Bugün, 18 Mart 2026 Çarşamba

Taner ÇELENK


İNSAN KALABİLMEK!!!

İNSAN KALABİLMEK!!!


İnsan: Düşünebilen, konuşabilen, hayâ duygusu olan, giyinen, süslenen, plan proje üreten, gelişen, iyi ve kötü olabilen, iyiyi kötüden ayırabilen, inançları olan… Özellikleri ile diğer yaratılmışlardan ayrılan bir varlıktır. 

Bunun yanında beslenen, üreyen, boşaltım sistemi olan, barınma hissi olan, doğup, büyüyüp, gelişen ve neticede ölen… Özellikleri ile de hayvan, bitki gibi diğer canlılarla da ortak noktaları vardır.

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki artık kopsa da kıyamet kurtulsak dediğimiz dönemler oluyor Allah affetsin. 

Yaratılmış en şerefli mahlûk olan insanın nasıl olur da bu kadar alçalabilir dediğimiz o kadar çok şey oluyor ki…

Deprem olmuş, insanlar feryat figan, her yer toz duman… Bu ortamda vefat etmiş bir depremzedenin kolunda ki altınları çalmaya çalışan, televizyonu omuzlamış, pisboğazını doyuracağından çok daha fazlasını yağma eden, enkazda çıkan pantolonun ceplerini kontrol edip çıkanı cebine koyan… İnsan müsveddeleri gördük.

Deprem olmuş, içimiz kan ağlarken bir gün toprak olacak pis arkalarını koyacak koltukları kapma adına siyaset yapan, can pazarında ölümü unutmuş insancıklar gördük.

Birilerinin gitmesi için ülkede çok fazla insanın öldüğü büyük çapta deprem gibi bir afet olması gerekir diyen zavallılar gördük… (hayali gerçek oldu, kısmen muradına erdi mutlu olmuş mudur sormak gerek).

Daha neler gördük de bu konuyu yeterince konuştuk.

İnsanları asla kılığına kıyafetine yaşam tarzına göre sınıflandırmak doğru değil, kendimde tüm samimiyetimle bu düşüncedeyim.

Ancak insanların soyunma yarışına girmişçesine hayvanlaşmasından yerli, yabancı, normal hayatta, televizyonlarda nerede olursa olsun rahatsız olduğumu belirtmekten kendimi alamıyorum.

Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin verdiği Oscar Ödülleri (Akademi Ödülleri) sahiplerini buldu diye devamlı takip ettiğim bir haber sitesinin resimlerine bakmaktan utandım.

Erkekler de sıkıntı yok ancak kadınlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Resmen soyunma yarışına girmişler.

Bahsettiğim asla başı açık olma ya da tesettür değil.

Sadece giyinmeden bahsediyorum.

Dinle, inançla ilgili bir şeyden de bahsetmiyorum.

İnsani bir rahatsızlığımı dile getiriyorum.

Çok değil 30-40 sene önce izlediğimiz Amerikan filmlerinde biz açık insan görürdük ancak soyunmuş insan görmezdik.

Hayvandan farklı bir mahlûk olduğunu anlardık.

Şimdi sokak köpeklerinin yarısı giyinik geziyor ama biz giyinmemekte ısrar ediyoruz.

Sözde Müslüman olan ülkemizde de maalesef batılı ülkelerden farksızız.

Yaz geliyor, ailecek sokağa çıkmaktan imtina ettiğimiz, çocuklarımızı köşe bucak sokak ortasında hayvan gibi sevişen insanları görmesin diye şekilden şekle girdiğimiz durumlar yaşayacağız.

Ne yaparsak gördükleri durumlarda ki izah edemediğimiz, yutkunduğumuz, yüzümüzün kızardığı durumları anlatmıyorum bile.

Ne yazarsam yazayım, bir şey değiştiremeyeceğimi biliyorum.

Ne dersem diyeyim beni yanlış anlayacak, demek istemediğim şekilde anlamayarak yaftalayacak bir kesim olacak biliyorum.

Ama herkes nasıl ki soyunmakta özgür hissediyorsa kendini;

Ben de soyunandan rahatsız olma ve bunu dile getirme özgürlüğümü kullandığımı belirtmek istiyorum.

Son 50 yılda insanı insan yapan tüm değerlerden ışık hızıyla uzaklaştığımızı görmemek mümkün değil.

Beğenilme, ilgi çekme, takip edilme, dikkatleri üzerine toplama gibi nedenlerle başlayan bazı saçmalıklara, insanların verdiği insani tepkiler üzerine bu sefer bazı kesimlerce inadına yapılır hale geldiğini de biliyoruz.

Hatta bunu daha ileri götürüp toplumu ifsad (bozma) davasına dönüştürenler olduğunu da biliyoruz.

Oysaki en değerli ve gizemli hazineler henüz bulunamamış, ortaya çıkmamış efsaneleri kuşaktan kuşağa anlatılagelen hazinelerdir.

Her şeyin ortada olduğu bir varlıkta, nesnede ne gizem, ne albeni, ne de cazibe kalır.

Ne mutlu her şartta insanlığını koruyabilmiş olanlara,

Ne mutlu insanlığını kaybetmiş olanlarla mücadeleye devam edenlere.

Selam ve Dua ile kalın sağlıcakla…