reklamy

Ayten YÜKSEL


KADININ KIYMETİ!


Bir yazarımız Kadınlar Günü için şöyle söylemiş: Ne kadar acıdır ki, ezilen insanların ezildiklerinin anısına özel bir gün tahsis edilmiş, aslında çok utandırıcı değil midir, böyle bir günün oluşmasına sebep olan nedenler? Çok haklı! Keşke Kadınlar Günü, bir fabrikada haklarını savunmak için grev yapan bayan işçilerin fabrikada çıkan yangın sonucu hayatlarını kaybettiği acıdan dolayı değil de, haklarını alabildikleri mutluluktan dolayı anılsaydı. 

Maalesef kadınlarımız, cahiliye devrinden çıkamayan zalimler tarafından, ezelden beri işkenceye, itilip kakılmaya, tacize, tecavüze, zulme maruz kalmış, aşağılanmış. Güçlünün zayıfı ezdiği bu dünyada kadın, hep ikinci sınıf muamele görmüş. Zayıflıkta kastım, kadının erkekten fiziksel olarak güçsüzlüğüdür. Yoksa kadın, ruhen erkekten çok daha güçlüdür. Eşinden boşanan veya eşi ölen dul kadınların sayısı, erkeklerin dört katı. Neden? Çünkü kadınlar tek başına ayakta durabilir, erkek ise bunda çok zorlanır. Aslında kadının erkekten daha fazla bir desteğe ihtiyacı varken, kadın yeniden evlenmek yerine, kendini çocuklarına adamayı tercih eder. Duygularını, mantığından ön planda tutar. Maddi manevi her türlü sıkıntıya göğüs gerer. Gecesini gündüzüne katar, ama mücadeleyi bırakmaz. Bu sırada el âlemin de dedikodularıyla uğraşır, fakat bu onu hayata tutunmaktan yıldıramaz. Kadın, bazen ana, bazen baba, bazen doktor, bazen topraktır.

Halk arasında şöyle basit ibareler vardır: Kızlar toplum içinde konuşmaz, öyle ya onların fikirlerini söylemeye hakkı yoktur, saçı uzun aklı kısadır! Kızlar gülmez, ağlasa ya da somurtsa daha iyi tabi! Kızlar okumak istese, okuyup ta profösör olacak değilsin ya denir. Yoksa, cahil kalması işinize mi gelir?! Helal yoldan çalışmak istese, senin paraya ihtiyacın yok ki, kır dizini otur evde denir. Sanki her şey, para demek midir?! Evlenirken kızların rızasını almaya gerek yoktur. Onlar hissiz, duygusuzdur zaten! Evlenince tanır, seversin nasıl olsa! Diye ufak bir nasihatle çocuk denilecek yaşta evlendirilir. Böyle sığ zihniyetler olduğu sürece bizler bir adım ilerleyemeyiz. Kadına değer vermekten yoksun insanları Allah ıslah etsin! Elinin hamuruyla işe karışmasını sorun görmek yerine, kadının elinin dokunduğu yerde güller açmasına müsaade ediniz!!!

Sözde teknoloji çağındayız! Yeri geldiğinde medeniyetten, haktan adaletten, namustan şereften bahseder, kadınlara toz kondurmaz, kadının kıymetini bildiğinizi savunur ama beş karış toprak hakkını vermekten korkarsınız. Sizler bu yükle öbür dünyaya nasıl gideceksiniz? Evlendikten sonra bile hem kendi ailesine, hem eşinin ailesine koşturan fedakâr kız evlatlarınızın hakkını vererek hem kendi vicdanınızı rahatlatır; hem de onu, eşinin ve çocuklarının yanında yüceltir, başını dik tutarsınız. Ama ne gerek var, payları azaltmayın! Saygıdeğer büyüklerim sizden ricam; siz ölmeden önce evlatlarınızın haklarını “kız/erkek ayırt etmeden” eşit oranda paylaştırınız. Ne yazık ki sizden sonra amcalar, dayılar bu hassas görevi yerine getiremiyor.

Erkek çocuklarınıza kadınlara yaklaşımları konusunda; benim kız kardeşim olsa ne yapardım, benim ablam olsa nasıl davranırdım diyerek, hareket etmeleri gerektiğini öğretiniz. İleride çocuklarının annesi olabileceklerini, kırılgan bir yapıya sahip olduklarını, kadınlara asla zarar vermemelerini ve nazik davranmak gerektiğini aşılayınız. Hz. Fatıma odaya girdiğinde ayağa kalkıp, kızına yer verdikten sonra oturan Peygamberin nesilleriyiz. Sandalyesini çekip oturtarak incileriniz dökülmez!

Kadın olmak zor, ama etrafınızdaki insanlar tarafından değer ve destek  görüyorsanız, kadın olmak paha biçilemez. Kadınların hemcinslerinin desteğine de ihtiyacı var. Nasıl mı? Kayınvalide ben çok çektim, o da çeksin diye gelinini yermek yerine, tecrübeleriyle ona ışık tutmalı, yön göstermeli. Gelin yaşını başını almış, devir değişti artık deyip kayınvalidesini hiçe saymak yerine, ona saygı göstermeli, onu önemsemeli. Görümce yengesine, yenge görümcesine; abla kız kardeşine, kız kardeşi ablasına; elti eltiye; hala teyzeye, teyze halaya destek olmalı… Öyle sözde değil, özde yanında olduğunu göstermeli. 

Kendinize yapılmasını istemediğiniz hiçbir şeyi başkasına yapmaz, karşınızdakine değer verirseniz daha sağlıklı, daha güçlü kadınlar olursunuz. Biz önce birbirimize destek olalım. Bu konuda kendi adıma müsterih olarak, hepinizi kendinizi çek etmeye davet ediyorum.

Günümüzde herkesten değer görmek zor, görebildiği kadarı ile de yetinmesini bilen güçlü kadınlar var ya hani,  işte onlar etraflarına mis gibi bahar kokusu saçıyor: Şu anda evinde oturup oğlunun ayağı üşümesin diye çorap örmekte, çocuklar okuldan aç gelecek diye çorbasını kaynatmakta, işine şık gitsin diye eşinin gömleğini ütülemekte, küçük kızının dersleriyle ilgilenmekte olan tüm kadınlarımızı takdir ediyorum. Soğuklara aldırmadan her gün sokak köşesinde simit satan, elinde işlediği oyaları, boncukları sergileyerek evine helal para götüren kadınlarımızı takdir ediyorum. Sabahtan akşama kadar pamuk elleriyle bulaşık yıkayan çaycı ablamızı takdir ediyorum. Soylu ve varlıklı olduğu halde, paraya tamah etmeyip, topluma faydalı insanlar yetiştirmek için öğretmenlik yapan tüm kadınlarımızı, başarılı olabileceği alanda ilerlemek amacıyla mesleğini icra eden, aynı zamanda yuvasına da yetebilen tüm kadınlarımızı takdir ediyorum. Boş durmak yerine okuyan, kendini yenileyen tüm kadınlarımızı takdir ediyorum. Kadınların kıymetini bilen tüm erkekleri, özellikle takdir ediyorum. 

Her günümüzün kıymeti bilinsin, her gün kadınlarımız değer görsün…

NOT: “Kadın Erkeğin Gelincik Çiçeğidir” başlıklı yazımı okumadıysanız, okumanızı tavsiye ederim.