Her akşam televizyonları açıp haber kanalları izlediğimizde veya İnternet haberlerine baktığımızda, hangi konumda bulunursa bulunsun birçok insanımızın, insan olmadan önce meslek sahibi olduğunu veya bir görevde olduğunu görüyoruz.
Tüm insanımızı tabiiki kastetmiyorum. Azımsanmayacak miktarda bir oranı kastediyorum.
İnsani olmayan münasebet ve ilişkilerin tek taraflı değil, karşılıklı olduğunu görüyoruz. Televizyondaki hoş olmayan, insanı üzen, "bu kadar da olur mu?" diye dinlediğimiz haberler, beni şöyle bir yorum yapmaya zorladı. "demek ki insan olunmadan çok şey olunabiliyormuş!"
Toplumun sağlığı için çalışan sağlık personeline yapılan saldırı... Sağlık personelinin hastasına karşı şefkatli olmayan, sert ve soğuk tavrı.. Devlet dairesine giden bir vatandaşın aynı şekilde işi yokuşa süren soğuk tavrı... Vatandaş işinin görülmesini beklerken memurun özel telefon görüşmesini bitirmeden vatandaşın problemiyle ilgilenmemesi... Başka bir kurumda memurun, vatandaş beklerken çay molası vermesi... Bunları tespit edecek ve uyaracak amirin haberi yokmuş gibi davranması... Vatandaşla kaba, azarlayıcı konuşan memurun uyarılmayışı... Dairelerdeki güvenlik görevlilerin disiplini sağlama adına kullandığı emir cümleleri... Esnafın, müşteri ile ilgili iletişim bilgi ve pratiğinden mahrum olması...
Ford arabalarının kurucusu Henry Ford "Ben, yanımda çalıştıracağım elemanın hangi okulu, kaç okulu bitirdiğine bakmam, sadece insanlara nasıl davrandığına, insanlarla nasıl iletişim kurduğuna, İnsanlarla münasebetine bakarım." demiştir.
Şöyle dersek yanlış olmaz. Henry Ford, görev vereceği, hizmet alacağı kişinin önce tabiri yerindeyse insan olmasını öncelemektedir. .
Amerikalı kişisel gelişim uzmanı ve hatip, Dale Carnegie, 1911 yılında" Güzel konuşma "kursu açıyor. Kursa gelenlerin büyük ölçüde" okumuş" Kişilerin olduğunu, doktor, Avukat, sanayici, iki fakülte bitirmiş kişiler olduğunu, ifade eden Dale Carnegie bu duruma şaşırıyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor. Evet! Bu kursuma gelenler önemli konumdaydılar! Ancak insanlarla nasıl konuşulacağını bilmiyorlardı...
Tebessüm bedavadır, hiçbir maliyeti yoktur. "Hayır!" derken bile muhatabı üzmez, bilakis tebessümün verdiği tesir, kolaylaştırıcıdır. Neden böyle bir davranış denenmez, denenmek istenilmez!
Allahu Teala, insanı kurtaracak formülü verirken imandan sonra "Güzel davranışları sergileyenlerdir." buyurmaktadır. Bizler, çoğumuz müslümanlar olarak bizi kurtaracak bu formülü bilmememiz mümkün mü?
Bu konuda çok sayıda örnekler verilebilir. Durum çok ciddi! Ülkemiz, insan olunmadan her türlü görevin verildiği bir yer olmamalı! Öncelikli olarak hizmet verecek, alacak kişide ruh olmalı, insanlık olmalı, insan sevgisi, görev ahlakı olmalı.
Ruh olmadığı zaman ceset bir işe yaramıyor.
