Bugün, 24 Ocak 2026 Cumartesi

Olgun YÜKSEL


PANDEMİLER

PANDEMİLER


İnsanlık tarihi zor geçen yüzyıllar ile doludur. Belli dönemler vardır ki, insanlığın neslinin devam ettiğine şaşırırsınız. İnsanoğlu kendi varlık sebebini, bir başkasının yok oluşuna bağlayarak savaşmaktan asla vazgeçmedi. Zaten tarih biliminin ortaya çıkış sebebi savaşlardır. Eğer savaşlar olmasaydı tarih biliminin %90’ı olmazdı. Sanki tüm canlılarda varoluş sebebi, başka bir türün yok oluş sebebi üzerine tasarlanmış gibidir. Tarih derslerinde her zaman savaşlar okutulurken, neredeyse insan neslinin yok oluşuna sebebiyet verecek derecede salgın felaketleri yaşanmasına rağmen bunlardan hiç bahsedilmiyor ve derslerde okutulmuyordu. Şöyle bir kısa gezinti yaparak sayfaları araştırdım. İnanılmaz sonuçlara ulaştım. Özetleyerek başlayalım.

Antonınus Vebası, M.S. 165 - 180 yılları arasında isminden de anlaşılacağı üzere Roma İmparatorluğu'nda ortaya çıkmış. Doğu seferinden dönen askerler tarafından yayılmasıyla günde 2 bin kişinin ölmesine sebep olan salgında Roma İmparatoru Lucius Verus ile birlikte yaklaşık 5 milyon kişi öldü. Salgında ölen 5 milyon kişi, Roma İmparatorluğu'nun nüfusunun % 30'ydu. Eğer günümüzle kıyaslayacak olursak sadece Türkiye’de yaklaşık 35 milyon insanın ölmesi olarak düşünülmelidir.

Jüstinyen Vebası, M.S. 451-542 yıllarında meydana geldi. 500 bin nüfuslu o dönemdeki ismiyle Konstantiniyye'de (İstanbul) 230 bin kişi öldü. Dünyada ölenlerin sayısı ise 30 - 50 milyon kişi olarak tahmin ediliyor. Günümüzle kıyaslayacak olursak İstanbul’un neredeyse yarısı eder.

Kara Ölüm, Doğu Asya'da ortaya çıktı. Ancak ilk kesin görünümü, 1347'de Kırım'da olmuştur. Moğollar'ın Kırım'daki Ceneviz Ticaret Merkezi'ni kuşatması sırasında vebalı asker ölülerini mancınıklarla şehre atması sonucu gerçekleşti. Ticaret merkezinden kaçanlar tarafından Avrupa'ya taşınan bakteriler, salgının kısa sürede Avrupa'da yayılmasına sebep oldu.  Dünyada yaklaşık 200 milyon kişi ölürken, Avrupa nüfusu 3'te bir oranında azaldı. (Kara Ölüm veba salgını sonrasında Avrupa’da isyanlar çıkmış ve demografik haritası değişmiştir. Psikolojik güvensizlik ve korku ortamı oluşmuş ve sosyal ilişkiler hastalığın sebebi sayılarak zayıflamış ve yabancı kişilere zulümler yapılmıştır. O dönemde dahi ticaret durma noktasına gelmiş ve ekonomik dengeler tamamen değişmiştir.)

Suçiçeği, 15 Yüzyılda Avrupa nüfusunun % 30'nu yok ederken Kızılderili nüfusunun yarısının ölmesine neden oldu.

Kanamalı Ateş Salgını, 1576 yılında, günümüz Meksika topraklarında veba salgını, aşırı kuraklık ve Avrupalıların, Amerika kıtasını istila etmesiyle tetiklendi. Günümüzde yapılan araştırmalara göre Salmonella bakterisinin yol açtığı salgında yaklaşık 15 milyon Aztek hayatını kaybetti.

Çiçek salgını 1520'de meydana geldi. 56 milyon kişi hayatını kaybetti. Sonraki yıllarda tekrar görülen salgınlarda ise 20 milyon kişi daha öldü.

 

Sarıhumma salgını ilk defa 1700'lerde İtalya, Fransa, İspanya ve İngiltere'de ortaya çıktı.

Bu salgınlarda kaç kişinin öldüğü bilinmiyor. 1800'lerin sonunda görülen salgında ise 100 - 150 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. 19'uncu yüzyıldaki İspanya'da görülen salgında ise 300 bin kişi öldü.

Kolera salgını ise 19'uncu yüzyılda Hindistan'da başlayıp, Afganistan ve Rusya'ya yayıldı.

Oradan da Avrupa, Afrika ve Amerika'ya yayılarak devam etti. Kolera ile ilgili sayısal herhangi veri olmamakla birlikte milyonlarca insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

İspanyol gribi ise 1. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden hemen sonra ortaya çıktı.  Yaklaşık 500 milyon kişiye bulaşarak 40 - 50 milyon kişinin ölmesine neden oldu.

Asya gribi 1957'de Çin'de başlayan Influenza-4 virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak insanlara bulaşması sonucunda ortaya çıktı.  1.1 milyon kişi öldü. Salgın, bulunan aşı sayesinde durduruldu.

Yakın tarihleri yazmaya gerek yok. Hepimiz bu süreci geçirdik ve geçirmeye devam ediyoruz. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere Pandemiler, savaşlara neredeyse rahmet okutuyor. İddia edildiği gibi eğer ezoteristler Dünya’ya ayar vermek istiyor iseler pandemiden daha kullanışlı aparat bulamazlar. Aslında tüm pandemilerin önü ya da arkasının uzun süren savaşlarla dolu olduğunu da görürüz. Ukrayna’ya değinmeden geçemeyeceğim, devam.

Ukrayna- Rusya Savaşının Ruslar tarafından başka ülkelere de yayılacağını öngörmüştüm. Hala aynı tahminimi muhafaza ediyorum. Dökülen Rus Ordusu’nun bize yansımasının sonuçlarının ne olabileceğini bu gazeteye yazdığım “Çanlar Türkiye İçin Çalıyor” başlıklı ilkyazımda belirtmiştim. Bizimde Batı ile mücadele dönemimiz başlıyor. Topraklarımız verimli, Ordumuz güçlüdür. Türk tarihinin son iki yüz yıldaki en güçlü olduğu dönemdeyiz. Yeter ki yöneticilerimiz, devlet ciddiyetine sahip ve devletten başka güç ve yapıları Milletimizin başına bela etmeden, liyakate önem vererek devlet yönetmenin gereğini yerine getirsinler. Mafyalarla hatta suç makinesine dönüşmüş insanlarla fotoğraf vererek güvenimizi sarsmasınlar. Bizlerde, korkmadan kişisel küçük tedbirlerimizi alıp önümüze bakalım. Kalın sağlıcakla.