topal Avni, azaları ile bir toplantı yaptı.
Golit’in kesin bir şekilde uyarılmasına karar verdiler.
Bir akşam evine dönen Golit’e Muhtar, şöyle dedi:
- Ahmet gardaş, köylünün bağını, bostanını, tarlasını, bahçesini hiç tınmadan koyunlarına yaylım alanı olarak kullanıyorsun; bu yetmedi şimdi, mezarlığımıza dadandın. Valla, bu iş artık çığırndan çıktı, sade ben değil, bütün millet sana, büyük bir kin besliyor. “kırdığı yumurta kırkı geçti” diyorlar.Gel bu işten vazgeç! Birbirimizi üzdüğümüz yeter artık.
Tabakasından sardığı tütünü fosur fosur çeken çeken Golit, biraz boğuk ve parazitli bir sesle:
- Köyün ortak malından istifade etmekte nemahzur var? Diye çıkıştı.
Muhtar:
- Bu inadı bırak!
- Ben inat minat etmiyorum muhtar. Bu koyün insanıyım ve ortak malımızdan yararlanıyorum.Boş laflarla beni yıldıramazsın.
Muhtar Topal Avni, bu huysuz adamı ikna edemeyeceğini anlayınca, daha beter bir olayın olmaması için, yoluna yürüdü.
Tabii, Golit Ahmet, köyün muhtarını da bu şekilde başından def edince, daha da fütursuzlaşmıştı. Köyün yaşlıları, hatırı sayılır büyükleri de, bu adama çok şeyler söylediler. “Mezarlıkta koyun yaymak, hele geceleri orada sabahlamak filan, Golit efendi, Golit efendi, kendine dikkat et!” gibi bir çok uyarıcı sözler söylediler ama, hepsi nafile oldu.
>>>devam edecek....
