Bugün, 17 Nisan 2021 Cumartesi

Mehmet Ali AYDIN


HATIRALAR HATIRLANDIKÇA-19

BUNALIMLI YILLAR


Hem okuduğumuz yıllar hem de göreve başladığım ilk yıllar ülkemizin en karışık dönemlerinden biriydi. İstikrarsız koalisyon hükümetleri, ekonomik, siyasi ve idari buhranların sıkça yaşandığı ve gelecekle ilgili kimsenin ümitli olmadığı yıllar. Ben okuldan mezun olduktan kısa bir süre sonra 5 Haziran 1977 genel seçimleri yapılmış seçim sonuçları hiçbir partiye tek başına iktidar şansı vermemişti.

Bu seçimlerde Ecevit liderliğindeki CHP 213 milletvekili, Demirel liderliğindeki A. Partisi 189 milletvekili, Erbakan liderliğindeki MSP 23 milletvekili Türkeş liderliğindeki MHP 18 milletvekili çıkarmıştı. Kalan milletvekilleri diğer partiler ve bağımsızlar arasında paylaşılmıştı. Ecevit, seçimlerin ardından azınlık hükümeti kurmuş ama güvenoyu alamamıştı.

Bunun üzerine Süleyman Demirel yanına Erbakan ve Türkeş’i de alarak 2. Milliyetçi Cephe koalisyonunu kurmuştu (21 Temmuz 1977). Ben de bundan kısa bir süre sonra 5 Ekim 1977 de göreve başlamıştım. İlk zamanlar çok sıkıntı çekmedim. Yavaş yavaş okula, öğrencilerime ve öğretmenliğe ısınmaya başladım. Kısa sürede okulda kendimi kabul ettirmeyi başarmıştım. Hatta boş dersim olduğu zaman dersine girmediğim sınıflar dersleri boş olursa beni derslerine davet eder onlarla sohbet ederdim.

O yıllar Seben enteresan bir yapıya sahip, ilçe ikiye bölünmüş bir taraf sağcı, değer taraf solcu. Birbirleri ile ilişkileri son derece sınırlı hatta iki kardeş düşünceleri farklı ise neredeyse birbirleri ile konuşmuyorlar. Bakkallar ayrı, kahvehaneler ayrı, herkes kendi tarafı ile haşır neşir oluyor. Kavga yok ama dostluk ve kardeşlik de yok. Okulda da öğretmenler arasında da bir gruplaşma var ve herkesin durumu belli.

Bu arada benim kiraladığım ev İsmail Orhan arkadaşın evinden güzel olunca bu defa o bana yalvarmaya başladı; “Ben de senin eve taşınayım, birlikte kalalım” diye. Ben de önce bilerek onu biraz uğraştırayım diye kabul etmez gibi davrandım. Fakat daha sonra onu da yanıma aldım ve birlikte aynı evde kalmaya başladık. O evleninceye kadar aynı evi paylaştık, evlenince evi onlara bırakarak ben başka eve taşındım.

11 Aralık’ta ülke genelinde yerel seçimler yapıldı. Seben’de de yerel seçimler hep son derece çekişmeli geçmiş ben göreve başladığımda da AP’li Zeki Güneş belediye başkanı idi. Ama yapılan seçimde çok az bir farkla Belediye Başkanlığını CHP’li aday kazanınca ortalık alevlendi. Seçimlere hile karıştığını, sayımlarda hile olduğunu ileri süren AP’liler durumu kabullenemediler, kaymakamlık binası önünde bir eylem gerçekleştirdiler bizde kasabada böylece ilk eyleme katılmış olduk. Fakat netice değişmedi.

Yurt genelinde de CHP. Yerel seçimlerde başarılı olunca bu 2. Milliyetçi Cephe hükümeti içinde sonun başlangıcı oldu. Ülke tarihinin kara bir lekesi olan “Güneş Motel” olayı yaşandı ve bunun sonucunda ayartılan şerefli (!) on bir milletvekili Adalet Partisinden istifa ettiler. Verilen gensoru ile 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti düşürüldü, tarihler 5 Ocak 1978’i gösteriyordu. Ecevit bunların her birini bakanlıkla ödüllendirerek mecliste güvenoyu alacak çoğunluğu sağlayarak hükümet kurdu. Bizim içinde artık sıkıntılı günler başlıyordu.

O günlerde okulda da haraketli günler başladı. Bir gün lise birinci sınıfta öğrenciler arasında çıkan bir tartışma sonucunda kavga çıkıyor ve diğer sınıflardaki öğrencilerin katılımı ile kavga genişliyor. Ben de ana binanın alt koridorunda zilin çalmasını bekliyorum ve derse gireceğim. O sırada okulun müstahdemlerinden Hasan Mutluer yanıma gelerek bana; “Hocam yukarda öğrenciler birbirini öldürüyor müdahale edin” dedi. Ben de kendisine; nöbetçi olmadığımı, okulun idarecilerinin, nöbetçi öğretmenlerinin olduğu ve onlara haber vermesi gerektiğini söyledim. O da bana: “Hocam kimse yok, nereye gittiler bilmiyorum, haber verecek sadece sizi buldum” dedi.

Merdivenleri nasıl çıktım, sınıfa nasıl daldım hatırlamıyorum. Kavga eden öğrencileri az çok tanıyorum. Yakasından kavrayıp tuttuğumu kapıdan fırlatıp atıyorum, fırlatıp atıyorum, nihayet kavgayı tek başıma ayırdım, öğrencilerin bir kısmını içerde bir kısmını dışarda bıraktım, olay yatıştı bir baktım her delikten bir öğretmen ya da idareci çıkıyor. Onlarda yatışmış olaya hemen müdahale ettiler güya, olaya sebep olanların elebaşları disiplin cezasına çarptırıldı.

Fakat bu olaylar idarecilerin de sonunu hazırladı. O dönem zaten her iktidar değişimin de okul idareleri ve devlet dairelerindeki idareciler ehliyet ve liyakate bakılmaksızın iktidar yandaşımı değil mi ona bakılarak görevden alınıyor ya da göreve getiriliyordu. Bu olaylardan sonra Müdürümüz Sıtkı Bey ile Müdür Yardımcısı İsmail Bey Mengen’e, Müdür Yardımcısı Hayri Bey de Mudurnu’ya öğretmen olarak sürgün edildiler.

Okul idaresine de Sol tandanslı öğretmenlerden Mehmet Bey müdür, Sefer Bey ve Ahmet Haşim Bey müdür yardımcısı olarak atandılar. İdarenin bize özelikle bana karşı tavrı 180 derece değişmeye başladı. Okulda başka Milliyetçi ve Muhafazakâr arkadaşlar var ama içlerinde sözüm ona dişe dokunur ve onlara göre en tehlikeli olanı benim. Artık arkası kesilmeyen ve aslı astarı olmayan soruşturmalar ve hepsi de sonuçsuz ama olsun insanı tedirgin ediyorlar ya! Biz artık sabır imtihanına tabi tutuluyoruz. Bizimde sonumuz gittikçe yaklaşıyor.