Bugün, 11 Şubat 2026 Çarşamba

Muzaffer GÜNAY (ÇOCUK MASALLARI)


KELOĞLANIN İNEĞİ

KELOĞLANIN İNEĞİ


Bir varmış, bir yokmuş, evvelki zamanların birinde bir köyde, Keloğlan ile kardeşi birlikte yaşarmış. Anne ve babaları öldüğü için yalnız başlarına ka­lan iki kardeşin yaptığı tek iş; babadan kalan inekleri dağ bayır dolaşarak otlatmakmış.

Aradan yıllar geçmiş, Keloğ­lan ve kardeşi büyümüşler, evlenme çağına gelmişler. Birgün, Keloğlan, kardeşine:

- Artık ikimizin de evlenme yaşı gel­di. Bu yüzden inekleri paylaşmamız gerekir, demiş.

Küçük kardeş, ağabeyinin bu teklifini kabul etmiş.

Keloğlan ile kardeşinin eski ve yeni olmak üzere iki ahırı varmış. İnekler, otlaktan döndükleri zaman, ahırlar­dan eski olanına gidiyorlarmış hakkına razı olmuş. Yine bir yıl ineği pazara götürmüş:

- Yarım altına satılık inek... Yarım altına satılık inek... Var mı alan? Diye bağırmaya başlamış.

İnsanlar, bir deri-bir kemik kalan ineği görünce kah­kahalar atmışlar. Keloğlan’la alay etmişler. Bu duruma çok üzülen Keloğlan, cılız ineğini almış, kırlara çıkmış. Pazar yerindeki gibi bağırmış. Bu sırada, karşısına bir ibi­bik kuşu çıkmış ve ineği satın almak istediğini söylemiş. Keloğlan’a:

-Yarın sabah gel, altınını al, demiş

Keloğlan, ineği ibibik kuşuna bıra­karak köyüne dönmüş. Ertesi sabah, aynı yere geldiğinde, ineğin sadece ke­miklerinin kaldığını görmüş. Ağlayıp sız­lamaya başlamış. Tam bu sırada ibibik kuşu, yine karşısına çıkmış:

-Keloğlan, şu ağacın dibini kaz baka­lım, demiş.

Kuşun söylediği yeri kazan Keloğlan, bir küp altın görmüş. İbibik kuşu:

- Bu altınları al, istediğin gibi harca, de­miş.

Fakat Keloğlan, hakkından fazlasını al­mayacağını söylemiş. Küpten aldığı ya­rım altını cebine koyduktan sonra, evi­nin yolunu tutmuş. Köylüler, Keloğlan’ın zayıf ineği yarım altına sattığını öğ­renmişler. Bu arada Keloğlan, bir küp altının yerini köylülere de söylemiş. Köylüler, sormuşlar. Ama aklı başına gelen Keloğlan, hepsinden çabuk davranarak bir küp altını onlardan önce almış, köye dönmüş. Hepsini ihtiyacı olanlara dağıtmış.

Herkes, buna çok sevinmiş. Keloğlan’ı omuzlarına alıp köyü bir uçtan bir uca dolaşmışlar…

(Türk Masalı)