Bugün, 17 Ocak 2026 Cumartesi

Muzaffer GÜNAY


MAHALLİ YÖNETİMLERİN KÜLTÜR HİZMETLERİ NE DURUMDA? (1)

MAHALLİ YÖNETİMLERİN KÜLTÜR HİZMETLERİ NE DURUMDA? (1)


                Bundan önce kaleme aldığımız son iki köşe yazısının konusu ağırlıklı olarak Şair-Yazar Gökhan Akçiçek ile alakalı idi. Aynı konu üzerinde ve fakat genelleştirerek durmaya devam edelim.

                Mahalli yönetimlerden kastımız geneldir. Yani ülke sathında kısa bir değerlendirme yapmaya çalışacağız. Şüphesiz kültür faaliyetleri hayati bir önem arz etmektedir. Zira milletleri millet yapan kendine has kültürüdür. Belediyeler sadece seçmen kitlesine değil, toplumun tümüne hizmet vermekle mükelleftir. Hele bu bir kültür meselesi olursa, işin ehemmiyeti  ziyadesiyle artar.

                Belediyeler için kültür ve sanat alanında olabildiğince verimli olmak adeta bir farizadır. Öyle ki bir belediye hizmet götürdüğü toplumun kültürel ve sanatsal birikimini hesaba katarak üzerine yeni fakat halkın özüne uygun düşen icraatlar yapma noktasında hiçbir şekilde mazeret üretemez, üretmemelidir. Aksi halde olumsuzluklar birbiri ardına sökün eder.

                Belediyeler, toplumun tarihi mirasını iyice analiz etmeli ve üzerine neler koyabileceğini ilmi metotlar kullanarak tespit etmeli ve yol haritasını geçmişle gelecek arasında köprü vazifesi ifa edecek şekilde hazırlamalıdır.

                “Devletin malı deniz, yemeyen   k….riz” tamahkârlığından ve para biriktirme şehvetinden yakasını kurtarmayan bir yönetimden  hayır sadır olmaz; kalıcı işler, hizmetler bilinmez zamanlara ertelenmiş olur. Olan halka ve daha dramatiği yarın ki nesillere olur.

                Kültür hizmetleri  kalıcı, diğer hizmetler geçicidir. Meselenin  özü buradadır. Yarınları planlamak için işe önce kültürden başlamak gerekir. Oportünist anlayış  sadece günü kurtarır, yarına bir şey bırakmaz.

                Bir belediye, görevlendirme  yapacaksa bunun için gereken ölçüleri dikkate almak durumunda, hatta mecburiyetindedir.

                Eğer, her hangi bir belediye yönetimi, işe göre eleman görevlendirmeyi tercih etmez de, adama göre adam/insan anlayışına teslim olursa, “yanı gülüm keten helva” hali kaçınılmaz olur.

                Ülkemizde  buna dair yığınla misal vermek hiç de zor değildir..

                Kültür ve sosyal işlere bütçeden pay ayırırken bin bir türlü bahane üreten yönetim zihniyetinden hayır çıkmaz. Bunun tek bir istisnası bile yoktur.

                Bir de kültüre ayrılan paranın rastgele harcanması sorunu var ki, idarelerin en müzmin ve en kötü uygulamalarından birdir bu anlayış. Mesela, her hangi bir müzik sanatçısını davet edip, iki saat konser verdirip, adamın hesabına nakden 200 bin Tl’yi yatırmak. Söylenecek söz  hazır bu durumda: “Devletin malı deniz…”

                Benim bakış tarzım şudur: kültür ve sanat için yukarıdan aşağıya görevlendirme ve atama yapmadan önce, sahanın önde gelenleri ile bir veya birkaç görüşme yapılmalı ve karar buna göre alınmalıdır.

                İlimiz merkez ve ilçelerinde belediye yönetimlerinin yukarıda izaha çalıştığım kriterlere ne derece önem verip vermediklerini  konuşmak gerekir. (devam edeceğiz)