Bugün, 5 Mart 2026 Perşembe

Kemal MENCELOĞLU


ÖNLÜ GÜZEL İNSAN HASAN ANAYOL

ÖNLÜ GÜZEL İNSAN HASAN ANAYOL


 

(1944-2024) YOLUN AÇIK OLSUN

 

Türk şairlerinin zirve isimlerinden Abdurrahim Karakoç şöyle diyordu:

“Gölgesinde otur amma

Yaprak senden incinmesin 

Temizlen de  gir mezara

Toprak senden incinmesin 

 

Yollar uzun yollar ince

Yol kısalır aşk gelince

Yat kurban ol İsmailce 

Bıçak senden incinmesin

 

Burdayım de ararlarsa

Doğru söyle sorarlarsa

Tabutuna sararlarsa

Bayrak senden incinmesin”

 

Ne toprağın ne de bayrağın incinmediği güzel insanlar vardır bu dünyada. 

Güzel yaşarlar, güzel ölürler…

Hayatları ibret, gayeleri hizmet, ölümleri hikmettir. 

Onları anlatmaya kelimeler yetmez, anılar o kadar çoktur ki, ne anlatsan bitmez. Muhterem Anayol, toprağı ve bayrağı incitmeyen nadide şahsiyetlerden birisiydi. 

       Ezan okunurken ve İstiklal Marşı söylenirken ağlayan, anlayan ve anladığını yaşayan bir insandı. Samsun İmam-Hatip Lisesini bitirdiğim 1979 yılından bu zamana kadar çeşitli vesilelerle mutlaka irtibat kurduğum özel bir kişiydi. 

 

O BİR YAZARDI

Eli kalem tutan bir yazar, ağzı laf yapan bir hatip ve gönül insanıydı…

Milli ve manevi davaların samimi sahibi ve savunucusu olan  bir gönül eriydi. O gerçekten  iyilerden biriydi. Bu konularda dik duruştan ve şahsiyetli oluştan asla taviz vermezdi. Çeşitli yerel gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmıştı. Radyolar ve sahneler için yazdığı oyunlar ve piyesler vardı. Ebu Zer el Gıfari’yi en güzel o yazmıştı. 

1-Gıfarlı Ebu Zer

2-Hicret (Huzura Yolculuk)

3-Çirkef Çanağı

4-Çanakkaleden Dönmeyi Düşünmediler

Ayrıca son zamanlarında “ Mektup” isimli bir eder yazdı. Geçmişten günümüze kadar değer ve anlam ifade eden bütün mektupları toplamış yaklaşık yediyüz sayfadan oluşan taslak eseri bana gönderip okumamı istemişti. Okuyup var olan harf ve kelime hatalarını kendisine bildirmiştim. Çok kıymetli bir eser ama çıkarmak kendisine nasip olmadı. 

 

ON PARMAĞIM YAKANIZDADIR

“Merhaba Gençler!” diyerek kırk kişilik sınıfa girişi, her bir öğrenciyle göz teması edişi, sınıfa gelişi ve gidişi onu farklı kılan özelliklerinden sayılırdı. 

“Evladım bu okulu bitirip her biriniz bir köye, dağ başlarına gidecek, bu şerefli millete, ümmeti Muhammed’e hizmet edeceksiniz. Millete olan borcunuzu ömür boyu ödemek zorundasınız. Ücret derdinde değil, hizmet derdinde olacaksınız. Bu millete yüce dinimiz İslamı siz anlatacaksınız, o nedenle Kur’an ve Hadisi, diğer dini bilgileri çok iyi öğrenmeniz gerekir. Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” derdi. 

       Beş vakit namazı kıldırarak görevimiz bitti sananların kıyamet gününde on parmağım yakasında olacaktır. Sahabe örneğinde olduğu gibi her biriniz vatanın en ücra köşelerinde iman, amel ve ahlak inşaa edeceksiniz. Bu edebiyat dersleri hutbe ve vaaz yazma konusunda eliniz ayağınız, gözünüz kulağınız olacaktır. 

