Bugün, 18 Ocak 2026 Pazar

Olgun YÜKSEL


ŞAH ve MAT

ŞAH ve MAT


 Değerli okurlar, hemen her yazımda olduğu gibi, konuya yine Ukrayna-Rusya Savaşından başlıyorum. Hepinizin malumu olduğu üzere Rusya, Ukrayna topraklarından işgal ettiği dört ana yerleşim sınırlarındaki bölgeleri, ilhak ederek Rusya toprakları olarak ilan etmişti. Fakat işler hiçte Rusların arzu ettiği gibi gitmiyor. Şimdi bölgeleri, isimleriyle yazarak sıkılmanızı istemiyorum, ancak Herson denilen Kırımın kuzeyinde ki bölgede, Ukrayna Ordusu güçlü taarruzuna devam ederek cepheyi yarmış gibi gözüküyor. Buradan Kırıma doğru ilerleyerek Krım’ı kurtarmayı amaçladığı anlaşılıyor. Anlayacağınız 2014 yılında Ruslar tarafından işgal edilen Kırım, Rusların elinden çıkacak olursa Ruslar açısından sonrasını tahmin edemiyorum. Eğer göze alabilirlerse iş başka mecralara kayacak demektir. Kuzeyde ise Harkov denilen bölge de de sıkışmış durumdalar. Bu günlerde Putin’in yerinde olmayı asla istemezdim. NATO, Ukrayna Ordusunu resmen bir savaş makinasına döndürmüş gözüküyor. Artık Rusya son çareye başvuracak mı? Ya da bu savaş 1. Dünya savaşında Çar’ın başını yediği gibi Putin’inde başını yiyecek mi?

        Ukrayna Cumhurbaşkanı çıtayı iyice yükselterek, savaş başlamadan önce kendisiyle görüşmeyen Putin’le görüşmeyeceğini, Putin’siz bir Rusya ile görüşebileceğini açıkladı. Savaş tüm şiddetiyle devam ediyor ve uzun süreceğini tahmin etmek güç değil. Ruslar açısından iki seçenek kaldı. Ya Putin Nükleer seçeneğini kullanacak, ki zor görünüyor çünkü Ukrayna da ki Rus varlığı yok edilecek şekilde mukabelede bulunulacağı kesinleşti. Ya da Ruslar Putin’i “hal” edip, Ukrayna ile masaya oturacaklar. İzlemeye devam. Hayatta olursak göreceğiz.

İran nereye gidiyor?

       Haberlerde izlediğimiz gibi İran’da, 22 yaşındaki bir genç kızın saçının bir kısmı gözüküyor diyerek İran Ahlak Polisleri tarafından darp edilerek ölümüne sebebiyet veren vaka sonrası İran sokakları karışmıştı. Bu durum ABD tarafından beklenen bir olay değildi. Zira Uranyum zenginleştirerek Nükleer Bomba yapımında belli bir seviyeye ulaşan İran ile anlaşmak üzereydiler. O nedenle İran’daki halk ayaklanmasına destek verdikleri söylenemez. İran dini lideri Hamaney’in son açıklamasıyla, İran’da sokakların boşalması şimdilik mümkün görünmüyor. Geçmişte her olayı dış düşmanlara bağlayan İran Rejimini artık, halk dikkate almıyor. Hamaney’in, yine olayları dış düşmanlara bağlaması ve sokaklara çıkan halkın cezasız kalmayacağını açıklaması, halkın daha da öfkelenmesine neden oldu.  Tebriz deki Üniversite Öğrencilerine ateş açarak katliama hazırlanan devrim muhafızlarının karşısına, İran Halkı çıkarak buna mani oldular. Rejim için zor günler devam ediyor. Halk bu sefer sokakları boşaltmıyor. Eğer bu hareket, bir lider bulabilirse İran rejimi geçmişte uyguladığı katliamların aynısını, kendileri yaşayacağa benziyor. Hele ki Devrim Muhafızlarına yönelik öfke hiç dinmiyor. Osmanlı döneminde 2. Mahmut’un, yeniçeri ayaklanmasına karşı halkın karşı ayaklanmasını sağlayarak, 30 bin yeniçerinin uğradığı akıbete uğrayabilirler. İzlemeye devam. Göreceğiz.

Libya’da Batı’ya karşı ileri hamle.

      Geçmişte, Devletimizin Libya ile Akdeniz’deki MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) antlaşmasını imzalamasını, alkışlayarak karşılamıştım. Hatta bazı arkadaşlarım, Trablus’un düşmek üzere olduğunu ve kısa süre içinde akamete uğrayacak bir antlaşma olduğunu belirtmişlerdi. Ben de aksini iddia etmiştim. Üzerinden yaklaşık 2,5 yıl geçti. Şimdi ise Libya’da petrol ve doğal gaz aramak üzere antlaşma imzalanarak, AB ve ABD ile kora kor, dişe diş mücadele kararı alındığını görüyorum. Doğu Akdeniz de işler iyice kızışacağa benziyor. Türkiye’yi kuşatarak sıkıştırmaya ve Rusya’nın akıbetine uğratılma restini çeken, Batı’nın restinin görüldüğü anlaşılıyor. Bu hamleye, Batı nasıl karşılık verebilir? Bu hamlenin karşılığının Yunanistan’dan geleceğini tahmin ediyor hatta bekliyorum. Muhtemelen bunu devlet aklımızda görüyor ve buna göre gardını almıştır. Zaten aldığını da biliyorum. Trakya’da çok önemli askeri yığınaklanmanın olduğunu tahmin ediyordum. Artık haberlerini de alıyorum. Aynı zamanda Suriye’de ki sınır birliklerinde de benzeri hazırlıkların bittiğini tahmin ediyorum. Ordumuzun her iki bölgede, her türlü ihtimale göre tertiplendiğini tahmin etmek güç değil. Bunu ulusal basında hiç kimse yazmıyor ya da yazamıyor.  Sayın Cumhurbaşkanı’nın “bir gece ansızın gelebiliriz”  cümlesini, uluorta miting meydanlarında söylemesini eleştirmekle birlikte,  gidişatın bizi buna mecbur bıraktığını da görüyorum. Yunanistan’a Ege Denizinde, Deniz Kıta Sahanlığını her an 12 mile çıkartabilirler ya da aynı saha da bir uçağımızı düşürebilirler. Yunanistan’a bu çılgınlığı yaptırma ihtimali çok güçlü ihtimal olarak görünüyor. Süreç çok hızlı ilerliyor. Yanılmayı herkesten çok fazla istediğimi de belirteyim. Bizim için olası bir savaş çok erken. Daha zamanı var. Fakat çok zorlanıyoruz. Allah Yüce Türk Milleti’nin yar ve yardımcısı olsun. Dünya, tarihte olduğu gibi, yeniden, Yüce Türk Milleti’nin ve Ordusunun kudretini görecektir.

        Hani ABD’den F- 16 savaş uçağı alımı vardı ya. İlk duyduğumda, değil savaş uçağını almak,  maketini dahi alamazsınız diyerek iddialı bir yazı yazmıştım. O dönemde gazete de yazmıyordum. Beni özel sayfamdan takip eden okurlar mutlaka hatırlıyordur. Hala aynı sözümdeyim.

Kalın sağlıcakla.