reklamy

Arzu ŞENEL


ÂNI YAŞAMAK

ÂNI YAŞAMAK


 

 

İlk duyduğumuzda “gününü gün etmek” gibi algılanıyor artık bu söz sanki…

Önünü ardını düşünme, yaşa boş ver.

Umursama, aldırma.

Hesap kitap yapma…

Günümüzde büyük denebilecek bir kitlenin hayat felsefesi.

Egonun/nefsin Nirvana’sı.

Netice; kimse mutlu değil…

 

Çünkü ânı yaşamak bu değil.

Ânı yaşamak tam aksine farkına varmak,

Değer vermek,

Aldığı nefesi hissetmek,

Göğün mavisini görmek,

Çayın kokusunu duymak,

Aynaya bakmak,

Vefalı olmak,

Sevmek/sevilmek,

Ölümlü olduğunu bilmek…

Velhasıl toz pembe bulutlar üstünde gezmek değil aksine ayaklarının yere basmasıdır ânı yaşamak…

 

Ânda, tam orada olmak.

Aklı, fikri ve gönlü ile.

Dünün hesaplaşmaları, yarının kaygıları içinde ânı ıskalamamak…

 

Teknoloji, hız ve haz çağında çok da mümkün görünmüyor ânı yaşamak.

Bir Kızılderili’nin dediği gibi “arada durmak gerek, zira o kadar hızlı gidiyoruz ki ruhlarımız bize yetişemiyor.”

 

Neden bu acele?

Nereye gidiyoruz?

Âkıbet belli…

Ölüm aktarmalı âhiret yolcusuyuz hepimiz.

Sorsan ölümü isteyen yok.

Ama herkeste günü tüketme telaşı.

Enteresan varlıklarız…

 

Yavaşlayın biraz…

Nefes alın.

Her şey geçer.

Ân olur asra bedel…

Ânı yaşayın.

Ânda yaşayın.

 

Bu sabah dökülüveren birkaç dize ile bitireyim kelâmı yormadan, ânınızdan çalmadan…

 

Ân olur buluttan nem kapar, tükürüğünde boğulursun.

Ân gelir fırtınada dümeni kırık bir gemiye kaptan olursun…

 

Ân olur içtikçe yanarsın,

Ân gelir yemeden doyarsın…

 

Ân olur pusulanı şaşırırsın,

Ân gelir gözün kapalı yol alırsın…

 

Ân olur yüreğin darlandıkça darlanır,

Ân gelir sonsuza kanatlanır….

 

Ân olur hiç bitmeyecek sanırsın,

Ân gelir yeniden başlarsın…

 

Ve ALLAH yeniden başlayanların yardımcısıdır.

Her ânınız YÂR  ile olsun..

 

Sürc-i lisan etti isek affola.

Kalın sağlıcakla, muhabbetle…