Bugün, 6 Ocak 2026 Salı

Abdulkadir DEMİR


MESELE BENZEMEMEK!

MESELE BENZEMEMEK!


 

Yılbaşını kutlamanın Hükmü nedir? Sorusuna Cevap vermek yerine, Şu açıklamayı yapabilirim; 

Peygamberimizdeki, Onlara benzememek için  Gösterdiği hassasiyete bakın; 

“Çocuklarınızın saçını, Yahudi çocukları gibi “Alabros” tıraş ettirmeyiniz!” Buyurmuşlardır!

 “Sen hâlâ oralarda mısın?” Diyenler olabilir! Onlara; “Ey hayat süren leşler, Sizi kim diriltecek?” Diye soran şair gibi Cevap vermek isterim!

Tufanı çok, Nuh'u yok, Kimliksiz ve kişiliksiz, Çürümüş ruhların olduğu, Bir dünyayı yaşıyoruz!

İsrailoğullarını Musa (a.s) Özgürleştirdi, fakat akılları Kendilerini köleleştiren Firavunda kaldı! 

Adalet ve özgürlük, Kimlik ve kişilik yerine, “Soğan ve sarımsak” istediler!

Maymunlaşmak işte budur!

Kimlik değiştirmek, Gömlek değiştirmeye Benzemez, daha doğrusu; Kimlik değiştirilemiyor, “Kimliksiz” ve “kişiliksiz” Kalınabiliyor!

AL SANA YILBAŞI!

Okçular tepesini terk ettik, Ganimetlerin peşinden gittik.

Yamadık dünyamızı, Yırtarak dinimizden, Din de gitti, Dünya da gitti elimizden!

Avm’lerin, lüks İslami otellerin, Milyarlık iftar sofralarının, Pençesinde tükendik…

Kimimize Züleyha’lar Rastladı yolda… 

Ne Yusuf olabildik; Ne de;  “Ben Allah’tan korkarım”  Diyebildik!

Apart dairelerde, Gizlice kıyılan, Zina nikâhlarıyla Tükenip bittik…

Vadi dolusu mallar Doyurmadı gözümüzü… 

Biriktirmekten, Vakit bulamadık dağıtmaya, Çok şey var elimizde, Amma bize lazım olan  “İman ve ahlakımızı” kaybettik…

Öyle bir yıl olsun ki...

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.

Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Öyle bir yıl olsun ki;

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun.

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Öyle bir yıl olsun ki; Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun.Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Öyle bir yıl olsun ki; Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun.

Olursa bir şikayet ölümden olsun.

O'da gençlerden uzak olsun...

(Cahit Sıtkı TARANCI)

ÇOK İBRET VEREN BİR KİMLİK DERSİ

Milâdî yılbaşı gecesi... Yer Üsküdar... Yaşanmış ve çok ibretlik bir hadise:

Hava sisli, hafifçe kar yağıyor. Kuruyemişçi önünde dehşet bir sıra. Lüks bir araba yanaşıp içerisinden inen adam sıraya aldırmadan en öne geçiyor ve "Bana şu kadar fındık, şu kadar fıstık, şu kadar badem, şu kadar çekirdek, şu kadar leblebi..." diye isteklerini söylerken sıradakiler başlıyorlar bağırmaya, itiraza: "Hooop! Ne oluyor? Geç sıraya, biz bostan korkuluğu muyuz burada? Zengin mengin anlamayız. Geç sıraya!" Adam dönüp kalabalığa açıklıyor derdini: "Yahu benim adım Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin değil; Corci (George)... Ben Hıristiyanım. Senede bir gün bayram kutlayalım dedik, şu sıraya bak. Biz Ramazan ayında pide sırasına giriyor muyuz?" Bir süre derin bir sessizlik oluşuyor, jeton düşünce bir çoğu sıradan ayrılıyor.

Müslümanlık bir kimliktir. Işığa ulaşmak için Batı'ya gidilmez! Işık Doğu'dan yükselir. Batı'ya özeneceğim diye ne olur kimliğimizi kaybetmeyelim!

Dünya miladi takvime göre güneşin etrafında  yeni bir dönüşe doğru yol alırken ve hayatımızın bir yılı daha biterken...

Yılın sonu için hazırlık tamam..

Yolun sonu için hazırlık ne durumda?...

Yahya Kemal seslenişiyle geçiverdi koca bir yıl…

“Tekrar mülâki oluruz bezm-i ezelde Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler

Duamız: Dünyada zulümler bitsin, küresel güçler ve zalim  insanlar çıkarları için hayatı ve yaşanabilir ortamları katletmesinler...

Bu yeni yılda, İslam coğrafyasına Hayırlar getirsin. Tüm İslam alemine, sonsuz hazinesinden güzellikler bahşetsin...

Bu vesileyle 2026 yılının Ebedi yolculuğun menzilinde verilecek büyük hesap için kalan zaman dilimini daha şuurlu tefekkürle hayırlı ömür Allah ve Rasulüne teslim olmuş bir Edep nasip etmesi niyazımla…