Hepinizin malumu olduğu üzere temmuz ayında memur ve memur emeklilerine yapılan maaş artışlarında tarihin görmediği bir adaletsiz ve zulüm yaşanmıştı. Çalışanlara seyyanen sekizer bin lira zam yapılmış ama emeklilere bundan zırnık koklatılmamıştı. Çalışanlar bu memlekette yaşıyor ve geçim sıkıntısı yaşıyor ama emekliler uzayda yaşıyor ve sıkıntı çekmiyordu. Galiba ondan böyle bir uygulamaya gidilmişti sanırım.
Bu olaya biraz sesimizi çıkarmaya çalışmış, yapılan uygulamanın adaletsizliğinden bahsetmiştik ama hani derler ya; “Paran kadar konuş”. Bizde paramız kadar konuşmuş ama sesimizi duyuramamış ve sineye çekmiştik. Nihayetinde sendikalarımız vardı, hakkımızı ararlar demiştik ama onlarda güdümlü olunca arada olan bize olmuştu.
Hatta şahsen bunu çeşitli platformlarda, tanıdık siyasilerle olan sohbetlerde dile getirmiş, yapılan çok yanlış, haksız ve adaletsiz olduğunu vurgulamıştım. Keşke sayın Cumhurbaşkanımız bunu yaparken en azından sekiz bin lirayı memurlara vereceğine; beş bin onlara verse kalan üç bini de emeklilere verse biz de sesimizi çıkarmadan otursaydık demiştim. Bana hak vermişlerdi ama onlarda orada kalmışlardı.
Kamuoyunda yapılan bu haksız ve adaletsiz uygulama infiale sebep olunca bu defa emeklilerin durumu ile ilgili çalışmalar yapılacağını, onların nefes almasını sağlayacak formüller üzerinde durulduğu, emeklilerin mağdur edilmeyeceği gibi gaz alıcı mesajlar verilmeye başlandı. Allah biliyor ya bizde bu işe konsantre olduk dedik ki hükümetimiz bizi düşünüyor galiba bu haksızlık kısa zamanda sona erecek bize de bütçe imkanları doğrultusunda bir şeyler koklatacaklar.
Seyyanen zamdan önce bir emekli olarak ben en düşük memur aylığından iki bin lira fazla alıyordum. Fakat bu zamdan sonra en düşük memur aylığı yirmi iki bin lira benim aylık da on altı bin küsur olunca birden makas benim aleyhime altı bin lira açık verdi. Ne de olsa ben emekli idim ve geçinme derdimde yok.
Olaya biraz da siyasi açıdan yaklaşarak tanıdık siyasiler sitem etmiş, sosyal medya hesaplarımdan da paylaşımlar yapmıştım. O paylaşımlardan birinde de Cumhurbaşkanımıza sitemkâr teşekkür etmiş ve sağ olun size yüzde sekseni oy vermeyen memurlara sekiz bin lira seyyanen zam yaptınız ama yüzde sekseni size oy veren emeklileri de mağdur ettiniz demiştim.
Nihayet emeklilere gereken müjde verilmiş, nefes alsınlar diye Cumhuriyetin 100. Yılı dolayısıyla emeklilere bir defaya mahsus beşer bin lira “ulufe” bahşedilmişti. Dalga geçer gibi emeklilere nefes olacakmış. Hadi kasım ayında nefes aldık ondan sonraki aylarda ne alacağız.
Eğer bütçe bunu kaldırmıyorsa memurlara neden bol keseden verdiniz. Onların aldıkları bütçe dışı kaynaklardan mı sağlandı. Emeklilere verilenler mi bütçeye yük oluyor. Ülkemiz son yıllarda büyük felaketler ve yıkımlar yaşadı. Biz bunun farkındayız. Bu nedenle çıkıp adam gibi durumun vahametini anlatıp hiç zam yapamıyoruz biraz kemer sıkmamız lazım deselerdi, kendi adıma söylüyorum tek kelime etmezdim. Devlet bizim, ülke bizim, hükümet de bizim. Zorlukları birlikte aşacağız.
Fakat çalışan memura verirken bütçe zorlanmıyor ama emekliye verilince bütçeye yük oluyorsa burada bir sıkıntı var demektir.
Neyse uzatmayalım sonra beş bin lira ile ilgili kanuni düzenleme yapılırken, emekli olup çalışanlara bunun verilmeyeceği açıklandı. Bu doğru bir uygulama adam emekli maaşı alacak, hem çalışıp ikinci bir maaş alacak bir de beş bin lirayı alacak. Bu olmamalıdır. Anladık da ÇKS (çiftçi kayıt sistemi) ye kayıtlı olanlara da verilmeyecek denilince aklıma başka şeyler gelmeye başladı ve açtım ağzımı yumdum gözümü.
Böyle bir rezalet olabilir mi? Olur burası Türkiye. Adamın bir dönüm yeri var ÇKS’ye kaydı var, adamın bin dönüm yeri var o da ÇKS’ye kayıtlı. Sen ikisini aynı kefeye koyuyorsun bunun mantıklı izahı var mı. Birisi 295 lira alıyor diğeri 295 bin lira alıyor ve sen ben çiftçiye destek veriyorum diye emekliye verdiğin dilenci parasını kesiyorsun.
Peki sekiz bin lira seyyanen zam verirken çalışan eşler için iki kişi çalışıyor birisine vermeyelim tek çalışana karşı adaletsizlik, haksızlık yapıyorum dedin mi? Ama emekli ÇKS ye kayıtlı öylemi. Al paranı başına çal. İyi ki ÇKS kaydım varmış mendil açmak zorunda kalmadım.
Yakında mahalli seçimler var, hangi yüzle emekliden oy isteyeceksiniz. İsterken utanmayacak mısınız? Zaten başarısız ve beceriksiz, etrafını yiyicilerin sardığı başkanlarınız var millet çoğundan yaka silkmiş oy vermem diyordu. Şimdi de bunun üzerine tuz biber ektiniz.
Ben ve benim gibi düşünenler maddi unsurlara bakarak oy vermeyiz. Yönümüz de belli, yolumuz da ama milyonlar var ki midesine ve cebine girenlere bakarak oyunu veriyor. Bakalım sonuç ne olacak. Bir zamanlar soğan, patates, poşet diyerek yola çıkanlar size kaç tane büyükşehir belediyesini kaybettirdiler hatırlayın.
Unutmayın kimse vaz geçilmez değildir. Mezarlıklar kendisi vaz geçilmez sananlarla dolu. Yine unutmayın ki Türkiye siyasi partiler çöplüğü. Geçmişe bakarsanız öğrenirsiniz… Milletin aklı ile dalga geçmeyin, sonra aklınızı başınızdan alırlar…


