Bugün, 26 Mart 2026 Perşembe

Abdullah ALTAŞ


HÜRMÜZ!

HÜRMÜZ!


 Ah! Şu “Hürmüz” yok mu? İnsanları birbirine düşüren, uğruna insanların gözünü kararttığı, uğruna kan döktüğü, ocakların söndüğü “Hürmüz”!Sen bir başkasın, Hürmüz! Sen hiç bu kadar güzel ve önemli olmamıştın! Hürmüz! Sana hiç olmadığı kadar muhtacız! Senin kıymetini bilemedik!Oysa ki Hürmüz herkesi idare ediyordu. Herkes ondan memnundu. “Hürmüz”den hiç kimse şikâyetçi değildi. İnsanlarla geçinip gidiyordu.Şu sıralarda “Hürmüz”e bir şeyler oldu. Ne oldu bu “Hürmüz”e? Nazar mı değdi “Hürmüz”e? Yoksa araya birileri girip dedikodu mu yaptılar, fitne ve fesat mı soktular?Artık “Hürmüz”ün eski neşesi kalmamış. Morali bozuk, yüzünden düşen bin parça. Herkese gülümseyen Hürmüz, artık kimseye gülümsemiyor. Suratı asık, karalar bağlamış, hayata küsmüş!Şimdi öyle mi ya? Herkes “Hürmüz” için birbirine girmiş, birbirini yiyor! Biri diğerine “Hürmüz’ü sana yedirtmem” diyor. Bir diğeri “Hürmüz için ya benim olursun ya da kara toprağın” diyor. Bir diğeri “Hürmüzsüz ben ne yaparım?” diyor. Bir diğeri “Hürmüz’süz yaşayamam” diyor. Bir diğeri “Hürmüz için dünyayı ateşe veririm” diyor. Bir diğeri “Hürmüz olmadan asla!” diyor. Bir diğeri “Hürmüz varsa her şey tamam, Hürmüz yoksa her şey eksik” diyor.Hürmüz! Eskisi gibi mutlu günlerine dönersin inşallah! Neden ve kimden mi bahsediyorum? Tabii ki Hürmüz Boğazı’ndan!