reklamy

Tevrat İŞLEYEN


KENDİSİ KÜÇÜK AMA İZİ BÜYÜK

KENDİSİ KÜÇÜK AMA İZİ BÜYÜK


 

Hayata beden, akıl ve ruh pencerelerinden baktığımızda, bedenimizin olası tehlikelerden kaçındığını, aklımızın sıkı sıkıya sakındığını ve ruhumuzun da sığınak aradığını görürüz. İnsanı güçlü kılan hiç kuşkusuz bu üç boyutlu üçlüdür.

Bizler; tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınını evde kalarak yenebiliriz. Artık insanımız bu tehlikenin farkına varmış ve bu illete karşı daha temkinli davranmaya başlamıştır.  Ve görülmüştür ki; musibetlerde korkuları yenmek, endişeleri bertaraf etmek, ölüm korkusunu aşmak ancak ve sadece dinimizin öngördüğü yüksek mana ile mümkün olmaktadır.

Bu noktada insanlarımız koronavirüs süreciyle, aleyhine olanlardan kaçınmayı, zararlı unsurlardan sakınmayı, lehine olacak bir sığınmayı başaracağını öğrenmiş ve ‘ hayat eve sığar’ prensibiyle hareket ederek hem kendi sağlığını, hem de başkalarının sağlığını tehlikeye atacak olumsuzluklardan uzak durmayı başarmıştır. Sabır! Hadi bir on veya on beş gün daha sabrederek bu musibetten kurtulalım ve o eski sağlıklı günlerimize geri dönelim. Malum sayılı günün hükmü tez geçer.

Tarihsel süreç içerisinde bu olayları incelediğimizde hadisenin bir musibetler zinciri olmasının ötesinde Kur’an ı Kerimdeki ayetlerin tecelli ettiğini görürüz. Bir ayeti kerimede mealen Yüce Allah;  “Andolsun ki ,sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. Ey Peygamber! Sabredenleri müjdele! Buyurmuşlardır. İşte hadise bundan ibarettir ve bu da tabii olduğumuz imtihanın bir parçasıdır.

Umarım bu türden gerçekler bize istikametimizi gösteren bir işaret olur ve bu kısacık   hayat  yolculuğunda kendimizle yüzleşme imkanı bulur, dünya ile ilişkilerimizi bir kez daha gözden geçirerek, ailemizle, işimizle ve çevremizle olan ilişkilerimize  çekidüzen veririz.

Herkesin olmasa dahi bir kısım insanda kibrin, azgınlığın, şımarıklığın kol gezdiği bir zamanda böylesi bir virüsün ortaya çıkması sizce manidar değil mi? Özelliklede orta doğuda ve dünyanın bir çok yerinde insan hayatının hiçe sayıldığı vekâlet savaşları ile yaşlı, bebe, çocuk ve engelli gözetmeksizin nice canların hunharca katledildiği bu günlerde, insanlık âlemine meydan okurcasına kol gezen bu virüs bir mesaj veriyor olabilir mi? Ancak bir mikroskopla görünen küçücük, minnacık bir virüs bütün insanlığı teslim alıyorsa, insanlık âleminin ve zalim ruhlu liderlerin kendilerini sorgulamaları gerekmez mi?

Biz; yaşadıklarımızı ellerimizle yaptığımız için bazı gerçekleri idrak edemiyoruz.  Şurası bir hakikat ki,  şayet  ‘Allah, insanları yaptıklarıyla hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.”  Öyleyse bu gerçeği asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

Bence bu gerçeğin farkına varanlar, tüm kesimlerin az veya çok kaybedeceği, alıştığı yaşam standartlarından uzaklaşacağı bir sürecin başladığını görecekler, gizlilik ve sağlık arasında bir seçim yapacaklar, ekonomik ve sosyal göstergeleri revize etme yoluna gideceklerdir.

Gerçek o ki; bu süreci doğru okuyanlar için fırsatlar, okuyamayanlar için tuzaklar çoğalacaktır. Sorunu küçük göstermeye çalışmak doğru bir yaklaşım değildir. Şayet sorun küçük olsaydı dünyanın ekonomi devleri büyük fonlarla gövde gösterisi yapmazlardı! Demem o ki, yaşanmakta olan bu süreci iyi okumalı, düşünme, ifade ve irade özgürlüğümüzü pekiştirmeliyiz.  Sağlık ve mutluluk dileklerimle.