Polis memuru olarak atanmıştı Çorum iline. Burası aynı zamanda ilk görev yeriydi. Düğününü yaptıktan hemen sonra, bir buz dolabı, bir yemek masası, bir somya, bir kanepe ve bir kaç kap, tencere, tabaktan ibaret eşyasını bir kamyona yerleştirdi. Karısı ile birlikte bir Karadeniz İli olan Çorum’a görevi başına gitti.
İlk günler görevine alışma dönemi olarak geçti. Çocukluğundan beri, bu mesleğe bayılırdı. İnsanların mal ve can ve hatta namus güvenliğini koruma gibi şerefli bir görev, kendisi için büyük bir bahtiyarlıktı. Böyle benimsemişti.
Toplumun her bakımdan güven içinde olması, memleketin huzur içinde bulunması, yeni polis memuru Ayhan için, çok arzu edilir bir şeydi.
Biliyordu, çok işitmiş, çok gözlemlemişti; güvenlik sorumlusu olmak cidden zordu; belki hayatı bile riske edecek kadar meşakkatliydi. Zaten, risk adamı olmayı seven Ayhan bu sebeple, polisliği tercih etmişti.
Bazen yirmi dört saat görev başında kalıyor, bu ise karısı Süreyya’yı zaman zaman endişelendiriyordu. Derken, O da alışmıştı.
Aradan bir yıllık bir zaman geçmişti.
Ne de çabuk bitmişti koca yıl. O artık, mesleğine tamamı ile ısınmıştı. Yanlış karar vermediğini yaşayarak tecrübe etmişti. Kıvançlıydı, gururluydu. Haksızlık yapana, ona buna sataşanlara karşı kanunlar çerçevesinde dur demek, toplum düzeninin devamında rol almak, bütün bunlar, hayatının dolu dolu geçmesine yetiyordu.
Kış gecelerinin o bitip tükenmek bilmeyen uzun vakitlerinde bile, hiç usanç getirmezdi. Çok kısa bir zamanda, amirlerinin gözüne girmişti.
Bir gün, hanımının hamile olduğunu öğrenince, çok heyecanlandı. Karısına bir altn bilezik alarak, bu sevinci birlikte yaşadılar.
Süreyya, komşuları ile çok uyumlu bir insandı. Daha bir yıl olmuştu bu koca apartmana geleli ama, sanki kırk yıllık komşu gibi kabul görmüştü, diğer kiracılar tarafından:
O’nun böyle uzlaşmacı. geçinilir bir insan olması kuşkusuz en çok kocası Ayhan’ı memnun etmekteydi.
Süreyya’nın doğum vakti, gün gün yaklaşıyordu Komşuları takılırlardı:
- Kız mı olmasını istersin, oğlan mı?
Süreyya, gayet rahat bir eda ile:
- Hiç farketmez, derdi, ikisini de veren Allah değil mi? Önemli olan sağlıklı doğmasıdır.
Doğumuna, kendi hesaplarına göre sadece on beş gün kalmıştı. Artık ev işlerini yapamayacak kadar ağırlaşmıştı. Komşularından Emine hanım, kızını, Süreyya’ya yardımcı olmak üzere vazifelendirdi.
Genç kız Süreyya ablasını çok sevmişti zaten. Seve seve yardımcı olmaktaydı. Çamaşırları yıkıyor, evi temizliyor, hatta yemek yapıyordu.
