Bugün, 4 Mart 2026 Çarşamba

Mehmet Ali AYDIN


OYNATMAYA AZ KALDI

OYNATMAYA AZ KALDI


 

Zamların ve vergilerin sağanak halinde yağmaya başladığı son zamanlarda, çoğunluğu durumu içler acısı. Hele ücretlere yapılan hakkaniyet ölçüsünü ayaklar altına alan artırımlar özellikle emeklilerin mağdur edilmesi insanlarımız üzerinde çok büyük bir hoşnutsuzluğa neden oldu. Çalışan memur kesime %86 emekli kesime ise %25 zam yapılması hükümetin sorgulanmasına yol açtı.

Özellikle memur kesiminden oy alamayan iktidarın onlara bol keseden ihsanda bulunması, kendisine daha fazla oranda oy veren emekli kesimini görmezden gelmesi hoşnutsuzluğun tavan yapmasına neden oldu.

Henüz zamlı maaşları hesaplarına yatmadan vergilere, akaryakıta ve dolayısıyla her kalem mala gelen aşırı zamlar insanları neredeyse canlarından bezdirir oldu. Zamlı maaşları ellerine geçmeden daha fazla zamlarla hayatı altüst olan insanlar bazen sesli bazen sessiz hükümeti ağır eleştirilere başladılar. 

Almadan vermek Allah’a mahsus. Verilenleri karşılamak için verdiğiniz yerden de almalısınız. Bu ekonominin değişmez kuralı. Fakat sizi enflasyona ezdirmeyeceğiz diyerek yola çıkıp sonra verdiğinizin daha fazlasını çeşitli adlar altında halktan geri alırsanız bir de serbest piyasa denilen ejderhanın fahiş zamlarını denetim altına almaz, halkı soymalarına göz yumarsanız halkın size olan güven, itimat ve inancını kaybedersiniz.

Şu an durum bundan ibarettir. İktidar şu an ki durumda derler ya; “Kendi ayağına kuşun sıkıyor”. Hayır ayağına değil kafasına kurşun sıkıyor. Üstelik de mahalli seçimlere bir yıldan az bir zaman kala bu yapılanlar intihar demektir.

Bir televizyon programında spiker muhatabına soruyor, diyor ki:

“Çalışanlara bu kadar zam yapılırken neden emeklilere neden bu kadar vaz yapıldı.” O da cevap veriyor:

“Bütçe gerçekleri var. Bu yükü kaldırması mümkün değil. Bir dizi felaket yaşadık, deprem, sel felaketi oralara yapılan harcamalar var.” Diyor.

Memura bu kadar zam yapılırken bütçe gerçeği yok ama daha az maaşla hayat mücadelesi veren emeklilere gelince bütçe gerçeği. Yesinler senin gerçeğini. Çalışana seyyanen 8000 lira vereceğiniz; onlara 5000 verin, 3000 de emeklilere seyyanen zam verin ve iki tarafı da memnun etmezseniz bile susturun. Yıllarca faizle mücadele edin, sonra da bir kalemde faizleri %15’e çıkarın. Hele akaryakıta bir çırpıda ve özellikle 15 Temmuz gecesinde 6 lira birden giydirin. Bu acaba hangi akla hizmettir. Bilen varsa söylesin. 

Tabi bizde bunlara dile getirip kaleme alınca “davaya ihanetle” suçlanıp her türlü hakarete maruz kalalım. Buran bir kez daha söyleyelim. Bizim davamız Ak Parti ve Erdoğan davası değil. Bizim davamız Allah ve Rasulü’nün yolundan gitmek davası. Ak Parti ve Erdoğan bu davaya hizmet ettiği müddetçe onları destekleriz. Kim onlardan bir adım öne geçerse biz onu destekleriz. Bilmem anlatabildim mi?

Böyle gelir adaletsizliği, adam kayırma, adama iş icat etme, hesapsız kitapsız vergiler ve israf devam ederse ne yazık ki millet bunun faturasını keser. Şu an şahsım adına konuşuyorum, mevcut siyasi partiler içinde “şerrin ehvenini tercih” noktasında Ak Parti ve Erdoğan’ı destekliyorum. Yarın daha ehveni çıkarsa onu desteklerim. Sanıyorum kahir ekseriyette böyle düşünüyordur.

Bununla ilgili bir hikâye ile yazıma son vereyim. Belki ibret alıp ders alan çıkar. Bizim bir yaptırım gücümüz yok. Sadece bir oyumuz var zamanı gelince tercihimizi yaparız. İlgililer sokağın nabzını iyi tutsunlar. Kimse benim burada kaleme aldığım gibi durumu edebiyle değerlendirmiyor ona göre. 

Memleketin birinde:

Padişahlardan biri, yeni vergiler koyduğunda ya da mevcut vergileri artırdığında, sadrazama;

- Git bakalım, halkın arasında bir dolaş. Vergilere alışmışlar mı? Dermiş. Sadrazam da halkın arasında dolaştıktan sona padişaha;

- Padişahım, halkın suratı biraz asık, canı da sıkılmış durumda ama işlerine devam ediyorlar... Dediğinde padişah da şu şekilde yorum yaparmış.

- Tamam, demek ki sorun yok. Alışırlar alışırlar...

Bir süre sonra yine vergiler artırıldığında, padişahın talimatı üzerine sadrazam halkın arasında dolaşır ve izlenimlerini aktarırmış;

- Padişahım, bu kez suratları çok asık. Merhaba desen, yüzüne dik dik bakıyorlar. Sonraki her an kavga edecek gibiler. Suratlarından düşen bin parça. Galiba bu kez vergileri çok artırdık.

- Yok yok. Merak etme sen. Önemli bir şey gözükmüyor. Alışırlar, alışırlar... Bu böyle devam etmiş gitmiş.

Günlerden bir gün, yine yeni vergiler getirildiğinde, sadrazam halkın arasına karışmış, dolaşıp geldiğinde şaşkın bir vaziyetteymiş.

- Padişahım hiç sormayın. Bu kez kafam karmakarışık. Çünkü hiçbir şey anlamadım. Herkes çok neşeli, gülüyor hatta sokaklarda dans ediyorlar, oynuyorlar... Aman demiş padişah.

- Eğer halk dans etmeye ve oynamaya başladıysa, demek ki durum çok kötü. Hiçbir şeyi umursamıyorlar demektir. Galiba vergileri çok artırdık. Hemen vergileri indirelim. Yoksa perişan oluruz...’’

Böyle devam ederse üzücü ama gerçek: Oynatmaya ve dans etmeye çok az kaldı.

Dost acı söyler ama gerçekleri söyler. Anlayanlara anlatmaya çalıştık. Benden bu kadar…