Musa, doktor Mesut Bey’i almak üzere muayenehanesine gitti.
Bu arada, Meryem hanımın görümcesi Şenay eve barka bir güzel çeki düzen verdi.
Dr. Mesut siyah tek kulplu deri çantası elinde Musa ile eve geldi. Çok sevecen bir ruh hali vardı. Önce Şenay, bir kahve ikram etti Doktor’a.
Dr. Mesut tecrübeliydi. Hastaların ruh halini daha ilk görüşte tahmin edebiliyordu. Şizofren mi, melankoli mi, paranoya mı, ağır bir depresyon mu her ne ise bir kaç sorunun sonrasında ve derin bir gözlemleme ile teşhisini koyacak kadar mesleğinin erbabıydı.
Meryem Hanım, misafir odasında tek başına bekliyordu.
Doktor, Musa'ya:
- Beraberce geçelim eşinizin yanına, dedi. Siz kısa bir süre süre sonra bizi yalnız bırakın! Çünkü, size söyleyemediği sıkıntılarını ancak bu şekilde bana anlatabilir.
Dr. Mesut ile Musa, hastanın odasına geçtiler.
Şenay ve çocuklar heyecanla beklemeye başladılar.
Doktor, sımsıcak bir dille:
- Merhaba Meryem Hanım, iyi akşamlar, dedi. Meryem Hanım, soğuk ve ürkek tavırlıydı:
- Hoş geldiniz!
Doktor:
Fevkalade iyi gördüm sizi, dedi.
Oysa, hiç de öyle olmadığını görmüştü. Ama böyle konuşması gerekliydi.
Meryem Hanım’dan hayır ya da evet içeren mahiyette bir karılık değil, can sıkan bir korkulu suskunluk yansıdı odaya.
Doktor hiç belli etmedi bu halini, yani anlamazdan geldi.
Son derece zayıflamış olan Meryem Hanım’a yine ılımlı bir sada Doktor:
- Galiba iştahınız kafi derecede değil, dedi.
Meıyem, onaylar manada başını sallamakla yetindi. Hiç bir şey konuşmak istemediği besbelliydi.
Sabırlıydı Doktor. Musa’ya çıkmasını işaret etti.
Meryem Hanım, sanki böyle bir anı beklermiş gibi rahatlamıştı. Şimdi artık, bir kurtarıcı gibi gördüğü Doktor ile her şeyi konuşacaktı. Kendisinin iyileşeceğine asla inanmıyordu. Bütün ümidi Mesut beydeydi. İradesi, tamamen tükenmişti. Annesini yitirmiş bir yavru gibi, sığınacak bir kucak arayışı içindeydi.
Dr. Mesut:
- Her hangi bir bedensel hastalığınız yok inşallah! Dedi.
- Yok doktor bey.
Bu sözler, iyiye alametti. Artık, yavaş yavaş dili çözülüyordu bayanın.
Doktor:
- Lütfen anlatın, dedi, sizi zorlayan sorununuzu lütfen iyice anlatın. Anlatın ki, ona göre ben de yardımcı olayım.
Meryem Hanım, derin derin soludu. Gözleri sabitti. O kadar zorlanıyordu ki konuşmakta, gerçekten insan acıyordu.
Doktor Mesut, çok sabırlıydı; bir zaman bekledi.
Yine konuşan Doktordu:
- Evet sizi dinliyorum, bütün bu konuşmalarımız aramızda kalacaktır.
Meryem hanım:
Ka.. la., cak.. mı?
- Evet, buna kesinlikle inanmalısınız
Kekeleyerek mırıldanmaya başladı kadın:
- Bir buçuk ay sonra öleceğim ben.
Doktor, şaşırmadı:
- Kimse ne zaman öleceğini bilemez
Meryem Hanım.
Suratı asıldı kadının:
- Ben biliyorum.
>>>devam edecek...
