Bugün, 8 Mart 2026 Pazar

Mehmet Ali AYDIN


ÖNCE KENDİNİZE BAKIN…

ÖNCE KENDİNİZE BAKIN…


İnsan olarak her şeyin en güzelini isteriz, en güzeline talip oluruz ama acaba ona layık mıyım? Onu hak ediyor muyum? Diye kendimize bir soru sorma gereği duymayız. Her şeyin bir bedeli var ve onu elde etmek için de o bedeli ödemek durumundayız.

Bir mağazaya, markete, alış veriş merkezine, manava veya başka bir yere girdiğinizde, alış-veriş yaparken gönlünüzün istediğini mi, yoksa maddi durumunuz el verdiğini mi alırsınız?

Tercihiniz birinci şık olursa başınız borçtan kurtulmaz. İkinci şıkkı tercih ederseniz, en azından kimseye muhtaç olmadan geçinmeye çalışacağınızın göstergesidir. Fıtratımızın gereği her şeyin en iyisinin bizim olmasını isteriz. Fakat isteklerinizi elde edebilmenin de belli bir bedeli vardır ve onu ödemeniz gerekir.

Şayet onları bedelini ödemeden elde ediyorsanız, orada bir “bit yeniği” vardır. Ya haksız bir kazancınız ya da arkanızda sizi destekleyen bir kodaman veya büyük bir torpiliniz vardır. Böyle elde edilenden de size hayır gelmez. Bir başkasının hakkını gasp etmiş olursunuz, bu da kul hakkına girer.

Zaten Yüce Allah’ta kullarına hak etiğini verir, hakça taksime razı olmayıp daha fazlasını hak etmeden alan, kazanan, isteyen ve bir başkası tarafından başkasının hakkı iken başkasına verilenin hesabı da ağır olur.

İnsanoğlu, dünya kurulalı beri bazı dönemler hariç kendisini yönetenlerden memnun olmamıştır, çoğu zamanda memnu edilememiştir.

Hiç düşünmemiştir ki neden böyle yönetiliyoruz, daha iyisine layık değil miyiz? Daha iyi bir yönetime layık olmak istiyorsanız sizin de en az yönetenleriniz kadar iyi olmanız gerekir.

Zayıf bir hadis olmakla birlikte Peygamberimi (SAV) sizler layık olduklarınızla yönetilirsiniz” buyurmuştur. Kimileri diyebilir ki bizler değişmediğimiz halde yönetenler değişmekte, bazen iyi, bazen de kötü yöneticiler seçilebilmektedir. Unutmamak gerekir ki bir toplumda iyiler olduğu gibi kötülerde vardır. Bu nedenle bazen iyiler, bazen de kötü idareciler tarafından yönetilirsiniz.

Yönetenlerin iyi ya da kötü olduğu nereden baktığınıza da bağlıdır. Mesela bu gün ülkemizi yöneten iktidara millet cephesinden bakınca dünyanın en kötü yöneticileri, Cumhur ittifakı tarafından bakarsanız bundan daha iyi bir yönetim, bu günkü şartlarda olmaz.

Benim tarafımdan bakıldığında ise ki 1960 ihtilalinden berisini ve bu 60 yıllık dönemde hemen her partinin iktidar dönemini gören ve yaşayan biri olarak ve bu günkü mevcut partileri ve kadrolarını düşündüğümde bizler ne yazık ki bundan iyisine layık değiliz. Ve görünen o ki bütün yanlışlarına, hatalarına ve günahlarına rağmen bunlar kadar, yönetime talip olan diğer siyasi kadrolar millete güven vermemektedir.

Alternatifleri deneyebilir ve ana muhalefet partisi ve yandaşlarını seçebilirsiniz, zaten ülkemiz şu anda iki kutupludur ve başka seçenekler de yoktur. Derseniz önceki sisteme dönelim, koalisyon hükümetleri olsun. Olsun ama koalisyon hükümetleri zamanını önce bir araştırın, inceleyin sizinle ondan sonra bu meseleyi konuşalım.

Ana muhalefet partisi ve yandaşlarını seçtiniz takdir, şimdilik çoğu kendi adamlarına tecavüz ediyorlar, iktidara geldiklerinde artık kendinizi korursunuz.

Hepimiz Hz. Ömer’in adaletini isteriz, onun döneminde ki huzurun olmasını isteriz. Hani diyor ya

“Muhammed aleyhissalatü vesselamı, hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer'den sorulur!"

Hz Ömer zamanının adaletli yönetimine talip olanlar, önce kendileri Hz. Ömer zamanında ki Müslümanlar gibi Müslüman olmalıdır. Siz adil değilseniz, sizin içinizden çıkan yöneticileriniz de adil olmayacaktır. Siz fakir, fukara hakkı gözetmiyorsanız, sizi yönetenler de gözetmeyecektir.

Siz her şeyi kendinize hak görüyorsanız, sizi yönetenler de öyle olacaktır. Sözü fazla uzatmanın da bir âlemi yok. Siz neyseniz sizi yönetenler de odur. Önce kendinizi düzeltin ki, sizi yönetenlerde düzelsin. Yoksa boşuna yaygara yapmanın bir anlamı yok.

Bir söz var çok hoşuma gider, ”Çocuklarınızı yetiştirmeye boşuna uğraşmayın, önce kendinizi yetiştirin, onlar zaten size benzeyeceklerdir.” Benden bu kadar.