Bugün, 16 Ocak 2021 Cumartesi

Mehmet Ali AYDIN


MARAZİ ENGELLİLER

MARAZİ ENGELLİLER


 

Bu gün 3 Aralık “Dünya Engelliler Günü”. Oldum olası ben bu günlerin parsellenmesine ve bazı günlere insanlar tarafından özel anlamlar verilmesine karşıyım. O günde onları hatırlayıp senenin geri kalan kısmında sadece kendimize odaklanıp ve öyle yaşamamız bana hep garip gelir.

Adam annesini ve babasını huzur evine yatırmış, sonra “Anneler Günü”nde annesini, Babalar Günü”nde babasını hatırlayıp bir çiçek, bir iki hediye onları hatırlıyor. Sonra, sonrası bir dahaki günlere kalıyor. Öğretmenler Günü”nde öğretmeni aklına geliyor, diğer günlerde de öğretmene her türlü hakareti yapıyor.

Bence yılın her günü “insanlar günü” olarak kabul edilmeli ve bizi yaratan Rabbimizin bizden istediği insan gibi olmalıyız. O zaman başkaca günlere ihtiyacımız olmaz. İnsan olan, insanlara insanca davranacağı için ayrıca başkaca bir şeye de ihtiyaç kalmayacaktır.

İnsan gibi insan olmak ne demektir?

Yaratıldığı fıtrat üzere yaşamaktır. Bizim mayamızda sevgi, saygı, muhabbet, merhamet, yardımlaşma, dayanışma, başkalarının iyiliğini isteme, kimseye zarar vermeme, muhtaçlara yardım etme demektir. Zaten bunları yaptığınız da mutlu olmamanız için hiçbir neden kalmayacaktır.

Engelli demek, ya doğuştan ya da sonradan olmak suretiyle normal insanlara göre bedeni veya zihni olarak eksikliği olan insan demektir. Çoğu zaman bu insanlar, başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlar ama her zaman ilgi, alaka, sevgi ve saygıya hepimiz gibi her zaman ihtiyaç duyarlar.

Şunu da unutmamak gerekir ki bütün insanlar engelli olmaya adaydır. Sabah evinizden çıkarken gayet sağlıklı olabilirsiniz ama akşam evinize “Allah korusun” engeli olarak dönme ihtimaliniz vardır. Bir kaza ile bir uzvunuzu, organınızı kaybedebilir, bir felç geçirir bir tarafınız tutmaz olur, bir beyin kanaması geçirir bütün melekeleriniz kaybedebilirsiniz.

İnsanın yapması gereken tek şey, bu duruma düştüğünde kendisine nasıl muamele edilmesini istiyorsa engelli kardeşlerini kendi yerine koyarak yardımcı olmak, onlara sevi, saygı ve hoşgörüyü esirgememektir.

Gözümüzden kaçırdığımız bir noktada asıl engellileri düşünürken marazi engellileri gözümüzden kaçırıyoruz. Aslında tedaviye muhtaç engelliler onlardır. Onların bütün uzuvları, zekâları tamamadır ama insanlarla, hayvanlarla ve doğa ile ilişkileri engellidir. Yunus’un dediği gibi “Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü” prensibinin onların lügatinde yeri yoktur. Onların bütün dünyası egolarını tatmin etmek, menfaat ve çıkarlarını düşünmektir.

Asıl engelliler, karşılarına çıkan engelleri geçemeyenlerdir.

Toplumun sırtında asalak yaşayan, her şeyi tenkit eden ama hiçbir şey yapmayan, bir baltaya sap olamayandır. Hak ve hakikate gözü kör olan ve doğrulara bile kulp takan, kendi görüş ve düşüncesinden başka herkesi düşman görenden daha engelli kim olabilir.

Aklını, fikrini ve beynini belli bir fikre, ideolojiye kiralayıp, körü körüne doğru-yanlış demeyip onu savunacak kadar sapıtanlardan daha engelli var mı ki. Siyasi sürtüşmeler nedeniyle en yakınlarının kalbini döküp-kıran engelli değil de nedir?

Kendisini ve eksikliklerini sorgulamadan, başkalarının hata ve günahlarını arayıp, zihnini ve beynini bunlarla meşgul eden engelli değil midir?

Yüce Allah’ın gönderdiği kitap ve O’nun peygamberinin yolunda gitmeyen sağlıklı birimi, yoksa normalde engelli olup kutlu yolun yolcusu olan birimi engellidir?

Birkaç klişe sözle engellilere sağlık, huzur ve mutluluk dolu güzel bir hayat, diğer insanlara da onları anlayacak basiret dileyelim.

Asıl engelliler, karşılarına çıkan engelleri geçemeyenlerdir.

Engelsiz bir hayat için engellilere engel olmayın. Sevgisizlikten daha büyük engel yoktur.

Hiçbir engel Allah’a kul olmaya engel değildir.

Engelli olmak problem değil, engelliye engel olmak problemdir.

Bu hayatta herkes bir engelli adayı olduğunu unutmamalıdır.