Bugün, 11 Mart 2026 Çarşamba

Kemal MENCELOĞLU


MİHRABA ADANMIŞ GÖNÜL GÖNENLİ MEHMET EFENDİ

MİHRABA ADANMIŞ GÖNÜL GÖNENLİ MEHMET EFENDİ


SORUMLULUK BİLİNCİ

Öyle insanlar vardır, yaşarken çok bilinmez,

Rahmete kavuşunca isimleri silinmez. 

Gönenli Hoca, Sultanahmet'e ilk atandığı zaman, yetmiş ikibuçuk milletin uğrak yeri olan Sultanahmet'in fakirinden, fukarasından, meczubundan, sarhoşundan, o civarın her şeyinden sorumlu hissetmiş kendisini.

O tarihlerde, Sultanahmet civarında bir yerde oturan a'ma bir adam varmış. Ziyâretine gitmiş bu adamın Gönenli Hoca: Selâmun aleyküm!

Aleyküm selââââm, buyurun efendim ne istiyorsunuz benden?

- Ziyaretinize geldik efendim! Ben Sultanahmet'e imam geldim. Hem halinizi hatırınızı sûâl edeyim, hem de bize düşen bir hizmet varsa onları öğreneyim diye geldim efendim!

-Allah razı olsun, hoş geldiniz!

- Maaşınız filân var mı bir yerden?

- Hayır öyle bir şey yok!

- Peki başkaca bir geliriniz filân?

- Öyle de bir şey yok!

 Gönenli Hoca:

- Peki neyle geçiniyorsunuz siz? diye sorunca, celâllenivermiş o a'ma adam:

- Bundan size ne efendi? Bir de imamsınız haaa?.. Rızık haa!.. Rızık kimden Hocaa?.. Gidebilirsiniz!..

A'ma adam öyle celâllenip de gidebilirsiniz deyince çıkmak zorunda kalmış amma, o gece uyku muyku girmemiş gözüne Gönenli Hoca'nın...

Ertesi sabah gene gitmiş ve kapısına dayanmış a'manın Gönenli Hoca: Tak tak tak!..

A'ma adam, içerden:

- Kimsin?

- Dün kovduğun yüzsüz İmam!

Açmış kapıyı a'ma adam:

- Gine niye geldin?

Gönenli Hoca:

- Hiç efendim, ziyâretinize geldim! Beni bin defa kovsanız gene geleceğim, gene geleceğim!

A'ma adam:

- Adın ne senin? Ne derler sana?

- Adım Mehmet Öğütçü efendim, Gönenli Hoca diye tanırlar beni.

- Bak şimdi iş değişti işte! Buyur gir de konuşalım! İçeri girince şunları söylemiş a'ma adam:

- Kusura bakma Hoca, dün kalbini kırdım, hakkını helâl et!

- Estağfirullah efendim, sizi dinliyorum.

A'ma adam:

- Benim sırrım şu Hoca! Ben her gün kuşluk namazını kıldıktan sonra : 

- Ya Rabbi, kuşluk senindir, güzellik senindir, nimet ve her şey senindir... 

Eğer rızkım gökte ise yere indir, yerde ise çıkar, uzakta ise yaklaştır, haram ise helâl eyle, dar ise genişlet ve elcağızıma ilet!.." diye dua ederim.

Sonra, elimi yüzüme çalar çalmaz biri gelir sağ dizime vurur: Aç elini! der, o günkü ihtiyacımı bırakır gider. Her gün böyledir bu...

Aynı zat bugün de geldi ve sağ dizime vurarak benim kendi kısmetimi verdikten sonra, sol dizime de vurarak: Bunu da Gönenli Mehmed Efendi'ye ver! dedi, gitti: Al kısmetini!..

Gönenli Hoca o mübârek kısmeti aldıktan sonra bir daha darlık nedir görmemiş. Allah ona, bildiği ve bilmediği her yan ve yönden nice rızıklar göndermiş. Fakiri fukarayı, talebelerini ve darda kalanları gönendirmesi için...

Gönenli Hoca bir bereket kapısı olmuş o tarihten sonra... Almış vermiş, almış vermiş, boyuna vermiş...

SATILMAK İSTENEN EV

Anadolu’dan Gönenli’nin adını duyan fakir fukara çocukları fakat aynı zamanda ilim irfan sevdalısı genç evlatlar İstanbul’un yolunu tutarlar. Hoca Efendiyi bularak iaşe ve ibate için yardım talebinde bulunurlar.

       Gönenli Hoca, bütün bu istikbal arayan, dine, devlete ve islama faydalı olmak isteyen gençlerin her türlü işleriyle ilgilenir. Onlar artık Sultan Ahmet Cami İmam-Hatibi Gönenli Hocanın kendi öz evlatları gibidir. Onlar hep ondan sorulur. Barınma, ısınma, gıda ve eğitim her birisi ayrı sorundur. 

        Birgün fırına yazdırılan ekmek hesabı çok yükselmiş, fırıncı; “Hocam iş yerini çeviremez hale geldim. Şu hesabı kapatalım“ deyince Hocamız çareler aramaya başlar fakat bir çare bulamaz. Hanımına durumu anlatıp iki gözlü evini satlığa çıkarır. Ekmek parasını ödemek için başka bir çıkar yol kalmamıştır. Değerli eşi de; “Beyim takdir senindir, nasıl istersen öyle yap” diyerek işleme onay verir. Kendileri de kiraya çıkacaklardır. 

       Tam bu sırada bir sabah namazı esnasında bir mübarek zat elinde bir keseyi Gönenli’ye uzatır ve sır olup gider. Daha ne olup gittiğini anlayamadan açar keseyi bakar ki tam ihtiyaç duyduğu kadar para, avucuna konmuş evi satılmaktan kurtulmuştur. 

 

Sen Mevlayı seversen Mevla seni sevmez mi?

Rızasını ararsan, Allah ecrin vermez mi?

 

BEN ALLAHA SEN DE MÜDÜRÜNE YAZ

Gönenli Hocanın çok etkili ve ateşli vaazları vardır. Bir Ramazan günü teravih öncesi sohbet verirken konuşulan konu bir hanımın hoşuna gitmez. Gönenli bugün “yaşam tarzı”denilerek en pespaye giyim kuşam şekillerinin masum sayıldığı gibi, kadın giyimi ve tesettürden bahsetmektedir. Açılıp saçılmanın doğru olmadığı, şeytanı ve azgın nefisleri davet anlamına geldiğini münasip bir dille anlatmaktadır. 

       - Hoca hoca, bana bak! Sen bizim giyim kuşamımıza karışamazsın. Bu senin haddine değil. Falan müdürü ararsam yarın yerinden olursun. Konuşmalarına dikkat et deyince; Hocamız kürsüden şu cevabı verir:

-Hanımefendi ben kendi şahsi düşüncemi değil, Allah’ın emrini, Kur’anın beyanını, Efendimizin uygulamalarını söylüyorum. Neden bu kadar kızgın ve huzursuz olduğunu anlayamadım. Sen müdürüne ben de Allah’ıma bildireyim, sonucuna da razı olalım diyerek konuyu kapatır. 

       Kadın kapıdan çıkarken ayağı halıya takılıp yere düşünce, endişelenir ve acaba hoca dediği yere şikayetini ulaştırdı mı? Diyerek hata yaptığını fark eder ve Gönenli’den helallik diler. 

 

Samîmiyet sınavı verirse eğer kişi

Allah’ın huzurunda kolaydır onun işi

Düşmanın okları ne kadar çok gelse de

Sapasağlam duracak, kırılmaz tek bir dişi