Doktor, başka bir soru sordu:
-Yakınlarda bir sevdiğiniz, yahut bir akrabanız filan vefat etti mi?
- Evet.
-Neyinizdi?
-Beyimin babası..
-Çok mu severdiniz?
-Çok..
-Allah rahmet etsin..
-..... ...... .....
Doktor, ara vermeden sorular soruyor, moralin düzeltici şeyler söylüyordu. Hasta yavaş da olsa kendini ifade etmeye başlamıştı. Psikiyatride bu çok önemliydi. Hastanın konuşması, “ben iyileşmek istiyorum, size ihtiyacım var” mesajı idi. Doktor, bir insan olarak sevindi buna.
Anlamış değilim siz öleceğinizi nereden biliyorsunuz? Bunun bir kuruntu olduğuna eminim Meryem Hanım.
-Yok kuruntu değil Doktor bey.
-Niçin bir buçuk aylık bir zaman diyorsunuz?
-Çünkü altı ay, o zaman dolacak.
-Siz, bir rüya mı gördünüz?
-Evet.
-Kayınpederiniz size rüyanızda böyle mi söyledi?
-Hı hı.
Doktor, artık işi çözmüştü. Bu kadın, gördüğü rüyayı essah gibi kabul ederek, kendi kendisine bir ömür biçmişti. Ölüm psikozuna girdiği için de yemeden içmeden kesilmiş, bu sebeple hayatını kendi kendisine zehir etmişti.
Bu kadın, bu saplantısından kolay kolay çıkamayacaktı. Ama bir buçuk aya kalmaz, böyle giderse, akıl sağlığını da kaybederdi.
Öyleyse ne yapacağını düşündü Doktor. Bu kadını bir buçuk ay boyunca devamlı gözlem altında tutacaktı ve bu zaman sonunda ölmediğini gören kadın, yavaş yavaş eski sağlığına kavuşacaktı.
Bir buçuk ay sonra öleceği inancı kesindi kadın da.. Bir fikri sabit halindeydi. Böyle hastalar, iyileşirdi. Yalnız biraz zamana ihtiyaç vardı o kadar. Daha bir detay almak için, rüyanın tamamını anlatmasını istedi Dr. Mesut Bey.
Kadın o kabuslu gecenin o kara anını yeniden yaşıyormuş gibi titriyordu anlatırken:
- Kayınpederimin vefatından yirmi gün sonra idi.
Bir gece rüyamda bana gülerek:
“Gelinim benim, seni kızım kadar seviyorum dedi.” Ben de, “aynı şekilde ben de sizi seviyor ve çok büyük bir özlem duyuyorum, ayrılığınıza üzülüyorum, keşke yaşasaydınız dedim.
Bunun üzerine, kayınpederim:
“Meraklanma, altı ay sonra bu üzüntün hepten bitecek” dedi. O gece kan ter içinde uyandım. Rüyamı 6 ay sonra vefat edip kendisine kavuşacağıma yordum. Sizin anlayacağınız O göçtükten sonra, huzurum kalmadı.
Dr. Mesut:
-Peki, bu rüyanızı niçin eşinize anlatmadınız? Yine derin derin nefes alıp verdi genç kadın:
-Çok üzülürler, diye korktum.
-Anlaşıldı. Bakın sizinle sık sık görüşelim. Bütün bu düşüncelerinizin, yanlış bir yorumdan kaynaklandığını kısa bir zaman sonra anlayacaksınız. Tamam mı?
- Hı hı..
Dr. Mesut, “iyi akşamlar” diyerek ayrıldı.
Meryem Hanım’ın ruh halinde eski hırçınlığı kalmamıştı, aradan sadece üç gün geçmesine rağmen.
Doktor, müsekkin ilaçlar (sakinleştirici) veriyordu arada bir. Böylece uykusu düzene girmekteydi.
Musa ve çocuklarının huzuru da yerine gelmişti.
Musa, Doktordan hanımının bu derece ruhsal çöküntüsünün sebebinin bir rüya olduğunu öğrenince, çok şaşırdı. Keşke dedi, bana anlatsaydı, bu derece yıpranmayacaktı. Rüyalara gereğinden fazla önem veren insanların nhallere düştüklerini çok iyi biliyorum”
Bir buçuk aylık zamanın bir ayı bitmişti.
Bütün akrabaları ve komşuları Meryem Hanım’daki bu hızlı düzelişten çok sevinçliydiler.
Musa:
- Hanım, dedi, ben sana dememiş miydim ki, bu Doktor, sana yardımcı olacak, diye.
Meryem Hanım, artık yiyor içiyordu.
Evinin temizliğini yapıyordu.
Ama, yine de şu on gün nasıl geçecekti? Bunu düşünüyordu.
O on gün de geçti gitti.
Meryem, öleceğini beklerken, sağlığına kavuştu. Rüyasını yanlış yorumlamak sebebiyle içine düştüğü yersiz endişeleri son bulmuş: 6 aydır devam eden üzüntüleri gerçekten tamamen bitmişti.
Artık bu evde huzur gülleri açmıştı:
Çocuklar ise, herkesten fazla mutluydular.
SON
