reklamy

Kemal MENCELOĞLU


GÖNÜL GÖZÜYLE BAKINCA

GÖNÜL GÖZÜYLE BAKINCA




Gönül gözüyle bakınca,
Ateş sineyi yakınca,
Gerçek ortaya çıkınca,
Bak o zaman neler olur.

Sen gerçeğin peşinde koş,
Olacaktır gönlün de hoş,
Semalarda uçan bir kuş,
Bak o zaman neler olur.

     Gönlü güzel dostlarım, Rabbim her işinizi hayır etsin, ocağınızda güller bitsin. Günler size huzur ve mutluluk getirsin. Müsbet düşünce önemlidir, hayata hep dolu tarafından bakalım, elbette eksiklerimizi, olumsuzlukları da unutmayalım ki, onları telafi etme fırsatı bulalım diye düşünüyorum.
     Türkiyemiz ve Türk milleti çok önemlidir. Milletimiz bu toprağa yakışmıştır. Onlarca medeniyete mezar olan Anadolu bu milleti sevmiştir. Ona bütün cömertliğiyle her şeyini vermiş, bonker davranmıştır. Havası, suyu, dağı, denizi, deresi, tepesi o kadar bizim olmuştur ki; o bizsiz, biz onsuz yaşayamayız.                     
     Devleti kuran, gerçeği bulan, hesabı soran bir millet olmuşuzdur biz. Planları kurmayı da bozmayı da iyi biliriz. Üzerimizde oynanmayan oyun; dağımızda, deremizde otlanmayan koyun kalmamıştır. Yeri gelince elinde kılıç yiğit bir Alperen  Alparslan, Yavuz; yeri gelince gönüllere giren Mevlana, Yesevi, Yunus olmayı başarmışızdır. 

Göbeğine oturmuşuz Anadolu’nun,
Takipçisi olmuşuz Oğuz soyunun,
Yirmi dört kardeşin her bir boyunun,
Torunları vardır bugün Anadolu’da.
     
      Yakılan ocaklarda, bulunan bucaklarda; dikilen direklerde, tutuşan yüreklerde hep bir şeyin sevdası vardır:” Birlikte dirlik, dirlikte birlik; dillerde dua, gönülde sevda; yol Allah yolu, rehber Hz. Muhammet Mustafa (sav). Mevla bizi bu güzellikten ayırmasın.
     
     GÜNÜMÜZÜN MEKKESİ NERESİDİR?

     Bilir misiniz güzel kardeşlerim? Bugün Hıra Dağının, Mekke’nin, Medine’nin yeri neresidir? O mukaddes değerleri, o mukaddes şehirleri temsil eden neresidir? Ben biliyor ve inanıyorum ki, o ruhun yaşandığı yerler bugün için Konya’dır, Kayseri’dir, Ankara’dır, İstanbul’dur, Edirne’dir, Samsun’dur, Erzurum’dur. Yani o güzelim Anadolu’dur.
      Her zaman Mekke, Medine gönüllerimizi süsleyecektir ama o ruhu dünyaya bugün için bu aziz millet yaymaya, yaşatmaya, yeşertmeye devam edecektir. Temsili biz gerçekleştirmek zorundayız. Çünkü emperyalist güçlere boyun eğenler, onların taşeronu olanlar, kaynaklarını halkının değil, düşmanlarının altına halı gibi serenlerle kutsal yolculuğa çıkılmaz, ulvi hedeflere gidilmez. Akif’in dediği gibi;

“Doğrudan doğruya Kur’andan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı.”

     Elbette Sünneti kenara koyan, Hadisleri yok sayan, Efendimizi postacı konumuna koyan anlayışla değil; Kuranı getiren, ilk müfessiri kendisi olan, bize Hak yolu gösteren Yüce Peygamberimizin anlatımıyla başaracağız. Ruhu Muhammedinin yaşandığı beldeler o davanın taşıyıcı kolonları olacaktır. Hamdolsun Mevlaya, 1400 yıldır varlığı bilinen Efendimizin davasının bin yılında hep varız, inşaallah nice bin yıllar daha varolmaya devam edeceğiz.
     Açları doyuran, masumu kayıran; mazluma sığınak, yurtsuza korunak kim ise Mekke, Medine ruhunu taşıyan da yaşatan da odur. Hesaba sığmayan servetlerini halkı, mazlum ve muhtaçlar için kullanmayan, binlerce nasihata rağmen uslanmayan, dosta köstek düşmana destek olanların isim müslümanlıkları hiç bir işe yaramayacaktır.
      Ümmet ve soydaş coğrafyası bizleri beklemektedir. Dün yeryüzü güneşinin doğduğu yer Hıra Dağı, Mekke şehriydi fakat o ruhu bugün temsil eden insanların Anadolu’da yani Türkiye’de olduğunu görüyoruz. Böyle olmasını da arzu ediyoruz. Mazlum, masum ve mağdur coğrafyaya sahip çıkacak baş biz olmalıyız, tutacak el biz olmalıyız, savunacak dil biz olmalıyız. Zaten olan da budur. Farklı bir şey görebiliyor musunuz?

