Bugün, 16 Mart 2026 Pazartesi

Muzaffer GÜNAY (GİZEMLİ HİKAYELER)


O GÖÇTÜKTEN SONRA -2-

GİZEMLİ HİKAYELER


 

Para sıkıntısı yoktu Musa'nın. Bir bakkalı vardı büyükçe ve geçimini rahatça temin ediyordu. Ama, evde huzur yoktu, kül olup savrulmuştu.

Hala bir şey söylememekte direniyordu Meryem Hanım.

Bir gün, gizlice psikiyatriste muayene oldu. Doktor, böyle devam ederse, ruh sağlığının büsbütün bozulacağını hatırlattı. Doktora bile, gördüğü rüyanın etkisinde kaldığını ve bu rüyanın nasıl bir rüya olduğunu söylemedi. Sadece        “bilmiyorum, nedendir bilmiyorum, çok tedirginim, içimde hep bir sebepsiz yok olma korkusu var ve beni devamlı sokuyor.” gibi laflar etmişti.

Psikiyatrist Doktor:

“Sebebi söylenmeyen hastalığa hiç bir hekim çare bulamaz, bütün iş hastadadır.” demişti.

Aradan bir kaç hafta geçti.

Meryem Hanım, kendisini artık yatağa bağlamıştı.

Gece ve gündüz yataktaydı.

Bu, bir aile için büyük bir ızdırapti.

Musa’nın kız kardeşleri zaman zaman eve geliyorlar, yemek yapıp evi temizliyorlardı.

Musa, bir sabah karısının başucuna geldi, güleç yüzle bakarak:

-              Kendini yatağa mıhlamakla ne yaptığını sanıyorsun be hanım? Seni bir ruh doktoruna götüreyim. Belki çare bulur, dedi.

Meryem Hanım:

-              Kendini baktır doktora, diye çattı kocasına.

Musa anlamıştı ki, karısı, gerçekten pörsümüş, ruhsal olarak tükenmişti. Mutlaka bir çözüm yolu aramalıydı. Doktora gitmediğine göre, doktoru eve getirmeliydi. İyi ama bunu nasıl yapacaktı? Tanıdığı bir psikiyatr yoktu. Uzaktan bir akrabası diş hekimi idi. O’nunla görüştü ve hanımının durumunu anlatarak, mümkünse, bir ruh doktoru ile görüşüp eve gelmesini sağlamasını istedi. 

Son derece iyi bir çevresi olan diş hekimi Nihat Sami Bey, şehrin önemli psikiyatri hocalarından Dr. Mesut bey diye biriyle görüşmüş ve Musa’yı arayarak meseleyi aktarmıştı.

Bunun üzerine Musa, Dr. Mesut’un yazıhanesine giderek:

-              Kusura bakmayın Doktor bey, dedi, evden çıkmıyor eşim. Bütün gününü yatakta geçiriyor, yoksa sizi eve çağırmazdım.

Bu gibi hastaların uzmanı olan Dr. Mesut:

-              Rica ederim bey kardeşim, dedi, görelim hastayı yakından, inşallah yararlı olur.

Musa’nın bir endişesi vardı, şöyle açıkladı bunu:

-              Sizi de incitebilir Doktor bey, eşim. Belki, sizi kovmaya bile kalkışır. Öylesine psikolojisi bozuk.

Mesut Bey gülümsedi:

-              Biz alışığız böyle şeylere. Siz hiç endişe etmeyin!

-              Teşekkür ederim Doktor bey.

-Akşam saat yedi sularında gelinburaya, birlikte gideriz, dedi doktor.

Musa, bakkalına birini bırakmıştı o gün için. Doğruca evine vardı ve eşine:

Bu akşam bir hekim seni muayene edecek, dedi.

Hay demez olaydı.

Hanımı, yatağı yorganı dağıttı; bas bas bağırdı:

-Beni deli yerine mi koyuyorsun? Bir şeyimyok benim. Doktor moktor gelmesin eve.

Musa, ne yapsındı? Mecburen sakin bir haletle durumun nazikliğini izah etmeye çalıştı:

-              Niçin öyle konuşuyorsun Meryem?

İnsanın midesi, bağırsağı, gözü, dizi, nasıl hastalanabilirse, psikolojisi de rahatsızlanabilir. Bunda kırılacak, ters tepki gösterecek ne var Allah aşkına?

Akşam, lütfen, bir aksilik yapma! Beni de kendini de, çocukları da, Doktor beyi de sıkıntıya sokmaman gerekir.

Bana bile söylemediğin sıkıntını, hastalığını, sorununu, umarım Doktor’a söylersin. Söylersin de, şu manasız ruhi azabından kurtulursun.

Karısı biraz biraz sakinleşmişti bu konuşmanın sonrasında.

Bu arada içeri giren büyük oğlan Naci:

-              Anneciğim, dedi, ben dışarıdan dinledim babamın neler söylediğini. Hepimizin yüzü gülecek, eğer doktor amcaya inanırsan. Ben bir filmde görmüştüm anne, doktoruna güvenen hastalar çabuk iyileşiyormuş.

Meryem Hanım, sıtmaya yakalanmış gibi titremeye başlamasın mı..

Hay aman Allah!..

O gün akşam oldu.

>>>devam edecek....