Zamanın birinde bir köyde, kuş avcısı varmış. Bu adam gibi başka bir avcı yokmuş. Kurduğu tuzaklarla, en kurnaz, en çevik kuşları bile yakalarmış.
Bu köylü, bazen ayna ile kuş avlarmış. Yine bir gün aynasını kurmuş. Öteden beri bir tarla kuşu gelmiş. Parlaklığına dayanamayarak aynanın karşısında durmuş. Bu kuşu, göklerde uçmakta olan bir doğan görmüş. Yere doğru süzülerek minik tarlakuşunu yakalamış.
Zavallı kuş, çok çırpınmış. Ama, kocaman vahşi kuşun sert pençesinden kurtulamamış. Doğan, büyük bir keyifle, tarla kuşunun tüylerini yolarken avcının tuzağına yakalandığını yeni fark etmiş. Kuşçu ise olanları ibretle izliyormuş.
Doğan, kuş avcısına yalvarmış:
- Bana bir kötülük etme! Bırak da uçup gideyim.
Kuşçu:
- Olmaz, seni asla bırakmam, demiş.
Doğan, başına gelecekleri anlamış. Titrek bir sesle sormuş:
- Ama, neden?
-Çünkü, sen bunu hak ettin.
Doğan karşı çıkmış:
-Ben, sana bir kötülük yapmadım ki.
Kuş avcısı, taşı gediğine koymuş:
- Peki, şu zavallı tarla kuşu sana ne kötülük yapmıştı?
Doğan, bu söz karşısında susmuş ve başına gelecekleri beklemeye başlamış...
(Fransız Masalı)
Bu masalda olduğu gibi kötülük yapanların, kötülükle karşılaşacağı asla unutulmamalı.