Mutlaka bir şekilde her öğrenciye dokunan, onunla iletişim kuran, sorularına ve ihtiyaçlarına cevap bulan örnek bir öğretmendi. Kur’anı güzel okuyan fakat Kur’ anı Kerimi olmayan bir arkadaşımıza kitabı getirip verdiğini bilirim. 

      O sıradan bir lise hocası değil; derdi, davası ve sevdası olan milletine can damarından, inancına şah damarından bağlı bir gönül eriydi. Bir İstiklal Marşını, Çanakkale Destanını, Bayrak şiirini anlatırken adeta her bir öğrenciyi titretir, kendisini dinletirdi. Biz lisede bir öğretmen değil,  Edebiyat Fakültesinde bir Profesörü dinlediğimizi geç farkettik. Notu fakir fakat gönlü  zengin bir insandı. Onu sevmeyen bir talebesi olmazdı. Verdiği notu değil, kendisini, sunumunu ve derslerdeki yorumunu severdik. 

 

EFSANELERDEN ALİ KURTOĞLU 

15 Mayıs Çarşamba acı bir gün fakat kim bilir belki de ahiret yolcusu Hasan Hocam için kutlu bir düğün. Nazik bedenini toprağa edep ve hürmetle tevdi ettikten sonra evlatlarıyla birlikte bir araya geldik. Aynı okulun İngilizce Öğretmeni ve kudretli idarecilerden birisi olan Ali Kurtoğlu Bey ile birlikteyiz. Evlatlarına dediki: 

“Benim babanız Hasan Bey ile hatıralarım yetmişli yılların başında başladı fakat hiç bitmedi. Her geçen gün artarak çoğaldı. Bir gün bir yerde yalnız başıma oturuyorum. Bir genç yanıma geldi selam verip yanınıza oturabilir miyim dedi. Buyur otur delikanlı dedim. Edebiyat Fakültesinde okuduğunu ve yakında biteceğini söyledi. O günlerde Milliyetçi Öğretmenler Teşkilatı kurmak istiyoruz. Dayanacak bir ağaç arıyoruz. Baktım ki bu genç adam benden daha sağlam bir milliyetçi bir insan. Çok sevdim onu, umudum ve cesaretim arttı. İşte sizin babanız böyle bir adamdı evladım, Allah ondan razı olsun, yıllarımız birlikte geçti” dedi. 

     Anlıyorum ki, her ne kadar layık olamasak da bir çok güzel insanlardan ders almışız. Bize kırk hadisi ezberleten İbrahim Tan’ı; Kur’an okuyan dudaklarınıza sigarayı yakıştıramam diyen Mehmet Coşar’ı; efsane müdürümüz ve Kur’an Hocamız Remzi Yavuz’u; Hz. Peygamberi anlatırken olayları yaşayan Mehmet Arslan’ı, örnek insan Beşir Toprak Beyi ve daha nicelerini nasıl unuturuz? 

 

BANA CÜBBEYİ O GİYDİRDİ

Cenaze namazında bulunan sevenleri arasından bir kişi çıkıp yanıma geldi. Sanki kırk yıllık tanıdığı bir dostmuş gibi; “ Kardeşim sen kimsin? Dün Ladik’te bugün burada seni dinliyorum “ deyince kendimi tanıttım ve bu defa aynı soruyu ben sordum. Peki sen kimsin? Deyince Hasan Anayol’ un talebesi. Samsun’da önceki dönem baro başkanlığı yapmış olan avukat Kerami Gürbüz’üm dedi. “Bu cübbeyi İmam-Hatipte okurken oynadığımız bir oyun gereği bana o giydirdi ve artık bir ömür boyu çıkaramadım.” Deyince hocam bal alınacak çiçeği bilirdi dedim. Seni keşfetmiş ne mutlu sana diye de ekledim. Bu büyük şehirin önde gelen bir avukatı olmak tesadüf eseri olmasa gerek. Ladik’te niçin bulunduğunu sorduğumda da merhum müftümüz Ahmet Özbalcı’nın Çarşamba’da ki köyündenim, cenazesine geldim diye de mukâbele de bulundu. 

