Bugün için yazıma başlarken konu çokluğundan dolayı bir konu belirlemiş değilim. Tabi ki ilk aklıma gelen Rusya-Ukrayna savaşı oluyor. Tüm Dünya bu savaşın bir an önce bitmesini ve her şeyin normale dönmesini bekliyor. Ülkemiz dâhil her yerde gerek savaş ve gerekse Çin’in kendi halkına başlattığı karantina uygulaması sonucu tedarik zincirlerinde yaşanılan sorunlar, insanlığı yüzyıllardır görülmeyen kıtlık ve açlık tehlikesiyle yüzleşmek zorunda bırakıyor. Canım memleketimde ise vatandaşlarımızın gelmekte olan krizlerin çokta umurundaymış gibi bir izlenim görmüyorum. Savaşla ilgili söyleyeceğim yeni bir şeyler yok. Daha öncede yazdığım gibi Savaşın, birkaç ayın içinde bitmesini beklemiyorum. Kanaatimce eğer bir yerlerde insanlığa yapılan zulüm yeter, artık bitirelim bu savaşı denirse belki yılsonu en erken tarihtir.
İki haftadır gündemde olan İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurusu ile ilgili Türkiye’nin koyduğu engellemeyi herkes bir şekilde anlaşırlar ve Türkiye’nin vetosu kalkar diye yorumluyor. Her zaman ki gibi ben aynı fikirde değilim. Türkiye, NATO üzerinden aynı ittifak içinde Batı ile ilk defa hesaplaşma imkânı yakaladı. Türkiye, bu ittifakı ya dağıtır ya da istediklerini alır. Başka türlü Finlandiya ve İsveç’e koymuş olduğu engellemeyi kaldıracağını sanmıyorum.
Altılı masa toplantıları devam ediyor. Yandaş medyanın takıntı haline getirdiği bu toplantılarda neler konuşuluyor ben de çok merak ediyorum. O kadar sık toplanmaya başladılar ki işin heyecanı vs kalmadı. Muhtemelen dağ fare doğuracak.
Ekonomiye geçecek olursak ekonomist değilim ancak söyleyeceklerim var. Dünya enflasyon girdabına sürüklendi. Pandemi sürecinde devletlerin para matbaaları hiç durmadı ve bol bol para basıp vatandaşlarına dağıttılar. Önceden sıfır ile bir arasında enflasyonla yaşayan ülkeler ilk kez yüzde 8-9 oranında enflasyon gördüler. Tabi ki bizdeki gibi yüksek değil. Mayıs ne çıkacak bilemiyorum ancak emin olduğum, TÜİK ne açıklarsa açıklasın gerçekte açıklananın en az iki katı çok daha yüksek enflasyonla karşı karşıya olduğumuzdur. Devlet ricaline bu konuda güvenmiyorum. Liyakat her ülke için önemli sorundur. Vatandaşlarımız dolar, avro gibi dövizleri alıyorlar. Neticede onlarda kâğıt para ve onlarda gelişigüzel basılarak emtia karşısında yüzde 8-9 oranında değer kaybettiler. Dikkat ederseniz emtia yani varlıktan söz ediyorum. Buradan çıkarım yapacak olursak asl olan varlıktır. Bunlar neler olabilir? Parası çok olanlar sanırım arsa, arazi, bağ bahçe gibi yatırımlara yönelmeliler. İnşaat malzemeleri, demir, çimento, gübre gibi varlıklarda deposu olanlar için idealdir diye düşünüyorum. Küçük tasarruf sahipleri yani benim gibiler ne yapayım 1-2 gram altın alıyorum. Kilerimi ihmal etmiyorum. Bağ ve bahçelerle meşgul olmaya devam edip üretmeyi deniyorum. Büyük reset için uzun sürecek zorlu maratonun başladığını biliniz, her yarın dünden daha zorlu geçmeye devam edecek.
Maraton dedim, hadi bu sefer tekrar tarihe doğru kısa bir yolculuk yapıp konuyu dağıtalım. M.Ö 490 yıllarında günümüz Yunanistan sınırlarında bulunan Atina’ya yaklaşık 40 km. mesafede ki maraton isimli bir ovada Pers Kralı Darius’un Ordusu ile eski Yunan medeniyetinin yunan ordusu savaşa tutuşurlar. 25 bin kişilik Darius’un ordusu çok daha fazla güçlü olduğu halde, 10 bin kişilik yunan ordusunu yenemez ve geri çekilirler. Tarihçi Herodot’a göre 6.400 pers askeri öldürülür buna karşılık ise sadece 192 yunan askeri ölür. Yunanlı generaller zaferi haber vermek üzere Atina’ya koşarak gidecek, çok iyi koşucu bir askeri görevlendirirler. Koşucu asker 40 km. koşarak gittiği Atina’ya varır, zafer müjdesini verir fakat aşırı yorgunluktan yığılıp ölür. Bu olay üzerine her yıl 40 km. maraton koşusu düzenlenmeye başlanır. Günümüzde ki 26 millik maraton koşularının çıkış noktası bu olaydır. Yazıma başlık atmamıştım ona da maraton diyelim. Kalın sağlıcakla.
