Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak ülkelerin birinde bir tilki varmış.
Bu tilki çok yoksulmuş. Yiyecek bulmakta çok sıkıntı çekiyormuş. Üstündeki elbisesi çok eskiymiş. Gören herkes, onun bu durumuna çok açıyormuş. Bazıları da onunla alay ediyormuş.
Tilki, buna çok üzülüyormuş, utanıyormuş. “Buna bir çare bulmalıyım, yoksa adam arasına giremem” der dururmuş. Günlerce düşünmüş. Sonunda, elbisesinin yırtıklarını yamamamaya karar vermiş. Onun bu hâlini gören dostları, kahkahalarla gülüyorlarmış. Tilki, onlara:
- Neden gülüyorsunuz? Diye sormuş.
- Senin yaptığına gülüyoruz.
- Kötü mü yaptım? Elbisemin yırtıklarını diktim.
Kahkahaların ardı arkası kesilmemiş. Tilki, elbisesine şöyle bir bakmış ve hatasını anlamış. Dirseğini yamamış ama, yenleri kesikmiş. Makası almış, pantolonunun paçalarından kesip yenlerini tamamlamış. Bu sefer de ayakları dizlerine kadar açıkta kalmış. Dostları yine kahkahalarla gülüyorlarmış.
Akılsız tilki, içine düştüğü komik durumdan çok utanmış, yüzü kızarmış. Bu sefer, gömleğinin yakasını kesip paçalarına eklemiş. İyice komik duruma düşmüş. Ama, hala bunun farkında değilmiş:
- Tamam demiş, artık gülecek bir yanım kalmadı.
Fakat, çevresindekilerin alaycı bakışları ve gülüşmelerinden yine bir hata yaptığını fark etmiş. Bir de ne görsün, bütün göğsü açıkta kalmış. Yine almış makası ve başka bir yerinden bir parça keserek gömleğinin yakasını kapatmış.
Beceriksiz Tilki, ne yaptıysa da hâlini düzene sokamamış. Dostlarının yüz karası, düşmanlarının maskarası olmaktan kurtulamamış...
(Avrupa Masalı)
