Artık insanına gel, kucağını bu halka aç, sen üç beş iş insanına tabiki koşarak git, üç beş zengine yol aç insanlar aş iş versin de, o işi veren önce kibrin caddesinden uzaklaşıp insanlık caddesine gelsinki, huzurlu bir sokak olsun Ordu’daki mahalle yolları.
Bu ilin eski belediyeleri de, fabrikaları da, iş haneleri de insan kokardı kollarının altında bir somunla, evine, ailesine koşarken.
Hangi fabrika patronu kibirli yada zalimdir işçisine; Köksal mı,Sagra mı,Çebi mı, Köksal mı, Yürür mü, Ilgıt mı? yok..
Mutlu yüzler, yorgun ama kollarında somunu elinde filesi insanlar akşam mutlu giderdi evlerine.
Bugün, mutlular sağa mutsuzlar sola dizilsin deseler de görsek bu günümü.
Öncelik burası Ordu vede esaslı il birine kulak verince. Çalışanı, patronları, eğitimcileri, cıvıl cıvıl gençleri ile çok huzurlu idi çocukluğumuz.
Bugun öyle mi?
Ben inatla bu ilin çocuğu hırsızlık yapmaz desem çıkıp, arkanızı bana döner gidersiniz. Biri çalar desem hoca günaha girme dersin. Elini uzunlukta görsek bile asla olmaz dersin.
Biz Müslüman Türküz dersin.
Doğru demiyon , şimdi bu ilde hangi zemine dokun azı temiz çoğu kir pas uzatma sahada bulaşır.
Mesele Ordu ilinde zengin, fakir kesime bak sorun yok, doğru bak iyice bak yüreğin paramparça olu. yoksulluğun nefesinden.
Hani nerede onca belediyemiz, devlet dairelerinin, zenginimiz, demem orda oldu. Hatay'a, iskendirun’da, deprem yerinde sağ olsunlar.
Ama ben Hilmi beye demem ama kardeşim Aşkın ben başkan olacağım bu ile dediğinde senin gecem gündüzüm helal olsun dedim Yalı Caminde İsmail’in çay ocağında,tek isteğim ne olur bu sokaklar açık, yırtık pirlik, terliksi çıplak ayaklı çocuk görmesin kazandık sayarım demiştim.
Ama hala o yoksulluğun yalnızlığın,fakirliğin izi sokakta bugün var olunca bende üzülüyorum. Ama çok şey yapan başkanları alkışlıyorum.
