Bugün, 27 Şubat 2021 Cumartesi

Arzu ŞENEL


KRAL ÇIPLAK

KRAL ÇIPLAK


 

 

 “Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmal ederseniz, ihmâl ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder, imha eder.” Diyor Bilge Mimar Turgut Cansever.

Tam da günümüzde meclisin gündeminde, varsa hâlâ nesli kendine dert edinmiş vekillerin dillerinde ve ödevlerinde yer almalı Cansever’in anlatmak istedikleri.

           

Şimdi iki kelam edecek olsam siyasî bakılacak belki ama bizi bilen bilir, bilmeyen de varsın kendi gibi bilsin diyelim ve devam edelim o vakit.

Her fırsatta, imkân bulduğum her platformda söylüyorum kırk’a tamam ederim belki…

Hep hayalini kurduğumuz müreffeh ve güçlü Türkiye’nin önündeki birinci engel hiç şüphe yok ki eğitim sistemimiz.

Bu gerçeği eğitimcilerimiz kısıtlı ve kısık sesleri ile dile getirse de duyan yok. Hoş gençlerin çaldığı davul zurnanın sesini uzaktan dinleyenlerin, sivrisinek sesinden orkestra kurmalarını beklemek beyhude bir hayal olur sanırım.

 

Ne mi diyorum; bu eğitim sistemi eğitmiyor diyorum.

Eğitimde ciddi reforma gidilmez ise çok geç olacak diyorum.

Bugün yapılan yatırımların ilk sırasını eğitim almaz ise, hepsi yarın bir gün çer çöp olacak kadir kıymet bilmeyen zihniyetlerin elinde diyorum.

Bırakın bir şehir hastanesi eksik kalsın.

Bırakın bazı yollarımız dar, ufkumuz geniş olsun!

Yollar yaptık eyvallah hepsine ama yola revan olacak nesil nerede?

Hastaneler yaptık otellerle yarışan ama insan sevgisi, idealizmi olan eller dağıtır şifayı taş duvarlar değil. O elleri inşa edebildiniz mi?

Robottan insan yapamadık belki ama insandan robotlar yapabiliyoruz artık, hissiz, duygusuz…

Acımasızca kedinin ayaklarını kesiyor biri.

Bir diğeri yavru köpeği hınçla yere vurup öldürüyor.

Akademisyenlerin ana babaları huzur evlerinde bakıcı ellerinde, diplomalar insan yetiştirmiyor!

Hoş bir seda bırakmak derdi yok kimselerin.

Ezberinde şiirler yok gençlerin.

Sanat soyunmak, zanaat ise eser bırakmak değil üzerine imzasını atmak demek artık…

Popüler kültürün mezesi popüler insan olmak tek gayemiz!

Daha neler neler diyorum da soruyorum sonra bu gidiş nereye diye?

Bunun sonu hüsran.

Birbirimizi içi boş övgülerle şişirmeye, kandırmaya gerek yok.

Eğitim sistemimiz çıplak!

Tez elden giydirilmesi gerek…

 

Bir diğer reforma muhtaç alan hukuk sistemimiz.

Adaletine güvenilmeyen hukuk sistemi mi olur!?

Caydırıcılığı zayıf, kılıf dikilmeye müsait minareleri olan bir sistem…

Senelerce süren davalar.

Paranın evrak hükmü taşıdığı hukukçular.

Güven vermeyen.

Adamına göre muamele görülen.

Ve yeni yetme hukukçuların artık ideolojik görüş arenası olan bir sistem.

Elbet daha fazlasını bilen ve görenler var iken neden düzeltilmez.

Sahi zor mu bu kadar?

Yahut başka sebepler mi var…

 

Vergi sistemimiz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ya da hiç düşündünüz mü?

Adil mi sahiden??

Kazanç//vergi denklemi eşit mi?

Yıllık ne kadar vergi ödediğinizi biliyor musunuz?

Peki ya bu vergilerinizin nerede kullanıldığını?

Ekonomi, para, finans konularında ne kadar bilgi sahibisiniz?

Sokaktaki gençlerin bu konular umurunda mı?

Vergi kaçırmalardan, oradaki kılıflı minarelerden söz etmeyeceğim.

Bunlar olup biten, cereyan edenler.

Etkili ve yetkili olanlar düzenlemeler yapmazdan evvel düşünmeli.

Ve bu düzenlemelerin kalemini, zengin bir tedrisattan geçmiş adil ve dürüst eller tutmalı…

 

Bu üç temel alanda reforma gidilmezse, gençler daha fazla ihmal edilmeye devam edilirse bugün yapılan yatırımlar bizi yıkımdan kurtarmaya yetmeyecek korkarım ki…

İlk emri “OKU” olan bir dinin mensupları, bütün dünyaya medeniyet taşımış bu zengin coğrafyanın çocuklarıyız biz.

Ve eğitim, hayatın bütün dinamiklerini içine alan değerlerlerin tamamıdır.

Sadece okul ve türevlerine indirgemek hayatî hata olur.

 

Her daim daha güzel günlerin ümidi,

Güzel yarınlarımız için gayret edenlere minnet ve şükranlarımla.

 

Sürc-i lisan etti isek affola.

Kalın sağlıcakla…