reklamy

Arzu ŞENEL


MUTLU MUSUN?

MUTLU MUSUN?


 

Mutlu olanlar parmak kaldırsın desem?

Hâlinden hoşnut olanlar..

Sahip olduklarına şükredenler…

Allah’a kulluk ve insanlığın yararına hep daha iyisini ve fazlasını isteyen ama azla yetinen, kanaat eden, takdir olunana tevekkül edenler…

Metre karelerce genişlikteki bir ev değil içine bütün insanları sığdıracak genişlikte bir yürek bize huzur ve mutluluk verir…

Son model bir araba satın aldığınızda yetim bir çocuğun eline tutuşturduğunuz balonun sevinç ve huzurunu duyamazsınız…

Adınızın başına konan hiçbir unvan, terk-i diyar eylediğinizde dünyadan, adınızın ardından gelen “iyi bir insandı” dedirtebilmek kadar mühim ve kayda değer değildir hattı zatında…

Evladı olanlar bilir.

Çok sevdiği yemeği “tokum” diyerek evladının önüne koyan annelerimiz var bizim.

“Senin yediğin de benim” dedirten bir doyumu ne ile tarif edebilirsiniz…

Mutluluk da öyle.

Varlığınızın dışında bir varlığın mutluluk sebebi olabilmektir asıl mutluluk…

Bir oluş gayreti hele hele hırs hiç değildir.

Siz iyi bir insan olduğunuzda/olabildiğinizde mutlusunuzdur aynı zamanda.

Kaz tüyü bir yastıkta değil, yumuşacık tertemiz bir vicdandadır huzurlu uyku…

Kimsenin vebaline girmeden, can yakmadan ama cana değen bir gündür yaşamaya değer olan…

Lüks perdeler belki pencerenizi güzelleştirir ama ezan sesi ile uyandığınız bir günün seher vakti pencereden dolan güneştir huzur veren…

Çok insan tanıyabilir, çok tanınmış bir insan olabilirsiniz.

Ama nadide bir insanı (aşkı) tanımaktır asıl mutluluk…

Bütün dünyanın sahibi imiş gibi hissetsek, böyle hissettirecek varlıklarımız olsa da huzuru satın alamayız, huzurlu/mutlu olamayız.

Firavun gibi nefsimizi yüceltiriz sadece ama bir gün bile gün yüzü görmeden göçüp gideriz…

En karlı alışveriş ALLAH ile olandır…

Biz Allah’ı razı edecek bir şey yaptığımızda Rabbimiz bize misli ile mukabele eder…

Çünkü Rabbimiz cömerttir ve en mühimi mutlak galip ve mülkün Sahibi’dir…

Allah’ın hoşnut olmadığı hiçbir eylem bizi mutlu etmez…

Allah’ın yumuşaklık vermediği hiçbir gönül huzur bulmaz…

Modern dünyada minimalist yaşam oldu adı aslı mütevazi hayattır.

Yani sandığımızın aksine çok şeye sahip olmak, sayıca fazlalık, metrekareler, makam mevki, şan şöhret değil, bilhassa kendimizle kalabildiğimiz mütevazi sınırlarını koruduğumuz mahremiyet alanımızdır bizim küçük mutluluk ülkemiz…

Arasında varlığımızı, aslımızı, fıtratımızı yitirdiğimiz amaçsız kalabalıklardan kendimizi soyutlamak…

İnsanların değil Allah’ın takdiri ve teveccühü için yaşamak…

Ve koşulsuz tevekkül…

Çok büyük elma bahçelerine sahip olabilirsiniz.

Elmaları satar paraya sahip olursunuz.

Bahçeniz yol kenarı değil can kenarı ise mutluluğun sahibi olursunuz.

Şimdi tekrar sorayım mutlu olanlar parmak kaldırsın..

Hazır elma demişken gökten üç elma düşmesinin tam vakti.

Biri yazanın, biri okuyanların biri de bahçesi can kenarı olanların başına…

Sürc-i lisan etti isek affola, kalın sağlıcakla…