Bugün, 13 Şubat 2026 Cuma

Abdullah ALTAŞ


HİDAYET

HİDAYET


"Doğru yola girmek, doğru yolu göstermek” “Doğru yol, kılavuzluk” anlamlarına kullanılır ve “Amaca ulaştıracak yolu gösterme, bu yol için kılavuzluk etme” diye de tanımlanabilir.

İbn Kayyim'e göre hidâyete ermenin gerçekleşmesi için biri Allah'a, diğeri kula ait olan iki fiil gereklidir. Kulun Allah'ın gösterdiği yola yönelmesi ikinci bir hidâyeti celbettiği gibi ilâhî emirlere uymaya devam etmesi yeni hidâyetleri celbeder ve Allah böyle kimselere her konuda çıkış yolunu gösterir.

Hidayet (iman), kulun iradesini kullanmasından sonra, Allah'ın o kulun kalbine koyduğu bir nurdur. Hayır ve şerrin Allah'tan olması cihetiyle, insanları hidayete erdiren ve dalalete düşüren ancak Odur. İnsanlar birbirinin hidayet ve dalaletine sadece sebep olurlar.

Hidayet, Allah'ın, kişiye yanlış yaptığını ona fark ettirmesi ve ona doğru yolu göstermesi. Hidayet,  doğru yolu görmek, buradan yürümeyi kabul et mek, gerçeğe ulaşmayı sağlayan ilahi irade.

İnsanları saadete erdiren ve şekavete düşüren ancak o dur. Lakin yüce Rabbimizin bir kulunda dalalet yaratması, o kulun kendi cüzi iradesini kötüye kullanması sebebiyledir. Yoksa, kul kendi kabiliyetini dalalet yoluna yöneltmedikçe, Cenab-ı Hak onu o yola sevk etmez.

Ömrünün sonuna kadar hidayet üzere kalmak, Allah'ın (c.c.) ortaya koyduğu, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) gösterdiği yoldan ayrılmamak için azami çaba harcamalıdır. Elinden gelen çabayı harcadıktan sonra da dua etmeli, bu konuda Allah'tan (c.c.) yardım dilemelidir.

Kulun hidâyete ermesi için gösterilen yoldan gitmeyi istemesi ve ona yönelmesi şarttır. Eğer kul bu tavrı göstermezse Allah ceza olarak onu saptırır ve hidâyetten yoksun bırakır. Zira Allah'ın verdiği nimeti inkâr edenin o nimetten mahrum bırakılması ilâhî bir âdettir.

Dinî kavram olarak Allah'ın (c.c.) insanlara akıl, düşünme, öğrenme, hatırlama gibi yetenekler vermesi ve insanların da bunları kullanarak doğru yolu bulmasıdır. İslam'a göre hidayet, günahlarla iç içe bir hayat yaşayan kimsenin günahları terk etmesi ve yaşantısını Allah'ın (c.c.) rızasına uygun hâle getirmesidir.