Bugün sözün bittiği yerdeyim.
Her ne kadar geç gidersek gidelim bu dünyadan, her ölüm erkendir aslında…
Geçtiğimiz Cuma günü kaybettiğimiz, çocukluğumuzun en güzel yıllarını birlikte geçirdiğimiz, iyi ve kötü günümüzde daima yanımızda bir baba gibi hissettiğimiz, babamın can dostu, mesai arkadaşı, kapı komşumuz Mehmet Arslan amcamızı kaybettik.
Gazeteci olan ablamla Mehmet Arslan amcamızı konuşurken, yüreğinden gelen sözlerle O’nu hatırlatması ve anlatması hala kulaklarımdan gitmiyor.
İnsan demek ki, kolay kolay unutamıyor çocukluk anılarını, özlemlerini, izlenimlerini…
Şöyle oturduğumuz yerden Boztepe’nin eteklerine kurulmuş, buğulu gözlerle Aziziye mahallesine bakarken söze başladı.
“Sen belki bilmezsin, biraz küçüktün o zamanlar… Aziziye mahallesinin en görkemli ve muhteşem üç katlı evinin ikinci katında oturan, her Kurban bayramında mahalleliye kestiği kurbanı kendi elleriyle dağıtan, yardıma muhtaç birini gördüğünde O’nu asla geri çevirmeyen, mahallenin gençlerine akıl veren, saygılı, dürüst, sevecen ve bir o kadar da yaşlısı, genci ve küçük çocuklarla mahallelinin sevgisini kazanan, şakacı bir amcamızdı. Biz O’nu hiç tanımadan adını hep babamdan duyardık. Çarşıya taşındığımızda aynı mahallede oturmamız da tesadüf değildi” dedi.
“Annemin öldüğü ilk günü hatırlıyorum da, beni kolunun altına alıp, saatlerce benimle ilgilenmişti. Şeker hastası olduğum için o an, babam beni Mehmet amcamıza emanet etmişti. Köyümüze kadar gelip, gecenin o soğuk kış gününün ayazında sabaha kadar annemin başında bizimle beraber beklemişti. Babamı hiç yalnız bırakmadığını hatırlıyorum,” diyerek sözlerine devam etti.
Hayat ne kadar da garip. Biz insanoğlu bugün varız, yakın yokuz. Her şey göz açıp kapanıncaya kadar gelip geçiyor.
Ablam bazı şeyleri anlatırken, gözümün önünde canlandı tüm bu yaşadıklarımız…
Daha sonra anlatmaya devam eden ablamın yüzüne baktığımda gözünden yaşlar yağmur gibi süzülüyordu, adeta…
“O’da benim gibi şeker hastasıydı. Beni çok iyi anlıyordu. Hatta babam ara sıra Mehmet amcamla sohbet etmem gerektiğini söylüyordu. Beş yıl önce yapılan böbrek nakliyle tekrar hayata tutunmuştu. Bir tanecik evlat sahibi olan Mehmet amcamın kızı ile yıllarca beraber aynı mahallede arkadaşlık yaptık. Çok hanımefendi olan Gülhan, evlatları ve eşiyle mutlu mesut bir hayat sürdürdüklerini biliyorum. Bugün en azından benim annem ve babam gibi, erken yaşta vefat etmeden çocuğunun mürüvvetini görmesi bizim tek tesellimiz oluyor” dedi.
O Mehmet amcamızdan o kadar güzel bahsetti ki, bir baktım gözümden benim de yaşlar süzülmüş. Çok üzgünüm çok…
Hepimizde hakkın emeğin çok amcacım. Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun. Rabbim eşine, kızına ve tüm sevdiklerine sabırlar versin. Biz senden razıydık, Allah da senden razı olsun amcam…
