İnsana insan olduğu için değer verme, herkesi olduğu gibi kabul etme, Yaratılanın Yaratandan ötürü sevme bizim inancımızın, kültürümüzün, geleneğimizin, değerlerimizin bir gereğidir. Bu değerlerimizden dolayı ne kimseyi ötekileştirir ne de dışlayabiliriz.
Kimseyi bir şeye zorlamadığımız gibi, kimsenin de bizleri bir şeylere zorlamasına doğal olarak müsaade etmeyiz. Herkesin değeRli bulduğu şey, inandığı doğru elbette kendini bağlar. Kişi sapıklığı din kabul edebilir, yaşam tarzına dönüştürebilir. Bize göre yüzde yüz sapıklık başkasının değeri olabilir. Onu kendi dünyasında yaşamasında bize göre bir sıkıntı yoktur.
Ancak bu sapıklığını meşrulaştırma hatta yayma çabasına girdiğinde işte o zaman o kişiye müdahale edilir. Ondan sonra kimse demesin yok özgür değiliz, yok zulmediyorsunuz, yok ötekileştiriyorsunuz. Kimse kusura bakmasın o kadar da uzun boylu değil. Burası Müslüman memleket. Bu toprakların bedeli canlar verilerek ödendi. Aleni bir şekilde çalışanların nesillerimizin ifsadını seyredecek değiliz.
Bu toprakları bize yurt yapan atalarımızdan Allah bin kere razı olsun. Elbette ki bir çöl ülkesi ya da eksi ellilerde yaşanılan bir kutup ülkesi de olabilirdik. Ancak dedelerimiz en değerli varlıklarını feda ederek yaklaşık bin yıl önce bu dünyanın en güzel topraklarının tapusunu bizlere hediye etmiştir. Daha sonra devam eden mücadelelerle de bu tapu tescillenmiş ve vatan nişanını almıştır.
Vatan toprağı kutsaldır. Kutsalımızın üzerinde elbette ki değişik zihniyette insanlar barınıyor. Bunu bilmiyor değiliz. Bizler meşrebi değil ancak gönlü geniş insanlarız. Bin yıldır olduğu gibi bugüne kadar yaşadık bundan sonra da birlikte yaşarız. Yeter ki herkes haddini, hakkını, hukukunu, hududunu bilsin.
Bu topraklar için can verenlere, ter dökenlere hakaret etmek, onları yok saymak en hafif ifadeyle hadsizliktir. Memleketin en ufak sıkıntılı günlerini fırsat bilip, nasıl olsa bu zihniyet gidecek diyerek gerçek yüzlerini ve niyetlerini göstermekten çekinmeyenler yine yanılacaksınız. Bu memleketin üstün feraset sahibi çoğunluğu sizi hem sandığa gömer hem de esas vatanınız olan komşu ülkelere yeri geldiğinde göndermesini bilir.
Ağzınızdan salyalar akıtarak hakaret ettiğinizi sanarak kirlenmiş ruhlarınızı tatmin ettiğinizi sanmaya devam edin bakalım. Yedi ceddiniz bir araya gelse bir Fatih Sultan Mehmet etmez. Fatih’in bağrınıza sapladığı hançerin acısıyla, Konstantiniyye hayalleri ile yaşadığınızı bilmiyor muyuz zannediyorsunuz. Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’ni açan Fatih’in öz torununa olan hasımlığınızın nedenini bilmiyor muyuz zannediyorsunuz. Sizin bu ülkenin bekası, gelişmesi, muasır medeniyetler seviyesine ulaşması gibi hiçbir derdiniz olmadığı gibi ülkemiz paramparça olsa tozlarından, küllerinden bile rahatsız olacağınızı bilmiyor muyuz zannediyorsunuz.
Bu millet ne badireler atlattı, ne sıkıntılı günler geçirdi. Savaşlar, depremler, kıtlıklar, afetler… gördü. Bu sıkıntılı günler de geçecek elbette. Kimse canını sıkmasın. Açlıktan, yoksulluktan ölmezsin merak etme güzel insan. Ancak seni sen yapan değerleri kaybettiğin gün ölürsün. Değerlerine saldıranları unutma. Onlar ne seni ne senden olanları seviyor. Onlar yalnız kendi gibi olanları seviyor…
Toplumu yozlaştırma, ifsad etme çabasında olan hiç kimselere Allah fırsat vermesin. Rabbim bizi iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa hizmet edenlerle haşreylesin inşaallah.
Selam ve dua ile kalın sağlıcakla…
