Bugün, 14 Mart 2026 Cumartesi

Muzaffer GÜNAY (GİZEMLİ HİKAYELER)


GOLİT AHMET -2-

GİZEMLİ HİKAYELER


En son, imam devreye girdi:

- Golit ağa, dedi imam, benden hatıılatması, o mezarlıkta nice Allah dostlan var; bakarsın, birinin hatırına Allah seni perişan eder. Koyun bu, her yere pisler; mezarlıkta ot bırakmamışsın, tıraş edilmiş gibi mezarlık. Ne olur inat etme!

Kendisinden başka akıllı tanımayan ve kabul etmeyen davar çobanına bu nasihatin da bir kârı olmadı. Bildiği gibi, her akşam mezarlığa soktu koyunlarını.

Bir yaz akşamıydı.

Koyunlarını, mezarlığa atan huysuz Çoban, sırtını bir çam ağacına verdi. Gün boyu çok dolaşmış ve biraz yorulmuştu.

Gök yüzünde küçültülmüş gümüşi bir siniyi andırdan ay, mezarlığa adeta esrarengiz bir hava veriyordu. Golit, böyle parlak gecelerde, uyumakta bir mahzur görmezdi, nerede olursa olsun.

İster bir dağ başı, ister bir dere içi, ister bir kaya kovuğu, isterse bir mezarlık olsun, O’nun için far-ketmezdi.

Dün gece de çok az uyumuştu.

Şu an için, uyku bütün tatlılığı ile üstüne çökmüştü.

Kocaman kafasını ağaca yasladı, gözleri harika güzellikteki aya takıldı. Derken, sayıklamaya başladı.

Koyunlar, yayılmıyordu. Karınları çok toktu çünkü.

Acaip bir ses, mezarlığı doldurdu. Bu ses, gerçekten çok korkutucuydu. “Haa, hoo, hüü..."

Golit, anında irkilip uyandı.

Neler oluyordu?

Çoban Ahmet, feleğini şaşırmıştı. Sağına soluna bakındı korkulu gözlerini fıldır fıldır çevirerek.

Ses, aynı şekilde tekrarladı. Golit, hiç bu denli bir korku humması yaşamamıştı. Çoktan kaçacaktı ama, bu gücü kendisinde bulmadı. Dizlerinin bağı, büsbütün çözülmüştü. Değil kaçmak, yerinden bile kalkanııyordu.        

Ses giderek eridi. Golit Ahmet, derinden bir “oh”çekti.

- Korktu benden, diye söylendi. Zaten benden kim korkmaz ki. diyerek şişti.

O gece sabaha kadar, hiç uyumadı, kepeneğinin üstünde sabahladı.

Torununun evden getirdiği azığı aldıktan sonra, sürüsünü önüne katarak vurdu gitti uzak ormanlara, yeşil yeşil yamaçlara.

Fakat, o gün neşesi hiç mi hiç yerinde değildi çoban Ahmet’in.

Akşamki o acaip sesler, bütün gün boyu beyninde uğuldadı, kulaklarında yankılandı durdu. Neydi acaba bu ses? Hep bu çengelli soru ile cedelleşip durdu. Gün karşı tepelerin arkasına düştü. Çoktandır kavalını öttürmeyen Golit Ahmet, öyle derin, öyle yanık bir kaval çaldı ki, koyunlar etrafına toplaştılar.

Akşam namazının karıştığı alaca karanlıkta köyün içine geldi. İmam namazı kıldırmış, evine gidiyordu. Golit’i görünce durdu:

-              Ahmet emmi, yine mezarlığa mı gidiyorsun? Diye sordu.

Hiç tereddüt etmedi adam:

-              He ya. Ne sandındı ya?

İmam:

-              Din kardeşliği gereği bir kere daha hatırlatıyorum emmi, gel girme mezarlığa..

Golit Ahmet, dün geceyi hatırladı, içi üşüdü, kalbinin cidarlarına kadar ürktü. Ama yine de erkekliği elden bırakmadı kendisince:

-              Yoo, yoo, hiç bir korkum yok. Cin. şeytan, hortlak her ne ise, ben böyle şeylere pabuç bırakmam. Benim hayatım dağlarda geçti. Şuncacık mezarlıktan mı korkacağım. Dedirtir miyim kendime, korkağın teki diye. Tövbe billah.. Sen yoluna imam efendi, ben de mezarlığa..

>>>devam edecek…