 

KEMAL’E HABER VERİN

Hocamızın seçkin bir cemaatı vardı. Evlatlarına ve fikir dünyasından bazı insanlara acizane şahsıma değer vererek; “ Başıma bir iş gelirse Kemal Menceloğlu’na haber verin, cenazemde bulunsun “ vasiyetinde bulunmuş. Elbette gelirim hocam elbette. Başım üstüne, emrin olur, Rabbim nasip ederse yerini bulur dedik ve bulunduk. 

    En son kendisini arayınca cevap alamadım. Bana şöyle bir mesaj yazmış hocam:

“Kemal bey rahatsızım. Telefona bakamıyorum.İstirahatteyim.Aramışsın sağolasın. İyi olunca ararım hasbıhal ederiz. İyi haberlerini alıyorum Selamlar... 07.03.2024 Hasan Anayol

Fakat ne yazıkki biz hocamızla bir daha görüşemedik. Çünkü hastalıklar onu çepeçevre kuşatmıştı. Görüşmek mahşere kaldı. İlahiyat Fakültesi Kur’an Hocamız Yaşar Kurt Bey’de oradaydı. Gerçekten çok mutlu oldum.

     Bir ömür boyu yaşadığı Samsun/Canik Mekke Camisinden ebedi yolculuğuna uğurladık. 

Kur’an sevdalısı

Vatan sevdalısı

Millet sevdalısı

Bayrak sevdalısı

Ezan sevdalısı güzel insan, koca yürekli Alperen mekanın cennet olsun muhterem Hocam. 

 

EDEBİYAT HOCAM!

Yetmişli yıllarda liseye girdim,

Doğruyu, yanlışı orada bildim,

Bir dava erine gönlümü verdim,

Emeklerin çoktur, özledim Hocam!

 

Edebiyat dersleri bitmesin derdim,

Anayol sınıftan gitmesin derdim,

Rabbim bilir ki sizi çok sevdim,

Hakkını helal et uzağım Hocam!

 

Tam on beş yıl oldu buluşamadım,

Yan yana oturup konuşamadım,

Doğrusu hasrete alışamadım,

Irak oldu yollar hasretim Hocam!

 

Bakışların başkaydı hala gözümde,

Zerrece hilâf yoktur bunca sözümde,

Vatan, millet aşkı vardı özümde,

Bana sevmeyi sen öğrettin Hocam!

 

Sınıfa girince herkes bakardı,

Sanki gözlerinde şimşek çakardı,

Samimi duruşun yürek yakardı,

O milli bakışı severdim Hocam!

 

Derslerde nasihat ettin bizlere,

“Hakkımı helal etmem yoksa sizlere,

Sağlam bilgilerle bakın yüzlere,

Cehalet felakettir “ demiştin Hocam!

 

Bazı öğretmenler ders verir gider,

Öylesi de var ki gönüle girer,

Girdiği gönülleri bergüzar eder,

İşte sen onlardan biriydin Hocam!

 

Burdan gidersiniz dağ başlarına,

Mendil olursunuz göz yaşlarına,

Aklar düşecek siyah saçlarına,

Büyük ücret hizmet demiştin Hocam!

 

Hak yolda beraber divan duralım,

Sevgiyle yoğrulmuş dünya kuralım,

Hakkın huzurunda secde kılalım,

Zaman çok çabuk geçiyor Hocam!

Cennet de has kullar seçiyor Hocam!

 

15.05.1997 Çamardı/ NİĞDE

NOT: Samsun İmam-Hatip Lisesi Edebiyat Öğretmenim Sayın Hasan ANAYOL’a ithafımdır.