Bugün, 17 Mart 2026 Salı

Mehmet Ali AYDIN


İSMAİL ERGİ

İSMAİL ERGİ


 

Kimileriniz, belki de büyük çoğunluğunuz bu da kim diyecektir. 

7 Ekim Cumartesi günü Türkiye Yazarlar Birliği Ordu Şubesi olarak Doğu turuna çıkmış olan çeşitli illerden birbirinden değerli yazarların katılım ile gerçekleşen ekip ilimizde kısa süreli de olsa misafirimiz oldular. Biz de kendilerine gerekli ev sahipliğini yapmaya çalıştık.

Bu arada ekip içinde yer alan ve Tosyalı olan yazar Mustafa Bektaşoğlu beyefendi ile de tanışma şansına sahip oldum. Tosyalı olması hasebiyle kendisine İsmail Ergi Bey'i tanıyıp tanımadığını sordum ve tanıdığını söyleyince çok sevindim ve kendisini benim de tanıdığı ve ortak anılarımızın olduğunu söyledim ve bu yazı bunun üzerine kaleme alındı ve hocama en azından bir vefa borcu kabul ettim.

İsmail Hocamla tanışmamız 12 Eylül öncesinin o anarşi, terör ve kargaşanın hakim olduğu 1978 yılına dayanıyor. Ben henüz çiçeği burnunda bir yıllık öğretmen iken o yirmi yılın üzerinde bir meslek hayatına sahip ve bunun çoğu da idarecilikle geçmiş biri idi. 

Tarihi olaylarla ve tarihle çok alakamız olmadığından o yılları yaşamayanların bunları bilmesi de imkansız. Mesela "Güneş Motel" olayını kaç kişi biliyor ya da hatırlıyor. İsmail hocam da olayın mağdurlarından birisi idi. Bülent Ecevit "Güneş Motel" olayı ile ayarttığı milletvekilleri ile hükümet kurmuştu. 

Kurduğu bu hükümet başarılı icraatlarına başlamış ve kendisinden olmayan memurları ve amirleri görevden alarak dört bir tarafa sürmeye başlamıştı. O sırada İsmail Hocam da Yalova Lisesi Müdürü iken nasibini almış ve müdürlük görevinden alınarak benimde çalıştığım Bolu-Seben Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak sürülmüştü.

Kendileri sürgün olunca acaba nereye sürüldüm diyerek Seben'e gelmiş, ortamı görmek istemişti. Bizde sürgün olması nedeniyle kendisine yakınlık, ilgi ve alaka göstermiştik. Ne de olsa aynı fikir, duygu ve davanın adamlarıydık. Hatta Seben'de kalması içinde özel çaba göstermiştik. İstifa etmek niyetiyle geldiği Seben'de bir yıl kadar öğretmenlik yapmasına vesile olmuştuk.

Hatta çok daha fazlasını yapmıştık. Biz İsmail Orhan adlı edebiyat öğretmeni arkadaşla iki bekar bir evde kalıyorduk. Evimizi İsmail Ergi hocama açmış ve evde üç kişi olmuştuk. Bir yıl birlikte kalmış ve o da bizi tecrübeleri, fikirleri ve yaşanmışlıkları ile ilgili ağabeylik yapmıştı. Bir yıl sonra o tayin olup gitmiş bende Bolu-Kıbrısçık Lisesi'ne sürgün olmuştum. 

Hiç unutmak bir gün lise ikinci sınıflardan birinin dersinde iken bir öğrenci ile aralarında bir tartışma olmuş ve öğrenciye "küre ikiye yarılsa benim dersimden sınıf geçemezsin" demiş ve bize de durumu anlatmıştı. Bunu hiç unutmadım.

Mustafa Bey ile Hocamı yad edince aklıma ondan aldığım kitaplar geldi ve kütüphanemi karıştırarak onları buldum ve sizlerle de paylaşmış oldu. Böylece İsmail Hocamı ölümünden yirmi bir yıl sonra yad etmiş oldu. Aslında İstanbul'a gidiş ve dönüşlerimde Tosya'ya uğrar kendisini ile görüşür sohbet ederdim. En son uğradığımda ölüm haberini almış ve çok üzülmüştüm.

Yeniden hatırlamama vesile olan Mustafa Beye şükranlarımı sunarken sizlerden de hocamın ruhu için bir Fatiha üç ihlas rica ediyorum

Aşağıda kapak fotoğraflarını paylaştığım kitaplarını da o zaman kendisinden almıştım. Aşağıda meraklılarım için kısa hayat hikayesini alıyorum.

Eğitimci, yazar (D. 1930, Tosya / Kastamonu - Ö. 26 Eylül 2002). İlk ve ortaöğrenimini Tosya’da, lise öğrenimini Kastamonu’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Edebiyat Bölümü mezunudur. Askerlik sonrası 1966 yılında Tosya Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı. Aynı lisede 1972 yılından itibaren müdür olarak görev yaptı. 1975 yılında Yalova Lisesi Müdürlüğüne atandı. 1978-80 yılları arasında İstanbul ve Bolu’daki çeşitli liselerde, 1980 yılından itibaren Tosya Kız Meslek Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak görevine devam etti.

Yazı hayatına 1958 yılında başlayarak Zeren, Görgü, Ilgaz, Size, Yeni Genç Kalemler, Kültür ve Sanat, Üçüncü Yeni ve Tosya dergilerinde makaleler yazdı. 1961’deki Yeni Genç Kalemler, 1984’de Üçüncü Yeni dergilerini çıkardı. Tiyatro, makale, mektup ve şiir türündeki eserleriyle tanındı. Şerife Bacı adlı piyesi yayımlanmadı.1986 yılında “Yılın Öğretmeni” seçildi. İki mesleki teşekkürname ve Millî Eğitim Bakanlığınca bir maaş ikramiye ile ödüllendirildi. Üç kez Uluslararası Yunus Emre Seminerine, Adana Uluslararası Karacaoğlan Semineri ve 1992 yılı Ekim ayında da Türk Cumhuriyetleri Yazarları Kongresine katıldı.

ESERLERİ:

Ülkü, Tarihte Tosyalılar, Değişen Kafa, Halk Uyandı Dostum, Tosya Camileri, Tosya Türbeleri ve Evliyalarımız, İnsan Gerçeğine Uyanmak, Sakarya’dan Ürantüz’e, Döne Döne, Kervan, Külahıma Anlat, Sevgi İlmekleri, Tosya Ağzı.