reklamy

Abdullah ALTAŞ


KUL MUHAMMED

KUL MUHAMMED


Allahu teala insanlığa son peygamber olarak Hz. Muhammed Alehisselamı göndermiştir. Peygamberimiz kendisini bir muallim yani öğretmen olarak nitelendirmiştir. Peygamberimizin elindeki kitap, Allahu teala nın göndermiş olduğu Kur'an-ı Kerim dir.

Allahu teala peygamberimizden önce çok sayıda peygamber göndermiştir.

Allahu teala, gönderdiği Peygamberlerin tümünü                                 

birbirini tamamlayan, birbirini destekleyen  bir zincirin halkalarına benzetmiştir.

Allahu teala insanlığa gönderdiği peygamberlere

şu görevi  vermiştir.

-yaratmış olduğum kullarıma söyleyin bana ibadet

etsinler! Beni tanısınlar, bilsinler!

-Kullarıma söyleyin, Allah tan başkasına tapmasınlar!

Allahu teala nın insanlara peygamberleri aracılığı ile emrettiği, buyurduğu, telkin ettiği buna benzer

ayetler, sözler Kur'an-ı Kerim de mevcuttur.

Allahu teala Kur'an - ı Kerimde peygamberlerden

Söz ederken genelde "KUL" diye ifade eder.

Allahu teala Kur'an - I Kerimde bazı ayetlerde pey

gamberler için "ne güzel bir kuldu" "hayırlı bir insandı" gibi buna benzer övgüsü söz konusudur.

 

Kur'an-ı Kerimde belirtildiği üzere tüm peygamberler büyük imtihanlardan geçip üstün bir kulluk örneği sergilemişlerdir.

 

Allahu teala, Kuran - ı Kerimde peygamberimize hitaben birçok âyette "Ey Muhammed! Etrafında bulunan insanlara öncelikle kendinin bir insan bir kul olduğunu söyle!" diye emretmektedir.

Ondan sonra da "sadece sizden farklı olarak Allah bana vahyetmektedir." de.

Allahu teala bazı ayetlerde peygamberimizin adını n yerine "Kulu" ifadesini kullanmıştır. Peygamberimiz de devamlı  olarak Allah 'a olan  kulluğunu ön plana çıkarmış, bundan haz duymuş

"Kul Muhammed" olmayı arzu etmiştir.

Peygamberimiz bir kul ve bir peygamber olarak büyük imtihanlar yaşamıştır.                Nihayetinde Mekke yi fethetmiş

buna rağmen gene hasırının üzerinde uyumaya devam etmiştir. Hiç kimseyede maddi olarak bırakacak bir mirası yoktu. Zaten peygamberler miras bırakmaz diye buyururdu peygamberimiz. Peygamberimizin bıraktığı miras "İslam" idi.

Peygamberimiz ile ilgili anlatılacak çok şey var mutlaka.

Şimdi gelelim günümüze.

Peygamberimizin yolundan gittiğini söyleyen İslam'a hizmet ettiğini iddia eden bazıları ve bunların peşine takılan bazı cahiller ne durumdalar?  Bu bazı cahillerin İslam dan peygamberimizin yaşantısından haberleri yok galiba. Peygamberimiz Allah'a "KUL" olmayı tercih ederken bu bazı cahiller nefislerine, egolarına ve şeyhlerine "KUL" olmayı tercih etmişlerdir.   .Bunların kaç tanesi bırakın hasırı, yer döşeğinde yatmıştır. Peygamberimiz bir açlık gününde karnına taş bağlarken, gününümüzün bazı cahilleri ayağına yemek getirtip, müridlerinden ikinci, üçüncü defa evlendirilme teklifleri beklemişlerdir. Daha sonra Gavs ve kutup olmayı arzu etmiş, buradan da nemalanmaya, faydalanmaya bakmışlardır. Gavs ve kutupluk mertebesini bunlara kim verdi? Bazı cahiller, bazı kullara insanüstü bir nitelik vermişler yüceltme yoluna gitmişlerdir. Adeta çevrelerinde yaşayan bir peygamber görmeyi arzu etmişlerdir. Bazı cahiller, "bizim şeyhimiz şöyle, bizim şeyhimiz böyle" diye etrafına, insanlara dolaylı olarak da kendilerini övmektedirler. Peygamberimiz a. s mü'minlere  "beni aşırı şekilde övmeyin! Sadece Allah' ın kulu ve Rasülü" deyin buyururdu.

   Bunlar nefis terbiyesinden ziyade ülke içinde

devletten ayrı olarak bir hiyerarşi meydana getirerek siyasete bulaşmaya, siyaseti dizayn etmeye kalkmışlardır. Holdingleşme meydana ge

tirmişlerdir.

   Tasavvuf böylemi olur? Nefis terbiyesinden ziyade bu durum nefis terbiyesizleşmesidir.

     

"Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil.

Gönlün Derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil" .

Diyen Yunus Emre neden hayırla anılıyor?

 

Ben yaşadığım müddetçe "Kur'an-ı Kerim 'in kölesiyim"

"H.z Muhammedin ayağının tozuyum. "  diyen

Mevlana neden unutulmuyor.

 

"Peygamberimiz altmışüç yaşında vefat etti, benim bundan sonraki yaşamım yerin üstünde olmamalı yoksa peygamberimize karşı ayıp olur"

deyip, geri kalan yaşamını mezar gibi yer eştirip

geri kalan hayatını orada yaşayarak tamamlayan

Hacı Ahmet Yesevi de bir tarikat önderiydi.

 

Daha kendi nefsini terbiyeye tabi tutmamış bu cahillerin islama yapacağı bir hizmet yoktur.

   Bunlar önce tevbe etsinler. Sonra sağlam bir bilgiye sahip olsunlar. Sonra nefisleriyle mücadele

etsinler. Sonra yer döşeğinde yatsınlar. sonra yunus Emre gibi dergaha kırk yıl odun taşısınlar. Hiç kimse den maddi beklenti içine girmesinler. Diyar diyar gezip İslamı anlatsınlar. Ondan sonra bak nasıl birer"Yunus Emre" oluyorlar.