reklamy

Mehmet Ali AYDIN


KAVGACI ARİF İLE BEHLÜL

KAVGACI ARİF İLE BEHLÜL


 

Arif bir kimse birisi ile kavga ederken Behlül de tesadüfen oradan geçiyordu.
Behlül kendi kendine şöyle seslendi:
"Bu adam gerçek arif olsaydı ve Cenab-ı Hakkı cidden sevseydi, düşmanıyla uğraşmaya vakit bulamazdı. Çünkü Allah'ın varlığından haberi olsaydı bütün halkı yok bilirdi."

Dünyevi bütün çekişmelerimizin, kavgalarımızın temel sebebi, Allah(CC)ı gerçek anlamıyla tanımamamız ve O'na kulluk yapmakta samimiyette sınıfta kalmamızmış anlaşılan.
Hakkıyla kulluk yapmaya kalksak her saniyemiz Allah'ın rızası doğrultusunda ve O'nun gösterdiği istikamette geçmesi gerekirdi.
Allah'ın yaratıkları ile bir işimiz olmamalı ve yaratanla meşgul olmalıydık. Kin, nefret, intikam, hırs, makam, mevki ve şöhret olmak için sapıtmamamız gerekirdi.
Dinimizde "yaratılanı severim, Yaratandan ötürü" anlayışı varken, bizler yaratılanlara zalimlik yapmazdık. Hiç bir canlıyı incitmememiz gerekirdi.

Eğer bu gün Elhamdülillah Müslümanım diyor ve dinimizde olmayan her haltı yiyorsak, Behlül'ün dediği gibi Allah'ı gerçek anlamda tanımıyor ve sevmiyoruz demektir.
Samimi olarak inanan ve dinini yaşayan bir Müslümanın hiç bir kimseye ve canlıya Allah'ın emrettiğinin dışında davranması mümkün değildir.
Eğer yanlışlar, hatalar yapıyor ve günaha giriyorsak bu bizim geçek anlamda samimi olmadığımızdandır.
Son zamanlar da eşine şiddet uygulayan, genç kızlarımızı ve masum insanları katleden, hayvanlara işkence edenleri incelemek mümkün olsaydı, mutlaka onların samimiyet sınavında sınıfta kaldıklarını görürdük.
Bizim de yanlışlarımız doğrularımızdan çoksa bizde samimi değiliz ve niçin Allah'a verdiğimiz sözde samimi olamadığımızı sorgulamak zorundayız.