reklamy

Arzu ŞENEL


KİM BUNLAR?

KİM BUNLAR?


 

Toplu gönderilen mesajlardan oldum olası haz etmezdim, son günlerde iyice gına geldi.

Her yerden dua talep eden “bunu paylaş” diyen mesajlar yağıyor.

Herkeste bir ân evvel paylaşma/yayma telaşı!

Sanırsın vahiy indi, tebliğ görevi verildi!

 

Kimler bu mesajları gönderiyor?

Kimler aklımızla ve manevî duygularımızla oynuyor?

Aslı var mı baktık mı, araştırma, biraz düşünme zahmetinde bulunduk mu!?

Faili meçhul cinayetlere kurban ediyoruz ruhumuzu!

Sormadan, sorgulamadan.

Oysa akletmekle mükellef idik…

 

Hani “Falan hoca şu kadar Fetih okuyun” dedi, “Filan Hoca şu kadar Yasin istedi” diye geliyor ya mesajlar..

Şu zamanda ilme/irfana, sadaka ve zekata, yardımlaşmaya, hoşgörüye ve bilhassa  evde kalmaya çağrı yapana derim Hoca!

 

Şu sıralar yedi ve katları revaçta.

Yedibin/yetmişbin Fetih Suresi dolaşıyor ortalıkta.

Güzel okuyalım ki zaten okumalıyız!

İyi de muhasebesini kim tutuyor?

Kim sayıp, yetmişbine tamam edip evet oldu yahut olmadı diyor!?

Çünkü dün gelen mesajda öyle diyordu biri; “az okuyormuşuz duamızı kabul etmiyormuş Allah, rüyasında Peygamberimizi görüyormuş Hocanın biri hoşnut değilmiş hâlimizden vs. vs.

Hakikaten aklımızla oynuyorlar!

Hurafe ve safsatalara sarıldığımız kadar Kur’an’a sarılsaydık bu hâlde olmazdık kuşkusuz…

Yedibin Fetih okumaktan evla değil midir bir gönül fethetmek Rabbimizin katında..

Kirasını ödeyemeyen birine el uzatmak.

Vergisini ödeyemeyen bir esnafa kol kanat germek..

Evinden çıkamayan yaşlılarımızın ihtiyacını gidermek…

 

Biz dinimizi gerçekten biliyor muyuz?

Şu günlerde hiç değilse açıp iki meal okuyalım, iki siyer okuyalım.

İlk yazımızda “OKU” emrini yazmaya gayret etmiştik.

“Oku” emrinden sadece Kur’an okumayı anlayan insan-ı kamil olamaz!

Peki okumayacak mıyız, nasıl okuyacağız?

Elbette okuyacağız.

Adabı ile!

Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma! (A’râf Sûresi 205) Emrine uyarak…

Anlamadan, hayatına geçirmeden yedibin değil yetmişbin tane okusan ne fayda…

 

Sahabe Efendilerimiz on âyet ezberleyip hayata geçirmeden yeni âyet ezberlemezdi.

 

Yoklayalım kendimizi!

Kaç âyet var ezberimizde?

Ve en mühimi kaç âyet var hayatımızda!?

 

Niçin dua ederiz? Rabbimizin rahmetini celbedebilmek için…

Maalesef dini bırakıp, hurafelere sarıldığımız her gün rahmetini değil gazabını celbediyoruz Rabbimizin.

Hâlâ akıllanmadık, hâlâ safsata peşindeyiz.

Çünkü kolayına kaçıyoruz!

Mesajı gönder tuşuna basmak kolay!

Bedava cennet, emeksiz yemek derdindeyiz!

 

İslâm bu değil…

 

Yüce Rabbimiz Ku’an-ı Kerim’de pek çok âyette tekrar tekrar soruyor.

Akletmez misiniz?

Aklınızı kullanmaz mısınız?

 

İyi bir Müslüman aklını kullanacak.

Kolayına kaçmayacak.

İnsanlara ve insanlığa yararlı işler yapacak.

Hurafelerin yayılmasına değil Allah’ın dinine hizmet edecek.

Oturmayacak, harekete geçecek!

 

Ne diyor Mevlana hazretleri; Kuru duayı bırak ağaç isteyen tohum eker.

Hazır bahar ayı da gelmiş, evlerde bahar temizliği.

Bedenlere detokslar derken,

Asıl ruhumuza, zihnimize, düşünce dünyamıza bir format atalım..

Mübarek Ramazan-ı Şerif’e gün saydığımız kıymetli vakitler içerisindeyiz.

İyilik yapalım, iyilikte yarışanlardan olalım, ayağa kalkalım…

 

Allah aşkına telefonunuza/bilgisayarınıza bir mesaj düştüğünde tek derdiniz paylaşmak olmasın..

Biraz düşünelim nedir ne değildir.

Virüsten hızlı bulaşıyorlar.

Sahi kim bunlar!?

 

Sürc-i lisan etti isek affola.

Muhabbetle