Dünyanın öbür ucundan ( İran'a 12 bin km) kalkıp gel, kargaların bile güleceği bir bahane uydurup dünyanın en kadim uluslarından olan Farisilerin (İranlılar menşe itibarı ile Fars veya Farisi'dir.) tepesine çök. İsrail denen nevzuhur devletin isteği doğrultusunda ABD ordusunun üçte birini , İran'ın egemenliğindeki Körfez'e konuçlandırmasını kastediyorum.
İsrail'in nihai hedefi arz-ı mev'ud... Tevrat'ta geçer arz-ı mev'ud. Va'd edilmiş topraklar demek. Nil'den Fırat'a kadar çok geniş bir coğrafyadır.
Türkiye'nin güney-doğusu da buna dahil. Yani va'dedilmiş toprakların bir kısmı Türkiye topraklarıdır. İsrail, şimdilik telaffuz etmese de, vaziyet böyle. İsrail'in tanrısı Yahve, ırkçı bir tanrıdır. Kutsal kitapları Tevrat, çeşitli kavimlerin işgalinde olan bu toprakların bir gün, Yahudi egemenliğine geçeceğini müjdeler güya.
Yahudilik inancına göre, bu mukaddes ideoloji er veya geç, gerçek olacaktır.
En çok peygamber gönderilen ırkın Yahudiler olması, elbette sebepsiz değildir. Çünkü, uslanmayan bir ırktır Yahudiler. Tarih boyunca sürekli sürgün hayatı yaşamaları sebepsiz değil.
.....................................
Yahudi, ekonomiyi iyi bilir ve yönetir. Nitekim dünya ticareti, sanayisi ve ekonomisinin patronlarının büyük bir kısmının Yahudi kökenli olmasını tesadüfle açıklamak, olsa olsa ipe un sermek kabilinden saçmalık olur. Amiyane tabirle bu saçmalığa kargalar bile güler. Bir tek örnek vermek yeter bu meyanda. ABD gibi süper devletin hemen her kademesinde Yahudi kökenlilerin ağırlıklı bir konumda oldukları, sır değil. Daha bir çok devletin yönetim kademelerinde Yahudilerin ciddi bir etkisinin olduğu da keza.
--------------------------------
Biraz uzattığımın farkındayım. Fakat, bu yazıyı kaleme almaktaki asli maksadımı belirgin biçimde ifade etmek için buna ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.
---------------------------------------------
Demek istediğim şu: İsrail, nüfusça küçük bir devlet olabilir; lakin diplomatik, bilimsel, yönetimsel , askeri v.b. gibi daha başka arenalardaki gücünün küresel boyutlarda seyrettiğini görmemek mümkün değil.
Buradan anlamak gerekir ki, nitelik, nicelikten her zaman ve her yerde daha önemlidir, baskındır.
İsrail, bir, iki gün gibi kısa bir zaman zarfında, İran'a ciddi manada zarar veren saldırılarda bulundu ve bu süreç ara ara devam edecek gibi gözüküyor.
Dileyelim ki, İsrail'in bu sınır tanımaz saldırıları, daha beter, daha berbat bir sürece girmeden sonlanır.
