reklamy

Öznur GÖZÜDOK


KİM DAYANIR BU ACIYA?

Bu meslekte olduğum günden bu yana nice insanları toprağa gömdük, meslektaşlarımla beraber.


Bu meslekte olduğum günden bu yana nice insanları toprağa gömdük, meslektaşlarımla beraber. Her bir ölümün ayrı bir hikayesi, ayrı bir özelliği vardır belki de... Bir baba cinnet geçirmesiyle önce eşini, sonra beşikte uyuyan bebeğini ve sonra olarak da kendini intihar ederek, veda ediyor hayata... Trafik kazasında ailece yok olanlar... Kız arkadaşını öldürüp intihar edenler... Anne ve ablasını "namus davası" diyerek vuranlar... Eşine laf atan adamı 15 yerinden bıçaklayanlar... Çocuklarının gözünün önünde evinin çatı katından ölüme atlayan anneler... Hayatının baharında gencecik fidan gibi kızların anlamsız (aslında herkesin kendine göre bir derdi vardır. Fakat intiharın sebebi henüz belli olmadığı için, anlamsız bulduğum) intiharları... Biz rahat uyuyalım diye, canını her an vermeye hazır bekleyen, gece gündüz demeden vatan toprağını koruyan, nice güzel evlatlarımız, babalarımız, kardeşlerimiz, yiğitlerimiz kahramanca savaşıp, vatan toprağına emanet edilmek üzere şehit düşüyorlar ya, işte bunun adı da ölümdür. Bu saymış olduklarım yaşadığım son 20 yılın belki de özetidir. Hepsini tek tek saymaya kalksam, sayfalar yetmez. Ama bu kadar ölümün içinde beni en çok şehit cenazeleri etkiler. Darmadağın olurum. Haberini bile yapmaya, elim kolum kalkmaz. Her birinin ayrı bir hikayesi vardır. Dinlerken göz yaşlarınız sel olur, yüzlerine bakamazsınız o ana ve babanın. Kimi nişanlı, kimi evli, kimi kimsesiz ve kiminin eşi hamiledir ve doğacak bebeklerini beklemektedirler hep birlikte.. Onca hayal bir anda yok olur, o şehitle beraber toprak olur. Bu saatten sonra hangi eş, hangi ana hangi baba, hangi kardeş hayal kurabilir ki, o mutlu günler için... Yarım kalan hayaller ve hayatlar... Gazeteci olmam nedeniyle İlk şehit cenazesiyle karşılaştığımda, bir hafta hiç uyuyamadım ve kendime gelemedim. O anne ve babanın feryadı hala kulaklarımdan gitmiyor. O günden sonra bir daha şehit cenazesine gitmedim. Her ne kadar o manzarayı görmesem de, nasıl olabileceğini tahmin edebiliyorum. Bu hafta Ordu'da 2 tane aslan parçası yiğidimizi vatan toprağına emanet ettik. Ayrıca geçtiğimiz hafta Giresun'da gerçekleşen selde de 5 askerimiz kayboldu ve 2'sinin naaşına ulaşıldı. Buna hangi ana, baba dayanabilir ki? Biz çocuklarımızı dizimizin dibinden ayırmazken onlara birşey olur mu acaba? endişesi yaşarken, o ailenin durumunu düşünebiliyor musunuz? Rabbim kimseyi evlat acısıyla karşılaştırmasın. Allah kimseyi evladı ile sınamasın. Al renklere boyanmış tabutlar artık gelmesin. Şehitlerimizin mekanları cennet olsun. Rabbim yattıkları yerden utandırmasın. Ülkemizin ve Ordumuzun ayrıca şehit ailelerimizin başı sağolsun. Amin... Şehit haberlerinin gelmediği, nice güzel günlerin üzerinde yaşadığımız topraklarda yaşanabilmesi ümidiyle...