İmam-ı Gazali Hazretleri Anlatıyor:
Bir gün,buğday tarlalarından geçerken aklıma takıldı;
Ey Rabbim!
Bu buğdayları yiyelim diye yarattın da, acaba üstlerindeki kılçıklarını neden yarattın?
Sonra bir anda sürülerce kuşlar yeşil olgun buğdayları yemeye geldiler fakat buğdayların üzerindeki kılçıklar bir jandarma, bir asker gibi buğdayları bekliyor, kuşların almasına izin vermiyordu.
Ne zaman buğday almak isteseler kuşların yüzlerine batıyor kuşlar buğday alamıyorlardı.
Subhanallah!...
Demek ki; bu kılçıklar buğdayı beklemek için yaratılmış boşuna yaratılmamış dedim. Sonra; "Ey insan!
Buğday başağı üzerindeki bir kılçık bile boşuna yaratılmayıp, tüm nimetler senin için yaratılmışken, sen nasıl başıboş, boşuna yaratılmış olabilirsin..? dedim." diyor.
Bizler insan olarak yaratılış gayemizi tam anlamış değiliz. İnsanoğluna verilen en muhteşem sıfat” eşref-i mahlukat olarak yaratılmış olmamızdır. Yani yaratılmışların en şereflisi sıfatı yalnızca insanlara mahsustur. Her yaratılan nimet insanların istifadesine sunulmuştur. İnsanlara düşen görev ise, bu nimetlere karşı şükretmeleridir. Her nimeti yerli yerinde ve tasarruflu kullanmak bizim insanlık borcumuzdur. Çünkü bizden sonra gelecek nesillerin de Allah’ın bu nimetlerine ihtiyaçları olacaktır. Buğdayı yaradan, Yaratan, buğdaya kuşlar zarar vermesin kiye buğdayın ucunda kılçıkları bile yaratırken, verilen nimetlerin tümüne şükredip tasarruflu kullanmalıyız. Evimizdeki kullandığımız su bile bize sunulan en önemli nimettir. Gittikçe kalabalıklaşan dünyamızda azalan su kaynaklarının kıymetini bilmeliyiz. Enerjide de tasarruf çok önemlidir. Doğamıza sahip çıkmalıyız. Kısacası bize bırakılan nimetleri biz de gelecek nesillerimize aktarmalıyız.Bu bizim insanlık görevimiz olmalıdır.


