Eskiden, bir çiftlikte minik bir kuzucuk varmış. Bu kuzucuk, köpek gibi havlarmış. Bu yüzden arkadaşları kuzular değil, köpeklermiş.
Kuzucuk, günlerin birinde yakın ormana gitmeye karar vermiş. Çünkü orada bazı hayvanların olduğunu duymuş. Bu hayvanları çok merak etmiş. Gidip onları görmek istemiş. Fakat önce köpeklere danışmış:
-ben, yakındaki ormana gidip, oraları görmek istiyorum, ne dersiniz?
Köpekler, orada olabilecekleri bildikleri için karşı çıkmışlar.
-Bizim güzel arkadaşımız! Sakın böyle bir işe kalkışma. Sonra çok pişman olursun!
Kuzucuğun canı sıkılmış. Fakat merak duygusu, kuzucuğu ormana gitmeye zorlamış. Kuzucuk, arkadaşlarının karşı çıkmasına rağmen, bir gece gizlice ormana gitmiş. Ormanın içi çok karanlıkmış. Kuzucuk, dolaşırken kendisine bakan bir çift gözle karşılaşmış. Başka tarafa bakmış. Yine birkaç çift gözün kendisine baktığını görmüş. Önce aldırmamış. Sonra korkmaya başlamış. Kendi kendine, “Bunlar, bizim arkadaşlara ne kadarda benziyor.” Diye düşünmüş. Düşünmüş ama, korkusu gittikçe artmaya başlamış. Zaman ilerledikçe, bunların kendisini yemeye kararlı kurtlar, olduğunu anlamış. Derhal, oradan kaçmaya başlamış, ama kurtlar peşini bırakmamış. Çiftliğin yakınına gelince, kendisine bir cesaret gelmiş ve başlamış havlamaya…
Köpekler, arkadaşının sesini işitir işitmez, hep birlikte havlayarak o tarafa doğru koşmuşlar.
Kurtlar, tehlikeyi görünce korkup geri kaçmışlar.
Kuzucuk, bir daha böyle bir aptallık yapmamaya karar vermiş. Arkadaşları ise, bu kararından dolayı, onu kutlamışlar.
(Anadolu Masalı)
Ne demişler: “Bir bela, bin öğütten daha yararlıdır.”
