Çağın Esaretine Karşı Kültürel Direniş
Günümüz dünyasında "modernleşme" ve "çağdaşlık" maskesi altında sunulan değişim rüzgarları, ne yazık ki toplumumuzun köklü manevi yapısını ve milli kimliğini temelinden sarsmaktadır. Geldiğimiz noktada acı bir gerçeği itiraf etmek zorundayız: Özene özene özümüzü kaybediyoruz. Taklitçilik hastalığı, bizi biz yapan değerleri birer birer elimizden alırken, toplumsal bir yozlaşmanın kucağına itiliyoruz.
Modernlik Maskesi Altındaki Yozlaşma
Toplumun en küçük birimi olan aileden sokağa kadar sirayet eden bu değişim, kendini en çok yaşam biçimlerimizde gösteriyor. Milli ve manevi değerlerimize aykırı giyim kuşam tercihleri "çağdaşlık" adı altında normalize edilmeye çalışılıyor. Oysa gerçek çağdaşlık; kılık kıyafetin şekilsel değişiminde değil, ilimde, fende ve ahlaki üstünlüktedir. Sokaklarımızdaki bu kontrolsüz değişim, sadece bir moda akımı değil, kültürel hafızamızın silinmeye çalışıldığının en bariz göstergesidir.
Kimlik Kaybı: İsimlerden Ekranlara
Bu kültürel erozyonun izlerini çocuklarımıza verdiğimiz isimlerde bile sürmek mümkün. Şanlı tarihimize ve yüce dinimize rehberlik eden isimlerin yerini, hiçbir kökeni ve anlam derinliği olmayan batı özentisi isimlerin alması, aidiyet duygumuzun zayıfladığını kanıtlıyor.
Televizyon ekranları ise bu yozlaşmanın adeta vitrini haline gelmiş durumda:
• Diziler: Aile kurumunu hiçe sayan, etik değerleri çiğneyen senaryolarla toplumu uyuşturuyor.
• Gündüz Kuşağı: Kendini mahkeme yerine koyan programlar, mahremiyeti ayaklar altına alarak toplumsal ahlakı yaralıyor.
• Yarışma Kültürü: "Acunvari" yapımlarla gençliğin enerjisi, üretimden uzak, sadece tüketime ve popülerliğe yönlendiriliyor.
İnanç ve Değerlere Yönelik Ambargo
Daha da vahimi, bu yozlaşmış zihniyetin kendi değerlerine sahip çıkan, İslami usullere göre yaşamayı tercih eden insanları "gerici" ya da "çağ dışı" olarak nitelendirip aşağılamaya çalışmasıdır. Kendi öz değerlerine sahip çıkanları hakaretle baskılamaya çalışan bu güruh, aslında kültürel bir esaretin pençesindedir.
Sonuç: Yuvaya ve Öz Değerlere Dönüş Vakti
Çağın bu yıkıcı hastalığına karşı durmanın tek yolu, kendi kalemize, yani yuvamıza sahip çıkmaktır. Çocuklarımızı bu "özentilik" çarkına feda etmemek için milli ve manevi bilinci yeniden canlandırmalıyız. Unutmamalıyız ki; köklerinden kopan bir ağaç, rüzgarın önünde savrulmaya mahkumdur.
Gelin, bu çağın esiri olmayalım. Özümüzü, adabımızı ve ahlakımızı yeniden kuşanarak geleceği kendi değerlerimizle inşa edelim
