reklamy

Tevrat İŞLEYEN


İYİLİK VE GÜZELLİK

İYİLİK VE GÜZELLİK


 

İyilik denildiğinde aklımıza;  olaylar karşısında pozitif olma,  meseleye önyargısız yaklaşma, insanlar hakkında iyi zanda bulunma, yaratılanlara sevgiyle bakma, mümkün olduğunca insanlara yardım etme, insanlara moral verme, başkalarının ihtiyaçlarını gidermeye çalışma,  karşımızdaki insanlara güven verme ve güven duyma, iyi ve kötü günde insanların yanında olma, insanlara destek verme ve  daima güzel davranışlarda bulunma anlamlarına gelir.

 Kötülük ise;  kibirli olma, haset etme, başkalarına çelme takma, başkalarının yoluna taş koyma, gıybet etme, insanları karalama, entrika içinde olma, kötü zanda bulunma, yarı yolda bırakma,  imkânı olduğu halde başkalarına yardım etmeme, her türlü fitne ve fesatlığı düşünme… gibi anlamlara gelir.

 Aslında iyilik ve kötülük anlam itibarı ile bu saydıklarımla da sınırlı değildir. Bu anlamda önemli olan kişilerin niyetidir. Günümüz dünyasında insanlar her şeyden şikâyet eder hale geldi.

 Sürekli olumsuz eleştiriler, karalama kampanyaları, iftira, hakaret ve daha neler neler. Hayatımız, sınır tanımayan sosyal medya ekseninde cereyan ettiğinden hiçbir şey eskisi gibi değil. Mahremiyet denilen duvarlar kalktı ve her şey aleni dillendirilmeye başlandı.

Üzülerek ifade etmek gerekir ki, insanların sadece anne babasına söylenebileceği mahrem durumlar bile sosyal medya sayesinde alenileştirdi ve sıradanlaştırdı. Ortada ne saklanacak sır kaldı ne de sır verilecek sır küpü.

Hal böyle olunca, çoğu insan iyilik ve kötülük kavramları üzerinde odaklanmaya başladı. Bu anlamda bir genelleme yapıp herkes kötü veya herkes iyi demek mümkün değil.  Zira çoğu insan kendini daima iyi olarak görüyor olabilir. Herkesin iyisi de kendine, doğrusu da kendine! Bir bakıyorsunuz doğruluk kişiden kişiye değişiyor. Halbuki doğru birdir ve  tekdir.

Hakikatle doğruyu da bir birine karıştırmamak gerekir. Her hakikat gerçekleştiği için doğru olmakla birlikte ahlaki anlamda etik olmayabilir. İşte o zaman doğruluk sözcüğünü  dürüstlük  olarak da ifade edebiliriz. Bu nedenledir ki günlük yaşamımızda sıkça gündeme gelen gerçeklik, doğruluk ve dürüstlük tartışmaları bitmek bilmiyor.

 İnsanın iyi ve kötü olması yetişme tarzına, aileden ve çevreden aldığı terbiyeye, eğitime ve en önemlisi de kendi kişisel gelişimine bağlıdır. Bu iki kavram insanın içinde daima yer almak için mücadele eder. Hangisi galip gelirse davranışa o yerleşir.

 Ahlak kurallarını kendine ilke edinen elbette  ‘iyi insan’ statüsünde yer alacaktır. Gerek aile ortamında ve gerekse bir toplumda huzur ve güven içerisinde yaşamak istiyorsak Her insan koşulsuz ahlak kurallarına uymak mecburiyetindedir.  Sözün özü de budur.

Bu anlamda aslolan; önyargıdan uzak, insanları ötekileştirmeden, kırmadan, dökmeden, toplumu germeden… ve incitmeden yaşamayı başarmaktır. Ne mutlu bu minval üzere yaşayabilene!