Bugün, 25 Ocak 2026 Pazar

Olgun YÜKSEL


LGBT’lilerin ONUR YÜRÜYÜŞÜ

LGBT’lilerin ONUR YÜRÜYÜŞÜ


Değerli okurlar, bu yazıyı yazdığımın sabahında Çanakkale’de LGBT’lilerin kendilerine kaba davranıldığı, saygı gösterilmediği ve hor görüldükleri gerekçesiyle, protesto amaçlı yürüyüş gerçekleştireceklerini, ancak Çanakkale Valiliğinin ise bu yürüyüşe izin vermediğini haberlerde okudum. Yazımın yayınlandığı gün ise ne şekilde sonuçlandığını öğrenmiş olacağız.

     LGBT terimi dilimize son yıllarda girmiş olsa da ne anlama geldiğini tek kelime izah edebiliriz. “Eşcinsellik.” LGBT konusu özellikle son iki yıldır ülkemiz dâhil tüm Dünya’nın gündemine oturmuş vaziyettedir. Önce kişisel görüşümü belirterek yazıma devam etmek istiyorum. İnsanların cinsel yönelimleri beni hiç ilgilendirmiyor. Fakaat erkekten eşcinsellerin kılık kıyafet, tavır ve davranışlarıyla eşcinsel olduklarını belli etmek için çevresindeki insanların gözüne sokar gibi davranmalarından ise iğrendiğimi belirteyim. Bu konuda hümanist değilim. Vaktiyle İstanbul Merkez Komutanlığında görev yaparken çok sık karşılaştığım bu tür insanların davranışlarını asla tasvip etmedim. Biyolog değilim, ancak bazı mikro organizmalı deniz hayvanlarının ilginç üreme yöntemlerini belgesellerde izlediğim olmuştu. Örneğin denizatlarının çift cinsiyetli olduklarını biliyorum. Hatta uzun yıllar önce ulusal bir gazetenin yazı dizisi, çift cinsiyetli yurttaşlarımızı konu yapmıştı. Yine İstanbul Merkez Komutanlığında görev yaparken erkek nüfus cüzdanına sahip bayan kıyafetli bir şahsın asker kaçağı olarak emniyet güçleri tarafından gözaltı yapılarak komutanı olduğum karakoluma getirilmişti. Şahıs, çift cinsiyetli olduğunu utanarak bana söylediğinde şok olmuştum. Edebim gereği kendisine hiçbir soru sormadan ve yorum yapmadan hemen GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesine sevkini yaparak askerlik şubesinden de yazısını alıp aynı gün gözaltını kaldırtıp, bir hafta içinde de askerliğe elverişli değildir raporunu almasına yardımcı olmuştum. Ortada yaratılışı gereği tıbbi bir rahatsızlık var. Bunları anlıyorum. Ancak yeryüzünde yani kara hayvanları içinde cinsiyeti belli olup da farklı cinsiyet arayışında olan insanlar dışında başka da bir canlının olduğunu hiç duymadım, okumadım, bilmiyorum. Bu konuları hiç merak etmediğim için varsa da benim haberim yok. Cehaletim için okurların affına sığınıyorum.

     LGBT neden bu kadar gündemde? Asıl konumuz bu olmalıdır. Daha önceki yazılarımın birinde hangi başlık altında yazdığımı hatırlamıyorum gelecekle ilgili, küresel sermaye elitlerinin projelerini “cinsiyetsizlik, mülkiyetsizlik, merkeziyetsizlik, devletsizlik” olarak yazmıştım. Örneğin yeni doğan çocukların cinsiyetleri belirtilmeyecekmiş. O bir bebek, ya da çocuk ve belli bir yaşa yani ergenliğe geldiklerinde cinsiyetlerini kendileri belirleyeceklermiş. Kendini erkek hisseden female dahi olsa erkektir, Kendini bayan hisseden male dahi olsa kadındır. Onlar kendi aralarında, bizim bildiğimiz ve anladığımız şekilde açıklayayım, aynı cinsiyetli insanlardan biri kendini bayan hissedebilir ve bir diğeri ise erkek hissedebilir. Dolayısıyla evlenebilirler. Böylece doğum olayının önüne geçerek hızla artmakta olan Dünya nüfusunun artışının kontrol altında tutulması hedefleniyor. Açıkçası sapkınlık özendiriliyor. Dahası çocuk sahibi olabilecek nitelikte evlilik yapan çiftlerin ise izinle çocuk yapmaları da projeleri arasında yer alıyor. Pilot bölge, Çin Halk Cumhuriyeti’nde nüfusun kontrol altında tutulabilmesi için evli çiftlerin birden fazla çocuk sahibi olmaları yasaktı. En son ikiye kadar izin verildiğini duymuştum.  Doğrumudur teyit etmedim.

      Yukarıdaki paragrafta, yazdıklarım sizlere abartılı gelebilir. Fakat bizleri LGBT başlıklı oldukça fazla gündemler bekliyor. LGBT’li aşk romanları, filmleri, LGBT’li film kahramanları uzun yıllardır zaten gözümüze sokuluyor. Beni 21. Yüzyılda hiçbir şey şaşırtmıyor. Eğer küreselci aklı biliyor ve tanımaya başladıysanız, LGBT dâhil ne salgınlar, ne savaşlar, ne aşılar, ne kıtlıklar, ne krizler, ne ayaklanmalar, nede küresel ısınma teraneleri asla bitmeyecektir. Y ve Z kuşağı bu sürece, bilgisayar oyunları, ellerine verilen Laptop, akıllı telefonlar marifetiyle bilinçaltına girilerek çoktan hazır hale getirildi. Yani bizim zannettiğimiz çocuklarımız fark ettirilmeden elimizden alındı. Sakın ola ki çocuklarınızın elinden bu tür aletleri almaya kalkmayın, artık çok geç. Sadece mağduriyet yaratırsınız. Zaten o aletlere hepimiz mahkûmuz ve o çocuklar olmadan elinizdeki aletlere ayar dahi veremiyoruz.

     56 yaşındayım ve Y-Z kuşağına göre dinozorlar sınıfındaki yerimizi aldık. Bu akla göre kendileri ve o akla hizmet edenler hariç, bırakın bizden eskileri, bizim nesil ve bizim nesle yakın olanlarda dâhil olmak üzere sürecin hızla tamamlanması için orta ve eski neslin, yeni nesille bağının koparılması ve geçmiş hafızaların yok edilmesi hedefleniyor. Onun için hızlıca, terki Dünya etmemiz gerekiyor. Bu mücadeleli süreçte karşımıza ne melanetler çıkarılacağını kestiremiyorum. Her proje başarıya ulaşacak diye bir kural yok. Başaramazlar. Tarih henüz tüm Dünya’yı egemenliği altına alan bir medeniyeti yazmadı. Engel olmak için bilinçli olmak, uyanık olmak bizim elimizdedir. O yüzden diyorum ki toprağınıza sahip çıkın ve çocuklarınızı toprakla temas ettirin. Telefonlarla değil,  çimlerde, sokaklarda oynatın. Kalın sağlıcakla.