       HASAN BEYİ BİLMEZSİNİZ
      Daha önce yazdığım bir yazıya yürek sızısı, gönül dokunuşlarıyla yaklaşan bir gönül erinin yaklaşımını sizlerle paylaşmak istiyorum:
      “Hocam, Allah sizlerden razı olsun. Allah'ıma yemin olsun ki kendimi bildim bileli aynı duyguları paylaşanlardan biriyim. Duygularıma tercüman oldunuz.  Ortaasya, Türkmenistan Sultan Sencer Yusuf Hemedani ziyaret ettim. Türkmenistan'da Aşgaabatta Ertuğrul Gazi Camii yapımı esnasında dokuz sene gidip geldikten sonra Camii ve kültür merkezinde idare amirliğinde görev yaptım.     
     Yugoslavya dağılınca Üsküp Priştine Prizren Tuzla, Mostar, İpek, Karadağ Rıza şehrinde hizmetlerim oldu.  Somali, Kenya, Jubiti, İran, Irak, Suriye, Arabistan yandı yüreğim yandı.  Yad ellerde kalan yarenler gördüm, hasretlik çeken aynı milletin evlatlarıyız.  Kosova Sultan Muradı Hüdavendğar Türbesinin restorasyon çalışmaları esnasında oraya bir kız çocuğu geldi.  Birden “Kızım sen Türk müsün?” dedim. Evet “nerden bildin abi” dedi. Ben de kan çekti herhalde dedim."

“Ben bir Türküm dinim cinsin uludur,
Sinem, özüm ateş ile doludur,
İnsan olan  vatanının kuludur,
Türk evladı evde durmaz, giderim.

Yaradanın kitabını kaldırtmam,
Osmancığın bayrağını aldırtmam,
Düşmanımı vatanıma saldırtmam,
Tanrı evi viran olmaz giderim.

Rabbim şahit duracağım sözümde,
Milletimin sevgisi var özümde,
Vatanımdan başka şey yok gözümde,
Yâr yatağın düşman almaz, giderim.”

diyen Mehmet Emin Yurdakul ne güzel tarif etmiş, vatanı, sevgiyi ve sevdayı...
      Gördüğüm bu yerlerde hala Türk kokusu ve kültürü sinmiş her yere. Mis gibi kokuyor sokaklar, evler, köprüler, cumbalar, çeşmeler hepsi bizim. İpek şehrinde camiden çıkışta bir ihtiyar boynunuza sarılıp ceddimizin torunları gelmiş deyip boynunuza sarılıp kokluyorsa; Türkmenistan'da Türkmen ana boynunuza sarılıp biz sizi bekliyorduk,  gözlüyorduk, çok şükürler olsun Hüdaya.  Sizlere kavuştuk, gelip durun oğul yanımızda. ülkemize evimize bolluk bereket getirdiniz.  Sizleri gördüm ya bundan gayri ölsem de gam yemem oğul, can oğul.  Ne demek bu Can Hocam bu Türkmen ana 94 yaşında idi. Öldüyse rahmet diliyorum.
     Ah Hocam, dünyanın neresinde olursa olsun bir gözyaşı varsa benim gözüm kan ağlar.  İster müslim, ister gayrimüslim olsun hiç farketmez.  Biz zalim bir millet değiliz. Biz mazlumun hamisi, zalimin canisi olan  bir milletiz. Hocam yüreğine sağlık,  yazınızı biri anlamazsa biri anlar, bu milletin Akifleri, arifleri bitmez inşaallah Allah'a emanet olun.” Diyerek bitirmişti Dostum Karakuş yazısını. Allah ondan da, sevdalı yürekler olan sizlerden de razı olsun.  Selam ve dua ile kalın. 

Baktım gönül gözüyle, bu gerçekleri gördüm,
Deniz, derya demeden atı ummana sürdüm.