Bugün, 18 Ocak 2026 Pazar

Abdullah ALTAŞ


KOMPLO TEORİSİ

KOMPLO TEORİSİ


 

6 şubatta 10 ilimizde meydana gelen, "Asrın felaketi" olarak adlandırılan deprem felaketi ile ilgili "Komplo teorileri" Söz konusu.

Cüneyt Arkın 'ın, tarihimizle ilgili, Osmanlı ve  Bizans mücadelelerinin konu edildiği ve rol aldığı filmleri hepimiz biliyoruz. Filmin bir sahnesinde Osmanlı askeri olan kahramanımız Bizansın içine bir şekilde girer, onlardanmış gibi gözükür. Onlar  da, böyle yiğit cesur bir adamımız, kahramanımız var düşüncesiyle sevinirler. 

Kahramanımız fırsat buldukça gizli bir şekilde Bizans'a zarar verecek eylemlerde bulunmaya başlar. Bir süre sonra Bizansı yönetenler bu işten şüp helenir. Kahramanımız için derler ki, "Bu adam içimize girdikten sonra işlerimiz hep kötüye gitmeye başladı... "  

Bu anektodu şunun için örnek verdim. ABD Bizimle dost ve müttefik olalı işlerimiz hiç iyiye gitmedi. ABD nereye giderse orada kan ve gözyaşı durmuyor... ABD, tutturmuş ben illede Türkiye ile müttefiklikten ayrılmam!... Ayrıl arkadaş! Şart mı, bizim sizinle arkadaş olmamız? Şart mı? İlle de bize yardım etmeniz? Biz kendi işimizi kendimiz hallederiz. Kene gibi yapışmış bizden ayrılmıyor!  

(Geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden   daha çok benzerler.) İbni Haldun ABD' nin gerek maddi, gerekse manevi açıdan Türkiye üzerinde çıkarları! söz konusu..." çıkar" kelimesi bizim kültürümüzde "haksız bir kazanç" anlamı çağrıştırdığı için böyle bir kelimeyi gündelik hayatımızda kullanmayız. Bu kelimeyi kullanmayı kendimize yakıştırmayız. ABD ve Batı utanmadan bu kelimeyi kullanır. ABD, Türkiye 'yi yad ellere kaptırmamak için 100 yıldan beri gayret etmekte " Ya benim olursun, ya da kara toprağın" felsefesi ile hareket etmektedir. 

Petrol, maden gibi yeraltı kaynakları maddi açıdan sömüreceği materyallerdir. Manevi açıdan ise İsrail'in dini inancına hizmet etmek! Dicle ve Fırat 'tan aşağısını İsrail'e teslim etmek... Halbuki bize, dini inanca göre hareket etmenin ayıp, artık böyle şeylerin geride kaldığı propagandasını yıllarca işlediler... Kendilerinin ilerlemek istedikleri vasıtaları bize hep kötü gösterdiler... 

ABD, Ülkemizi, yumuşak bir şekilde teslim almak istiyor.. Geçmişte bunu, başta eğitim yoluyla, zihniyet yoluyla, devşirme yoluyla, birtakım diğer yollarla kısmen teslim almış... Lakin içeride milli bir direnç var, tam teslim alamıyor... 

ABD, Ülkemizi teslim almak için yıllardır çeşitli yolları deniyor.. Bölücülük, terör, ekonomik, içeri den darbe teşebbüsü, milli silah sanayimizi engelleme gayretleri... Ne yapsa olmuyor! Olmuyor! Gene olmuyor!... 

ABD, Ülkemizdeki geçmiş  yönetimlerle, kendi lehlerine olacak şekilde birtakım anlaşma ve imzaları atmış  bunların birtakım sonuçlarını almışlar.  Fakat ülkemizde artık milli bir direnç var, ABD nin sömüreceği lokmalar artık boğazına girmiyor... 

Bunları bu zevke nasıl alıştırdılarsa adamların bu zevkten ayrılası gelmiyor, bundan dolayı telaşa kapılıyorlar... Ne derler, alışmış kudurmuştan beterdir.... 

Türkiye, pes etsin kollarımıza kendiliğinden düşsün, bakir olan kaynaklar zarar görmeden elimize geçsin istiyorlar... Türkiye 'nin eline bir nane şekeri verelim onun tatlılığıyla oyalansın istiyorlar... 

Şu sıralarda yaşadığımız deprem olayı ile ilgili, komplo teorileri  yazılıp çiziliyor, yorumlar yapılıyor... İnsanlarımız genelde buna inanmıyor veya inanmak istemiyor.. Ama insan bu!  Komplo teorilerini duyunca, "Acaba, olabilir mi? " demekten de kendini alamıyor. Ünlü İslam alimi İbni Haldun’un bir sözü var.  "Her akıl, gücünün yetmediği ve akıl edemediği şeyleri inkar eder." 

Yaşadığımız, milletçe üzülüp kenetlendiğimiz "Asrın felaketi" olarak adlandırılıp tarihe geçen bu deprem felaketi ile ilgili çeşitli komplo teorileri dile getirildi. ABD 'nin, Türkiye'yi, ne yapsa teslim alamadığı için sun'i bir deprem yaptırması, NATO’nun anlaşmalar gereği ülkemize girmesi, bu yolla ülkemizi işgal etmesi... ABD savaş gemilerinin Türkiye karasularına her yaklaştığında ülkemizde mutlaka bir depremin meydana gelmesi, geçmişte Gölcük depreminde de böyle olduğunu, şimdiki yaşadığımız depremin de böyle olduğunu.... 

6 şubatta yaşadığımız deprem 7.7 şiddetinde idi. Ondan sonra 9 saat sonra meydana gelen artçı deprem genellikle daha düşük şiddette beklenilirken hemen hemen aynı oranda bir deprem daha meydana gelmesi, kısa bir süre önce ABD dışişleri bakanının ülkemizde, bu deprem sonrası acaba Türkiye'de ne olup bitiyor diye burayı ziyaret edip Dışişleri bakanımız tarafından kendisine yüz verilmemesi, adamın peşinden Hatay' da yüksek sayılabilecek bir şiddette deprem yaşanması, daha sayılabilecek çok şey var.... 

Önceleri bir film izlemiştim. Çocuk dedesine soruyor: Dede! Tesadüfün tesadüfü veya bir konuda çok tesadüf olması ne demektir? Bu soru üzerine dede torununa şöyle cevap veriyor.

 "Hazırlanmış planlanmış!” demektir.