Bugün, 13 Mart 2026 Cuma

Olgun YÜKSEL


KAOS

KAOS


        Bugünlerde sıradan haberleri izlemek dahi normal beyinler için yeteri kadar endişe kaynağı oluşturuyor olmalıdır. Geçen hafta içinde başlayan ve artarak devam eden İran’daki iç karışıklıklar, rejim için büyük tehdit haline dönüştü.  İç karışıklığı tetikleyen olay,  22 yaşında ki bir genç kızın saçını İran Devletinin belirlediği kurallara göre kapatmamış olması nedeniyle sokaklarda  İranlı bayanları terbiyelemekle görevli Ahlak polislerinin şiddet uygulamaları nedeniyle vefat etmesi bardağı taşıran son damla oldu ve halk sokaklara inmişti. Ahlak Polisi? Bu resmen zır delilik.  Şöyle düşünün şu anda eşimle sokakta yürüdüğümü düşünüyorum.  Eşimin başında türban,   başörtüsü vs. olmadığı için, kirli sakallı, elinde cop ve belinde silahı olan bir veya birkaç adam ile yine elinde ağaç sopa bulunan başörtülü,  pardösülü bayan polisler tarafından bildiğim kadarıyla önce azarlanarak uyarılıyor ve eğer uyarıya tepki vererek başını kapatmaz ise direkt polis merkezine götürülerek gözaltına alınıyor. Eğer eşim direnirse erkek, kadın polis fark etmiyor ve tuttuğu gibi zorla aracın içine atılıyor. Yanında ki ben,  kocası olarak ne yapabilirim? Hiçbir şey. Erkek polis karınızın zorla herhangi bir yerini tutarak istediği şekilde zor kullanmasında herhangi bir günah yok iken akrabalık bağım olmayan 90’lık bir ninenin elini öpmeye kalksam başıma gelmeyen kalmıyor. Böylesi faşist rejim, yıllardır İran Halkının üzerine çökmüş olarak yaşadılar. Faşist ve diktatör olan her rejimin sürekli kullandığı argümanlar da dış düşmanları asla bitmez.  Bu rejimi eleştiren ya da muhalif olan herkes ya vatan hainidir ya da teröristtir.  Allah’tan biz böyle şeyler yaşamıyoruz. En azından muhalif olduğum için idam edilmek ya da kurşuna dizilmek korkusu yaşamıyorum. Hakaret etmediğim sürece de eleştirilerim için endişelenmiyorum. Bununla öğünmek için İran’la kıyaslanmak yeterlidir.  Örneğin ben kuzey İskandinav ülkeleri ile kıyaslanmayı tercih ederim. Neyse dağılmayalım, konu çok, Allah İran Halkının yar ve Yardımcısı olsun. Devam.

       Rusya’da geçen hafta Kısmi seferberlik ilan edilmişti. Video görüntülerinde 20’li yaşlardan 40-45 yaşlarına kadar gelişi güzel askere alımların başladığını izliyoruz. Askere alınan sivil şahısların büyük bölümünün sarhoş oldukları görülüyor. Yine çoğunun kilolu olduklarını fark ettim. Putin’in zaferi bunlara kaldıysa Putin için yolun sonu görünüyor demektir. Ayyaş bir Ordu ile zafer kazanmak? 2. Dünya savaşından bu yana hep efsane bir Ordu olarak bilinen ve Dünya’nın en güçlü 2. Ordusu olarak görülen Ordu, nal topluyor, hem aç, hem de ayyaş.  Putin için tek çıkış yolu var.  Nükleer silahlara baş vu-ra-cak. Bu arada savaş başladığından beri hiçbir tepki vermeyen Rus halkı ilk kez kısmi seferberlik ilanıyla birlikte tepki vererek sokaklara çıkmaya başladılar. Anlayacağınız Rusya hem savaşta, hem de halk ayakta. Zor bir durum.  Rusya için işler hiç iyi değil. Avrupa içinde hiç iyi değil. ABD, Avrasya da resmen keriz silkeliyor.

      Savaşları yıllar öncesinden ön görmüş ve her fırsatta yazmıştım. Ancak deli gömleği giymiş bir Avrupa ile karşılaşacağımı o yıllarda beklemiyordum. Örneğin ben 3-4 yıl öncesinde, Türkiye’nin bir savaşa girme ihtimalini Ukrayna-Rusya savaşının başlamasına göre daha fazla olasılıklı görüyordum. Hatta bu sefer 3. Dünya Savaşının doğudan başlayacağını tahmin ediyordum.  Çin-Tayvan gerilimi ile Çin- Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlığının her an savaş potansiyeli taşıdığını görüyorduk. Aynı zamanda Hindistan- Pakistan arasındaki Keşmir sorunu ile birkaç sınır bölgesindeki anlaşmazlıklar da bir anda savaşa dönüşebilecek potansiyel taşıyan sorunlardır. Yine Türkiye’nin kayıt dışı kalamayacağı İran-Azerbaycan Hazar’ın paylaşımında savaşın eşiğine gelmişlerdi. Anlayacağınız doğu da ki sorunlar hiç şüphesiz  savaş nedeni olabilecek sorunlar iken, Doğu insanının da bir feraset  görüyorum. Batı yine yaptı yapacağını ve her yüzyılda olduğu gibi akıl tutulması yaşayarak savaş çılgınlığına başladı. Avrupa’da bir savaş başlamaya görsün. 3-5 yıl içinde tüm Avrupa’ya yayıldığına tarih tanıklık etmiştir. Bu savaş, öyle 8-10 devleti içine almadan bitmez. Hatırlayın, Yüzyıl savaşları, 30 yıl savaşları gibi isimler boşuna söylenmemiştir. Napolyon savaşları sonra bu savaşlar, Avrupa’dan Amerika kıtasına taşındı ve sonra yeniden Avrupa’ya dönüp 1. Ve 2. Dünya savaşlarını yaşadılar. 1’ncisinden kurtulamadık ve bize bir İmparatorluğa mal oldu. Çok şükür 2’cisinden kıl payı kurtulduk. Allah İsmet İnönü’ye rahmet eylesin. Şimdi ise bulaşmamak için çok çalışıldığı aşikardır. Ancak bu çok zor görünüyor. En azından bizim istediğimiz zamana denk getirmeliyiz. Zaman lehimize çalışıyor.

      Dünya, küresel yapı tarafından bilinçli olarak bodoslama bir felakete doğru gitmeye zorlanırken hem finans sistemlerinin değişmesi, hem inanç sistemlerinin değişmesi, hem yaşam sistemlerinin değişmesi, hem de yönetim sistemleri tek merkeze bağlanarak büyük bir değişim yani resetlenme hedeflenmektedir. Kaostan düzen kurulmaya çalışılıyor. Sonuç alınamadıkça kaos daha da ileri taşınıyor. Yapılmak istenileni biliyorsanız oluşabilecek hiçbir felaket sizi şaşırtmaz.  Bana gelince, hiç şaşırmıyor ve daha da bekliyorum.  Ülkemiz bu kaostan sıyrılabilir ve pozitif olarak ayrışabilir. Bunu da görüyorum. Topraklarınıza iyi bakın. Sağlığınıza dikkat edin. Kalın sağlıcakla.