Bugün, 21 Ocak 2021 Perşembe

Abdullah ALTAŞ


KAFAYI TÜRBANA TAKMAK

KAFAYI TÜRBANA TAKMAK


Geçtiğimiz hafta vatandaşın biri kendisinin, şayet mahkemede yargılanırsa, hakim de türbanlı olursa kendi haklarını koruma konusunda endişe taşıdığını ifade etmiş.

Bu şahıs, türbanlı hakim karşısında kendini neden suçlu görüyor? Türbanlı hakime veya türbanın çağrıştırdığı değerlere karşı yoksa bir suç mu işledi?

Türbansız hakimi kendisi için garantimi görüyor?

Türbansız hakimin huzurunda kendi beraatini garanti mi görüyor? Eğer bir hakim diyelim ki türbansız ama manevi inançları varsa, manevi ihtiyaçlarını, ibadetlerini kısmende olsa yerine getiriyorsa manevi değerlere saygılıysa o zaman ne olacak?

   Bu vatandaş mahkemeye yolu düştükçe hep beraate alışmış olmalı ki, bundan sonra işleyeceği  suçlar için beraat garantisi endişesi var gibi görünüyor.

Hakim ister türbanlı ister türbansız olsun, hukukun kuralları işler. Bu şahıs ya bunu bilmiyor ya da bilmek istemiyor. Öyle anlaşılıyor ki bu vatandaş kendi şeytanının telkinleri altında, türbanlılara karşı mücadele veriyor.

  Bir çok insanımız yaşam süreci içerisinde yolu mahkemeye düşmüş, yargılanmış, birçoğu beraat etmiş olabilir. Birçok insanımız, türbansız bayan hukukçumuz, bayan savcımız , bayan hakimimiz tarafından yargılanmış olabilir. Mahkemelerde yargılanan bir takım türbanlı insanımız da olabilir.

  Yargılanan insanlarımız, bizi yargılayanlar türbanlı veya türbansızdı dememişlerdir. Yargılanıp beraat edenlerin içerisinde türbanlı kimselerde olabilir. Burada türban veya türbansızlık değil hukuk işlemiştir.

Türbanlı hakime kafayı takmış olan bu vatandaş, türbanlı hakim tarafından hukukun içinde, hukuka bağlı kalarak bir yargılama sonucunda beraat ettirilse acaba ne derdi?

  Bu vatandaş öyle anlaşılıyor ki bu kini yıllarca bağrında taşımış nihayet kusmuştur.

Bu zavallı vatandaşın alerjisi sadece türbanlı hakime değil, başında türban olan her görevliyedir.  Bu vatandaş bu mantığa göre şöyle de diyebilir, “türbanlı bir doktorun bana vereceği tedaviden endişe duyuyorum, beni zehirleyebilir.”

Bu mantığa göre bu vatandaş şöylede düşünebilir, “Türbanlı bir öğretmen çocukları cahil bırakabilir. Türbanlı bir mühendis, türbanlı bir avukat, türbanlı bir şoför, türbanlı bir polis, türbanlı bir hemşire, evet, evet, hepsi hep kötü şeyler yapabilir.”

  Türbana kafayı takmış vatandaşın hakkını yemeyelim. Bu vatandaş, türbanlı aşçı olursa bir şey demez, yalnız bir şartla! O şartta şu: türbanının içindeki kafası boş olmak şartıyla.