Geçen bir akrabamızın cenazesine katılmak için beldemiz Duroğlu ve cenaze namazından sonra da mahallemiz Homurlu'daki aile mezarlığımızdaki defin merasimi için de köye kadar gittik. Mezarlığa varınca mezar taşlarına baktığımda yakınlarımızdan onlarca kişinin mezar kitabelerine baktım. Neredeyse çoğu benim yakinen tanıdığım insanlardı.
Kimler yoktu ki; başta annem, babam, iki dedem, babaannelerim (birisi üvey, öz olanı biz göremedik, babam daha 3 yaşlarında iken annesi Aksu deresinde sele kapılarak şehit olmuş) anneannem, amcalarım, dayım ve benden bir küçük kardeşim ve daha nice yakın akraba ve tanıdıklarım.
Az daha ben de o kervana katılacaktım ki dakikalar içinde kurtulmuşum. Anneanne tarafımın mezarlarına bakarken, kitabeleri okurken yeğenim Osman; "Amca oradan bu tarafa gel yukardaki ağaç her an göçebilir" dedi. O gün hava çok rüzgarlı ve fırtınalı idi. Gerçekten de ben oradan ayrıldıktan bir kaç dakika sonra ağacın yarısı fırtınadan kırıldı ve benim bir kaç dakika önce bulunduğum yere düştü.
Verilmiş sadakamız ve görecek günümüz varmış. Halbuki insanoğlu çok enteresan hiç ölecekmiş gibi yaşamıyoruz. Biliyoruz ki bir nefes sonrası için yaşama garantimiz yok ama on yıl vadeli borcun altına girip ev, araba ve arsa alabiliyoruz. Sanki Yüce Allah'la anlaşmamız var ve borcu ödeyinceye kadar ölmeme garantisi aldık.
Şarkılarımızda bile var "Ölüm Allah'ın emri, Ayrılık olmasaydı" diye. Fotoğrafı iyi okursanız daha bir gün önce bizler gibi hayatta olan akrabamız soğuk toprağın bağrına bırakılmış, tahtaları dizilmiş, bir yandan Kur'an okunurken en yakınları üzerine toprak yığmakla meşgul.
Onların hemen alt tarafında mermer mezar taşları ve üzerlerinde kimlerin burada yattığını belirten ibareler var. Siz zahmet etmeyin ben söyleyeyim. soldan sağa doğru, rahmetli üvey babaannem Emiş AYDIN, yanında beni çok seven bende kendisini çok sevdiğim dedem Osman AYDIN, yanında varlık sebebimiz evladı olmakla onur duyduğum babam Salih AYDIN onun yanında benim çilekeş annem Hanife AYDIN ve yanı başında çok yakında kaybettiğim benim bir küçüğüm güzel kardeşim Ekrem AYDIN.
Unutmayın bu dünyadaki son durağımız burası, ondan sonraki hayat meçhul, sadece orada dünyada yaptıklarımızın karşılığını göreceğimizi biliyoruz. Lütfen orada ne görmek istiyorsak burada onu yapalım.
Kalın sağlıcakla.

